| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

6 "yaşam" etiketi kullanan gönderi "yaşam" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Zevkli Cinsel Yaşam İçin Dokuz Öneri

 
 



20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.




Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.




2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.




3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.




4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.




5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.




6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.




7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.




8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.




9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

kırım kongo kanamalı ateşi


Son yillarda daha sikca duyulmaya baslayan, bahar-yaz donemlerinde artis gosteren ve agirlikli olarak keneler araciligiyla bulasan virutik bir hastaliktir. İlk olarak 1944 yilinda kırım da, sonra 1956 yilinda Kongo da tanimlanmis ve sonra ayni hastalik oldugu anlasilmistir.






Keneler, kan emerek beslendikleri icin hemen tum yabani ve evcil hayvanlarin inek, koyun, kopek, kemiriciler, yerde beslenen kuslar vb. uzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana gecebilirler.


Ayrica, calilik ve yesil, yuksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek icin dogrudan insanlara da gecip isirabilirler. Bu nedenle daha cok kirsal bolgelerde ve hayvancilikla ugrasan kisilerde gorulmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.

Virus ile bulasmis keneler, kan emisini tamamladiktan sonra ayrilirken bir sivi salgilarlar. Virus genellikle bu sivi ile bulasir. Kan emdikleri ve virusu bulastirdiklari tum canlilar hasta olabilir fakat hastalik genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az gorulmekle birlikte hasta hayvanlarin salgilari ve kanlari araciligiyla da hastalik bulasabilir.

Kenelerin kan emisi genellikle uzun bir surectir. Sinekler gibi hemen sokup kisa surede kan emisini birakmazlar. Kan emmeye baslayan kene, agiz kismindaki hortumunu cilt icine sokar ve doyuncaya kadar cikartmaz. Bu hortum, geri cikisi engellemek icin cikintilar icerdiginden kolay cikmaz. Bu nedenle keneyi cikartmak icin zorlamamak gerekir. cok zorlandiginda siviyi erken salgilayip virusu bulastirabilir veya boru kismi koparak cilt icinde kalabilir. Ayrica, zorlama kenenin patlayarak enfekte sivi ve kaninin cildimizdeki ciziklerden ya da gozumuze sicrayarak bulasmasina yol acabilir. Bu nedenle vucuda yapisik kene goruldugunde bir cimbizla agiz kismindan tutularak yavasca saga-sola oynatilip bir vida gibi cikartilmaya calismali ya da bir saglik kurumuna basvurularak cikartilmasi saglanmalidir.



Hastalik olusmasi ve bulgulari:
Hastalik genellikle kene isirigi ile virusun bulasmasindan 1-3 gun sonra ortaya cikar. Bu sure en fazla 9 gune kadar uzayabilir. Hasta hayvanin kan ve vucut sivilari bulasmis ise bu durumda hastaligin ortaya cikisi 13 gune kadar uzayabilmektedir.

Ates, kiriklik, bas agrisi, halsizlik, asiri duyarlilik, kol, bacak ve sirtta siddetli agri ve belirgin istahsizlik bulgulari ile baslar. Bazen kusma, karin agrisi ve ishal olabilir.
İlk gunlerde yuz ve goguste kucuk cilt alti kanamalari, gozlerde kizariklik, govde, kol ve bacaklarda bir yere carpmis gibi cilt alti kanamalar olusabilir.
Burun kanamasi, kanli kusma, kanli diskilama, kanli idrar gorulebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Agir olgularda hepatit, karaciger, bobrek, akciger yetmezlikleri olusabilir.

Tedavi: Diger cogu virus hastaliklarinda oldugu gibi bu hastaligin da dogrudan bir tedavisi ve etkili bir ilaci olmayip daha cok destek tedavisi ve bulgulari gidermeye yonelik tedaviler ve bazi antivirutik ilaclar uygulanmaktadir.

Erken donemde baslanilan destek tedavi daha basarili sonuc vermektedir. Gec baslanilan tedavi ve agir seyredebilen hastalik oldurucu olabilmektedir.
Hastaliga karsi asi calismasi yurutulmekle birlikte henuz koruyucu bir asi gelistirilememistir.

Korunma:
Hastalik, kenelerin sokmasi sonrasi salgiladiklari siviyla, kenelerin cikartilirken ezilmesi sonucu cikan sivi ve kaniyla veya kene sokmasi sonucu virusu alip hasta olmus hayvanlarin kan ve salgilari ile bulasabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerlesik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanlari kenelerden uzak tutarak kenelerin yayilmalari engellenmelidir.

Yesil ve piknik alanlarina gidildiginde su kenarlari, otlaklar, calilik ve yuksek otlu alanlar uzun giysiler giymeli, bacaklari acikta birakmamali, pacalar corap icine konulup kenenin vucuda ulasmasi zorlastirilmalidir. Donuste tum vucut kontrol edilip yapisik kene olup olmadigina bakilmalidir.

Yesil alanlara giderken bocek kacirici sivi ve jeller cilde surulebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa saglik
sakincalari oldugu dikkate alinmalidir. Hayvan besliyorsaniz hayvanlarinizi dolastirirken onlara da bu sivilardan surebilirsiniz.
Vucuda yapisik kene tespit edildiginde keneyi cikartmak icin fazla zorlamamali, halk arasinda yaygin oldugu sekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin uzerine kolonya, alkol veya diger kimyasal maddeler uygulanmamalidir. Bu maddeler kenenin daha erken asamada kusmasina ve enfekte siviyi vucudumuza salgilamasina neden olabilir.

Vucuda yapisik kene tespit edildiginde eldiven takarak ve bir cimbiz ile kene vucuda yapisik agiz kismindan tutularak yavasca saga-sola sallanarak bir vida gibi cikartilmali veya bir saglik kurumuna basvurularak cikartilmasi saglanmalidir.
Hasta kisiler ile temasta vucut sivilari araciligiyla bulasma olabilecegi unutulmamalidir.

Artik piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karsilasmamaniz dilegiyle,

Gerdek Gecesi ve İslamiyet

GERDEK (ZİFAF) GECESİ
Evlenen bir çiftin ilk gecede gerdeğe girmesine “zifaf” denir. Zifaf
gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek çok genç erkek ve genç kız bulunduğunu
sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi nasıl
geçireceklerinin şaşkınlığı altında adeta ecel terleri döküyorlar.

Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar.
Bilmedikleri konular hakkında yeterli bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik yaşamı boyunca o
gecenin anıları belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki o gece nasıl
davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
Biz bu bölümde gençlerimizin ve
genç kızlarımızın gereksinim duydukları bilgileri ayrıntılarıyla vermeye çalışacağız.

Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk
gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini
atmış olacaklardır.

Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu
konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak
yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da
bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da cinsel
ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç
çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen yardımcıları tarafından ayrı ayrı
cinsel bilgiler verilir.
Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma
nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden biri de: cinsel
uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi
yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir.

Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve yengeden almaktadır. Düğün gününe
kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence, adeta düğün töreninin bir
parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır.
Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri gençlere anlatılır. Bu
bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni başlayınca sağdıç, damat veya
babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın
mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi
veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de mutlu bir evlilik
yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de
geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler verirler.

Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en büyük rolü erkek üstlenir.
Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış
olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam
boyu unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
kaçınmalıdırlar.
Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı
olmalıdır. Erkeğin saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı
cinsel ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:

Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler
söylenilmiş, romanlar yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan konu! Kimi çiftler
için sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için anlatılmaz bir kabus, bir
utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı… Gerdek…
Bu gece hiç bir
zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli ve dikkatle
hazırlanmalıdır.
Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya
da erkeğin bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir etkisi olabilir.
Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve ilk cinsel ilişkide nelere
dikkat edilmesi gerektiği hakkında doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
İlk Geceye

Psikolojik Hazırlık:
Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun
giderek kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki sırf bu yüzden
yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık bulamamanın üzüntüsü
içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi, “Acaba eşimi mutlu edebilecek
miyim?” diye düşünür. Kimisi ise “Çok canım yanacak mı?” diye sorar kendisine. Bunun gibi
çeşitli sorular rahatsız eder onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok önemli. Üzerinde
durulduğu kadar var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi edinirseniz,
bütün evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize geçirmiş
olursunuz.”

Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında
bilgisizlikten başka bir şey neden olmuyor.
Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk
cinsel ilişkilerini evlilikten önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda ise, genç erkeklerin
acemliğine saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen kadın tarafından
genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler karşısında cinsel birleşmeyi
bile gerçekleştiremiyen, ereksiyona (penisin sertleşmesine) geçemiyen erkekler olmaktadır.

Tecrübe kazanmak isteyen genç, ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta veya
ereksiyona geçememek gibi çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah”ın nikahsız
cinsel ilişkiyi haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek…
Genellikle genç
kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle bakarlar. Kızlık zarı denen şey nasıl bir
nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel ilişki sırasında, hele başlangıcında kendisi nasıl
davranacaktır?
Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları
taşıyan. Erkek de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire mi, yavaş yavaş
mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?

İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak
ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda büyük
sorumluluklar taşıdığı söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir bu. Ama büsbütün
de doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani sorumlulukları
eşit şekilde paylaşmaları… Bu yüzden genç kız, onun sıkılganlığını arttıracak, sinirlerini
bozacak, içindeki fırtınayı şiddetiendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe yardım etmek
yalnız erkeğin karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
İlk birleşmede
kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece basit bir problemdir…

Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek yırtılır. İnce ve esnek ise duyulan
acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması biraz daha zor ve ağrılı olur… o Ama bunu gözlerde
fazla büyütmemek gerekir. Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da akar… Ancak
bazı zar şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
İlk gece ile ilgili güçlükler,
yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar değildir elbette. Sinirsel gerginliği ile ilgili
güçlükler, bunlardan çok daha önemlidir.
Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları
yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin korku ve heyecandan ekseriya sinirleri gerilmeye
başlar. Bu gerginliğin doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları açıklıyalım:

Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki kaslar gerilir ve
bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar bir hale gelir. Bundan başka,
nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk vermeye çıkan bir kimsenin heyecandan ağzı
kurursa, aynı şekilde korku ve heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi kurur ve
kayganlaşmaz. Böyle olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.

Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan kullanılacak bir vazelin ile
sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin organına boydan boya vazelin sürmesidir.
Böylece penisin, vajinaya girmesi kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri geçirip iyice
yatışıncaya kadar tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen geçip ihtiraslı
bir arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki kaslar gevşer
ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda cinsel ilişki çok daha kolay
ve rahat olur.
Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmiyeceğini tahmin
ediyorsa, o zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.

Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız bırakabilir. Günlerden ve
saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki son günler ve gecelerede karısıyla
cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek üreme organlarını ve sinir merkezlerini fazlasıyla
yormuştur. İşte gerek bu heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel organının
sertleşmediğini görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref ve itibarinin
mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymıyacağını düşünerek delice bir
acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun bıraktığı için
sınırsız bir sıkıntı duyar.

Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve
anlayışsız davranırsa, ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı boyunca sürüp
gidecek bir şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve anlayışlı bir
kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler söylemek, işi
şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan geldiğini ve hiç bir öneminin
olmadığını belirterek, onun kendine tekrar güvenini kazanmasını sağlamaya çalışmaktır.
Eğer kocasının tutukluğunun o akşam geçmiyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir talepte
bulunmadan, ilk cinsel birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya ve rahat bir
uyku uyumaya davet etmelidir.

Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler,
daha zifaf odasına girer girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar. İkisi de bir süre
oturup dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine alışmalı ve
ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını hissederlerse, o
zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı yorgunsa, bu yüzden içlerinde
gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en iyi yoldur.
Ayrıca şu da hatırlanmalı ki eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki hiç de zevk verici
ve tatmin edici olamaz.
Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı
ve birbirlerine moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla, birbirlerine
yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.

Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert olduğu zanni ile normal
cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamıyacakları korkusu ile parmakla veya başka şeyler
sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları duyulmaktadır. Asla böyle şeylere gerek
duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca başarabilir. Aynı
şekilde genç kızlara da kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği korkusu
yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde yeteri kadar
fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel birleşmeye güzelce psikolojik
olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç proplemsiz ve acısız bu iş başarılabilir.
Toplu iğenin ucunun batması kadar veya soğan zarının yırtılması kadar kolay ve habersiz
bile olabilir.

Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks yapabilir.
Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı bambaşkadır. Kimi erkek için aşk
başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç sevmediği bir kadınla da cinsel doyum uğruna
yatabilir. Kadının durumu ise farklıdır.
Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın
ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden fazla uyanmazlar. Bu
bakımdan erkek, önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış gördükten
sonra yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu hareketleri ile kadını
kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların ruhlarına
varabilmek çok önemlidir.

Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman
olduğunu bildiği, ama cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa kollarının
arasına alır, öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta yakın
zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman askerleri
için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile arzularına boyun eğen bir
kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının tabii bir halidir. Ama kadın için böyle
değildir. Kadın ancak beğendiği, hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek orgazma
varabilir.

Genç kızın ilk birleşmede orgazm”a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu içinde yaparlar.
Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir. Kadınların çoğunluğu uzun
bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada dikkat edilecek bir özellik daha vardır. Bir
çok kadın haksız yere soğuklukla itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın demektir.
Vücutça ve ruhça sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı düşünülemez.
Erkek önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır ki,
karısından şikayetçi olmalıdır.

Gerdekte Damadın Heyecanı:
Bir çok damatlar
da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların deneyimsizliklerinden gelir
belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak aldıkları kadına ilk olarak bu kadar
yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir. Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa
kapılabilir.
Gerdekte Geline Düşen Görev:
Gelin bu konuda yumuşak, yatkın,
şefkatli ve anlayışlı davranarak damada yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin kızlık
zarını yırtacak kudrette bir ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da ona dayanılmaz bir
aşağılık kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha görmek
istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.

Kızlığın Giderilmesi:
Kızlık zarının bilimsel adı hmen”dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini babasının
evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin kesin bir karara varmadan
hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu bir doktorla konuşması en uygun yoldur.
Çünkü yarı bakire denilen kadınlar vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar”ı yırtmadan vajinaya
girebilir. Çünkü zarın şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi kadınlarda bir
doktor müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca vajina girişi
geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen kanama görülmez.

Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
* Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi
bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son
günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları,
endişe ve korkuları olabilir.

* İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden
çok fazla şey beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi
haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya erkeğin
ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak anlayış göstermelidir.
Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç kızı eşi zorla ilk gece cinsel
birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan ve aşırı yorgunluk nedeniyle erkeğin hiçbir
girişimde bulunamaması da olağandır. Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve esinin
erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.

Kanlı Çarşaf Rezaleti:
İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla
gelin gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek üzere
yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha iğrenç bir şey
düşünülemez!

* İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve
başkalarına antatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç evlilerin bir ömür
boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf bekleyen
namus bekçileri (!), gençleri aceleye sevketmekte ve huzursuz etmektedirler. İleride genişçe
izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel ilişkiden önce yapılması gereken sohbet, ön
sevişme gibi eşleri birbirine yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman
bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik baskı altına
almakta ve kolay iş zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla
sonuçlanabilmektedir.

Başarı gösteremiyen erkek utançtan yerin dibine geçer… Ne yazık
ki…
Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl yaşarlar?!
Ama
kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç yüzünden eşini
öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan cinsel birleşmeye karşın
beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda bekliyenlerden çekinerek yalnız kendilerini
ilgilendiren bir meseleyi aralarında halletmek imkanından yoksun bulunduğu için günahsız
karısını kovar. Tıbbî araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça zina ile
suçlayan erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna göre) iftira
cezası olan 80 sopayı hak eder.

Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de
kadının da çevrenin de ilk gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
Gençler,
anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de vermeyin.
*
Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice alınamayınca, gelin,
damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar ve lüzumsuz kavgalar meydana
gelmektedir.
Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
“Kıyamet günü Allah katında insanların en
şerlilerinden biri de eşiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını (cinsel davranış
özelliklerini) açığa vurandır.” (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)

* Diğer önemli bir konu da
cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Kızlık zarı başlığı altında bu konuya
oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar belirtmekte fayda olduğu kanısındayım. Bazı kızlık
zarları fazla dar değildir veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma
olmayabilir. Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış
değerlendirme yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana getirmemek
için tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine
başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde gerçek ortaya çıkar ve
genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.

Netice olarak;
gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır. Kanlı çarşaf gibi yanlış ve
İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse, gereken kontrolü damat kendisi yaptırmalı
ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız, sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür boyu karısına
karşı mahcup olmaması açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden karşılıklı
konuşarak birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman doktora
birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
* İlk gece hakkında bir başka
yanlış kültür de “Erkek ne kadar sert olursa, karısını ne kadar fazla korkutursa, bu korku
ömür boyu itaati gerektirirmiş!”

Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi,
kocasından çok korkan ve nefret eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez, zerre kadar
da saygı duymaz. Fakat zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve kişiliksiz koca da
birileri tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir. Başkalarının
yanında karısına bağırmanın “erkeklik” tadına varır. Tıpkı, karısına bir tek sözü
geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put gibi durduğunu yine bir vesile ile
karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz ve kompleksli koca da karısının kendisinden nasıl
korktuğunu başkalarına gösterme gayretindedir.

İlk gece bilhassa erkeğin en fazla
nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını en sonuna kadar açması gerektiğini, morallerin en
yüksek derecede olması gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da, ilk gecede
erkeklik gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
Saygı, korku ile
kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı, insanı mutlu edenidir.
*
Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden aileler arasında
ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır. Bundan da gelin ile damadın
moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine duyacakları mahcubiyet, cinsel hayatlarına etki
etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk, bir ömür
boyu sürmektedir.
Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok
yanlıştır. İnsanlık dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
* İlk gece hurafeleri
bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek olsun diye.

Halbuki erkek evlat
isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah”ın koyduğu bir tarif var: “…onlara kız
çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri utançlarından simsiyah kesilir,..”, “…Kızları
olduğu için halktan utanıyor, o çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi diye
düşünüyorlardı…” (Kur”an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)

İslamdan önceki cahiliye
dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki cahiller de aynı düşüncenin tesiri altına
girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar. Halının altına
gelinlik koymak, kadını karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi insanlık ve
İslam dışı bir sürü hurafeler ve zulümler…
İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor
işte. Kimi kadına zulmeder, kimi kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de hayvana
zulmeder…
İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:

İlk gece ve cinsel birleşme için
eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden hazırlanmalı, bilgilendirilmelidirler. “Aman aceleye
getirme!” uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup
dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi
kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç
zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan
daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara
karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel
birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok
şey duymuş ya da okumuş olursa olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer aldığı
zaman iş tamamen değişir.

Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: “Evlenmeden önce
çok şey bildiğimi sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum odasında
çalışmıştım. Bir sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide bulunan kişi
ben olunca durum bambaşka oldu.”
Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik,
yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu
muymuş?”

Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
Gene tipik olarak,
hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak
suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki

burada birayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor,sürüp gidiyorsa
o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni
başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler,
üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında
hala bir yaşındaki gibi “sendeliyorsa” durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu
birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini,
vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması
doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu
da çok önemlidir. Çünkü bir kez “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı
gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Gerdekte genç kızın
bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve
gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları
büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu
da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi
kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.

“İlk
gece”de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca
nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş yapmaya çalışan
erkek cinsel organı penis, bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can
acısı duyacaktır. İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp
gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları
hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı
konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Bazı kadınlar: “Genç kızlığımda
kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle kalın, sapasağlam bir zar ki ilk gecede zavallı
kocam bunu yırtıncaya kadar akla karayı seçecek!” zannederler.
Bazı kadınlarda,
“Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim” zannındadırlar.

Gerçekte kızlık
zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması
imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük,
kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık
zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin
zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama
vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Adet sırasında tampon kullanan genç
kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan
“iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.

Biz dönelim ilk geceye.
Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı sırasında iyice gerginleşmesi
doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının
sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır.
Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Buda erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir.
Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi
olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda
kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
birbirinizi yüreklendirmek, kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da
yarar sağlayabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı,
herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmalarıdır.
Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır
ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de
yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sarılmak,
okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması
gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu
hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü daha sonra
gelecektir.

Sağlıklı Beslenme,Sağlık İçin Balık yemeliyiz

Sağlık İçin Balık »

Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme [...]

Hangi renk besin neye faydalı »

Meyve ve sebzelerin renkleri sağlığımıızı nasıl etkiliyor ?
Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi’nin yaptığı ortak araştırma diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor. Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.”Ne yersek oyuz” sözü bir kez daha doğrulandı.
Yapılan son çalışmalar, günlük [...]

Besinler ve Kalori Değerleri »

Tahıllar
Miktar
Kalori
Süt ve Süt Ürünleri
Miktar
Kalori

1Dilim beyaz ekmek
28 gr
70-100
Yoğurt (yağlı)
100 gr
90-100

1dilim kepekli ekmek
28 gr
55-60
Süt (yağlı)
100 gr
66-70

1 adet kruasan
180-200
180-200
Yoğurt (yağlı-meyveli)
100 gr
120-150

1 dilim kızarmış ekmek
10-15
25-35
Beyaz peynir(yağlı)
100 gr
260-290

Bisküvi
100 gr
450-480
Kaşar peynir
100 gr
400-425

Mercimek (kuru)
100 gr
314
Parmesan peyniri
100 gr
420-460

Arpa (kuru)
100 gr
367
Yumurta (orta boy)
100 gr
80

Bulgur (kuru)
100 gr
371
Yumurta beyazı
1 Adet
15

Kuskus (kuru)
100 gr
367
Yumurta sarısı
1 Adet
65

Mısır (kuru)
100 gr
342
Etler

Buğday(kuru)
100 gr
364
Biftek (ızgara)
100 gr
278

Susam
100 [...]

Meyveleri ne zaman yemeliyiz? »

Bir görüşe göre meyveler hemen yemek üzerine yenmemelidir. Meyve tüketiminde en uygun zaman meyvelerin yemekten iki saat önce veya iki saat sonra tüketilmesidir. Çünkü, meyvelerdeki şeker, yemekten önce veya ayrı olarak daha kolay sindirilir.
Meyvelerden sonra salata tipi şeylerle öğüne başlamak yararlı olur. Daha sonra tahıl ürünleri ve sebzelere yer vermek besinlerin vücuda sağlayacağı yararlar açısından [...]

Yapay tatlandırıcılar faydalı mı; zararlı mı? »

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli [...]

Kansere soya tedavisi »

THE Marmara Oteli’nde dün düzenlenen “Onkolojide Yeni Gelişmeler” konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, “Hastalara ucuz ve yan [...]

Fast food beyine zararlı mı? »

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. ‘Sustain’ adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı’nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreni’ ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, “Vücudu iyi beslemek,

Zeytinyağının Faydaları »

Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor.İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
.Kanser riskini azaltır:İçerdiği ‘polyphenols’, bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
.Kalbi korur:Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı [...]

Kilo verdirecek besinler »

İşte size kilo verdirecek besinler..Vücutta yarattıkları etkiler de ilginç.. ngiltere’de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle…

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün [...]

Kanserden koruyan besinler »

Kanserden koruyan formülİşte dünyanın en geniş çaplı araştırmasına göre kanserden korunmanın yolu! Dünya çapında beş yılda 500 bini aşkın kanser araştırması incelendi. En geniş çaplı araştırmadan şu sonuçlar çıktı
Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, [...]

Doğru beslenme ile maksimum sağlığa ulaşmak »

Optimum beslenme ”minimum hastalık riski, maksimum sağlık” dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir. Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi.
Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi) Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme Kongresi’nin ikincisi [...]

Besinlerin antioksidan oranı »

Antioksidanların hepsi aynı derecede etki yapmaz. Barbunya, fasulye ve doğal yaban mersini gibi bazı besinlerdeki ”kanserojen madde emme kapasitesi” daha yüksek Antoksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri ve oksijeni absorbe ederek etkisiz hale getirirler, böylece bizi korumuş olurlar. İşte bu emme yeteneği ORAC değeri ile ölçülüyor. Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi yani ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değişik [...]

Baklavanın sağlıklısı mı? »

Diyabetik baklava ve zeytinyağlı baklava bir süredir tüketicinin hizmetinde. Bu baklavalar daha sağlıklı belki ama tükettiğiniz miktara mutlaka dikkat edin Tübitak MAM kongresi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Kongreye katılan birçok firma vardı. Peynir, süt, yoğurt, hindi, tavuk, zeytin, zeytinyağı, bisküvi, ekmek üreticileri gibi. Bir çoğunu kongrede görmeye alışığız ama baklava ve Türk kahvesi sürpriz [...]

Yetersiz beslenme kısa boylu yapıyor! »

Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı görülen boy kısalığı Türkiye’de her 100 çocuktan 12’sini etkiliyor. Beslenmenin ilk yıllarındaki kayıpların telafisi yok.
Tüm dünyada bir taraftan obezite salgını ve bu salgının çocuklar üzerindeki ürkütücü etkilerinden bahsedilirken bir taraftan da beslenme yetersizliği sorunu çocukların önemli bir kısmını etkiliyor. Türkiye dahil pek çok ülkede görülen beslenme yetersizliğinin en önemli sonuçlarından bir

 

Sağlık İçin Balık »

Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme [...]

Hangi renk besin neye faydalı »

Meyve ve sebzelerin renkleri sağlığımıızı nasıl etkiliyor ?
Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi’nin yaptığı ortak araştırma diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor. Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.”Ne yersek oyuz” sözü bir kez daha doğrulandı.
Yapılan son çalışmalar, günlük [...]

Besinler ve Kalori Değerleri »

Tahıllar
Miktar
Kalori
Süt ve Süt Ürünleri
Miktar
Kalori

1Dilim beyaz ekmek
28 gr
70-100
Yoğurt (yağlı)
100 gr
90-100

1dilim kepekli ekmek
28 gr
55-60
Süt (yağlı)
100 gr
66-70

1 adet kruasan
180-200
180-200
Yoğurt (yağlı-meyveli)
100 gr
120-150

1 dilim kızarmış ekmek
10-15
25-35
Beyaz peynir(yağlı)
100 gr
260-290

Bisküvi
100 gr
450-480
Kaşar peynir
100 gr
400-425

Mercimek (kuru)
100 gr
314
Parmesan peyniri
100 gr
420-460

Arpa (kuru)
100 gr
367
Yumurta (orta boy)
100 gr
80

Bulgur (kuru)
100 gr
371
Yumurta beyazı
1 Adet
15

Kuskus (kuru)
100 gr
367
Yumurta sarısı
1 Adet
65

Mısır (kuru)
100 gr
342
Etler

Buğday(kuru)
100 gr
364
Biftek (ızgara)
100 gr
278

Susam
100 [...]

Meyveleri ne zaman yemeliyiz? »

Bir görüşe göre meyveler hemen yemek üzerine yenmemelidir. Meyve tüketiminde en uygun zaman meyvelerin yemekten iki saat önce veya iki saat sonra tüketilmesidir. Çünkü, meyvelerdeki şeker, yemekten önce veya ayrı olarak daha kolay sindirilir.
Meyvelerden sonra salata tipi şeylerle öğüne başlamak yararlı olur. Daha sonra tahıl ürünleri ve sebzelere yer vermek besinlerin vücuda sağlayacağı yararlar açısından [...]

Yapay tatlandırıcılar faydalı mı; zararlı mı? »

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli [...]

Kansere soya tedavisi »

THE Marmara Oteli’nde dün düzenlenen “Onkolojide Yeni Gelişmeler” konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, “Hastalara ucuz ve yan [...]

Fast food beyine zararlı mı? »

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. ‘Sustain’ adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı’nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreni’ ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, “Vücudu iyi beslemek,

 

Zeytinyağının Faydaları »

Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor.İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
.Kanser riskini azaltır:İçerdiği ‘polyphenols’, bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
.Kalbi korur:Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı [...]

Kilo verdirecek besinler »

İşte size kilo verdirecek besinler..Vücutta yarattıkları etkiler de ilginç.. ngiltere’de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle…

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün [...]

Kanserden koruyan besinler »

Kanserden koruyan formülİşte dünyanın en geniş çaplı araştırmasına göre kanserden korunmanın yolu! Dünya çapında beş yılda 500 bini aşkın kanser araştırması incelendi. En geniş çaplı araştırmadan şu sonuçlar çıktı
Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, [...]

Doğru beslenme ile maksimum sağlığa ulaşmak »

Optimum beslenme ”minimum hastalık riski, maksimum sağlık” dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir. Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi.
Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi) Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme Kongresi’nin ikincisi [...]

Besinlerin antioksidan oranı »

Antioksidanların hepsi aynı derecede etki yapmaz. Barbunya, fasulye ve doğal yaban mersini gibi bazı besinlerdeki ”kanserojen madde emme kapasitesi” daha yüksek Antoksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri ve oksijeni absorbe ederek etkisiz hale getirirler, böylece bizi korumuş olurlar. İşte bu emme yeteneği ORAC değeri ile ölçülüyor. Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi yani ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değişik [...]

Baklavanın sağlıklısı mı? »

Diyabetik baklava ve zeytinyağlı baklava bir süredir tüketicinin hizmetinde. Bu baklavalar daha sağlıklı belki ama tükettiğiniz miktara mutlaka dikkat edin Tübitak MAM kongresi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Kongreye katılan birçok firma vardı. Peynir, süt, yoğurt, hindi, tavuk, zeytin, zeytinyağı, bisküvi, ekmek üreticileri gibi. Bir çoğunu kongrede görmeye alışığız ama baklava ve Türk kahvesi sürpriz [...]

Yetersiz beslenme kısa boylu yapıyor! »

Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı görülen boy kısalığı Türkiye’de her 100 çocuktan 12’sini etkiliyor. Beslenmenin ilk yıllarındaki kayıpların telafisi yok.
Tüm dünyada bir taraftan obezite salgını ve bu salgının çocuklar üzerindeki ürkütücü etkilerinden bahsedilirken bir taraftan da beslenme yetersizliği sorunu çocukların önemli bir kısmını etkiliyor. Türkiye dahil pek çok ülkede görülen beslenme yetersizliğinin en önemli sonuçlarından bir

Salata kansere karşı koruyor »

Zengin-fakir hemen her ailenin sofrasından eksik etmediği değişik salata menülerinde kullanılan yeşil yapraklı sebze ve bitkilerin ve bazı meyvelerin içerdikleri vitamin, mineral ve öğelerle kanserden koruyucu etki yaptığı bildirildi.Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı ve İl Kanser Koordinatörü Dr. Siyami Kotan, kanser ve beslenme ilişkisi konusunda bilgiler verdi. Dr. Kotan, kanserin kontrolsüz çoğalan hücrelerin normal işlevi [...]

Ruh Halinize Göre Beslenme »

Ruh Halinize Göre Beslenme Taktikleri;
Kızgın ve öfkeli iseniz, sizi daha da sinirlendirecek, burnunuzdan solur hale getirecek uyarıcı niteliklere sahip olan çay, kahve ve şaraptan kesinlikle uzak durun. Kırmızı eti de ağzınıza sürmeyin.
Yalnızsanız ve içiniz sıkılıyorsa, rahatlamak için domates, patlıcan, biber, patates, yumurta ve karnabahar yiyin.
Kendinizi bezgin hissediyorsanız, peyniri ve kırmızı eti bir süre için unutun.
Hiçbir

 

Sağlıklı Yaşam için 3

Sağlıklı Yaşam

Cinsel Sapkınlık; Sadizm Ve Mazoizm »

Açık saçık kitaplar ya da filmlerde en çok işlenen konuların başında sadizm ve onu tamamlayan bir sapık tutum olan mazoizm yer almaktadır. Hatta aynı konulara “ciddin ve edebî romanlarda ve kimi zaman da televizyonda bile rastlanmaktadır. Batı dünyasının özellikle ilgisini çeken bir sapık tutumdur bu “Sadizm” terimi, on sekizinci yüzyılda yaşamış bir Fransız soylusunun adından [...]

Cinsel Sapkınlık; Travestizm »

Transvestit olarak tanımlanan cinsel sapık, karşı cinsin giydiği giysileri giymek ihtiyacında olan kişidir. Günümüzde, kadınlar, büyük bir rahatlıkla ve en ufak bir sakınca görmeden erkek giysileri giyebildikleri için, kadın transvestitler konusunda pek fazla bir şey duyulmamaktadır; bu konuda dikkat çeken ya da gazetelere düşen olayların büyük bir çoğunluğu erkeklerle ilgilidir, ve çoğu kez bu erkeklerin [...]

Cinsel Sapkınlık; Teşhircilik »

“Teşhirci” “Gösterici”, “Egzibisyonist” vb. gibi çeşitli adlarla bilinen cinsel sapık, yabancı kadınlara cinsel organını gösteren kişidir. Böylece, kendisini sevebilecek bir kadın bulamasa bile, yabancı kadınları korkutarak kendi erkeklik gücünü kendine tanıtlamış olmaktadır. Kadın ne kadar büyük bir korku belirtisi gösterirse, sapık da kendi erkekliğinden o denli emin olur. Ama kadın korkacak yerde, kendisine yakınlık göstermeye [...]

Cinsel Sapkınlıklar; Ayak Fetişizmi »

Cinsel yaşamda ayakların da, öteki bazı organlara oranla daha az olmakla birlikte, önemli bir yeri vardır. Erkeklerde cinsel isteği kamçılayan unsurlardan bir tanesinin de ayaklar olduğu, çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalar sonucunda doğrulanmıştır. Bir çok erkekler için, kadının göze en hoş gelen, en gıcıklayıcı üyesi ayaklarıdır. Çoğu erkekler sevdikleri kadının ayaklarını öpmekten özel bir tat almaktadırlar. [...]

Cinsel Hayatı Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler »

Hormonal nedenler
Seks hayatı ve hormonların çalışması birbiriyle önemli derecede bağlantılı. Bunun en iyi göstergelerinden biri, doğum kontrol hapı kullanan kadınların söyledikleri. Doğum kontrol hapı alınmadan önceki günler ve sonrası kıyaslandığında, kadındaki testosteron seviyesinin yükseldiği ve kadının seks isteğinin de bu duruma göre değiştiği biliniyor. Menopoz dönemindeki isteksizlikler de hormonlarla bağlantılı. Eksilen hormonun takviyesiyle kadınlar bu [...]

Menopozda Cinsel Yaşam Nasıl Olur? »

Menopozla birlikte cinselliğe ilgi azalması olacağı düşünülse de bu olay daha çok menopozla birlikte oluşan psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.
Kadın, menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağının ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğinin kaygılarını duyar. Bu şekilde artık cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini de kaybedebilir.
Gerçekte menopozla değişen olaylar düşünüldüğü gibi değildir. Menopoz yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın [...]

Cinsel Takıntılar Hakkında »

Cinsel takıntılar da dayanılması zor olan, büyük utanç ve acı veren takıntılar arasındadır. Bazı kişilerin aklına hiç istemedikleri zamanda hiç istemedikleri kişilerle ilgili cinsel düşüncüler, erotik görüntüler gelir.
Zaman zaman hastalarımız yüzleri perperişan, gözyaşlarına boğulmuş halde odamıza girerler ve sesleri boğularak, tıkanarak, utanarak anlatırlar: ‘Kızlarıma tecavüz etmekten korkuyorum. Anneme cinsel arzu duyuyormuş gibi bir hisse kapılıyorum.

 

Sağlıklı Yaşam için 2

Sağlıklı Yaşam

Asprin Ve Kalp Krizi »

Aspirin ve Trombositler
Aspirin kanınızın pıhtılaşma biçimini ekler. Bir kan damar zedelenmesi nedeniyle kanama olduğunda, trombositler denilen kan hücreleri zedelenme bölgesinde birikirler.
Trombositler kan damarındaki delikleri kapatan yapışkan bir kitle oluştururlar. Aspirin trombositlerin birikimini azaltır ve kanama olduğunda pıhtıların oluşumunu zayıflatır.
Aspirin ve Kalp Krizi
Kalp krizi, bir koroner atardamarın bir kan pıhtısıyla tıkanmasının sonucu olduğu için, aspirinin pıhtılaşma [...]

Romatizmaya İyi Gelenler »

Enginar: Vücuttaki zehiri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak
üzere gut hastalığına ve eklem yanmasına birebirdir.
Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir.
Domates: C vitamini boldur.
Tahıl: İçerdiği doğal kimyasallar, romatizmanın yol açtığı eklem
yanmaları ve romatizmal ağrıları hafifletir.
Kekik: Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların
parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma
ağrılarını büyük oranda azaltır.
Zencefil: Uyarıcı [...]

Gribe İyi Gelenler »

Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte [...]

Tansiyona Ne İyi Gelir »

Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan
hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene
çayı sindirim için iyidir.
Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez
kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat
geçmesini sağlıyor.
Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını
sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. [...]

Beyne Zararlı Gıdalar »

Zihin Sağlığı Vakfı nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, depresyon, Alzheimer ve şizofreniye neden oluyor.
İngiltere de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. Sustain adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast [...]

Dental Plak »

‘Dental plak’ da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar. Dişeti hastalığının bu erken dönemine ‘gingivitis’ denir. Gingivitis aşamasi Resim 1′de görüldüğü gibi hafif kızarıklıkla kendini belli edebileceği gibi görüntü olarak daha hafifte olabilir.
Dental plak nedir
‘Dental plak’ dişler üzerinde düzenli olarak [...]

Dişeti iltihabı (piyore) »

Periodontitis ya da halk arasında bilinen adı ile ‘piyore’ dişleri saran kemik ve dişeti dokularinin iltihabıdır. Dişler ağız içinde görebildiğimiz kron kısmı ve çene içine gömülmüş ‘kök’ten oluşmuştur. Kökler kemik için de ince lifler yardımı ile tutunmaktadır. Bunun yanında çene kemiğinin iç yüzünü saran pembe dişeti’de dişin boyun kısmına yapışır. Dişeti iltihabı sadece gözle görülen.

Göğüs Ucu Problemleri »

Bu çok sık karşılaşılan bir sorun ama genellikle normal olarak kabul ediliyor. Halbuki normal değil ve estetik olarak sizi rahatsız etmesede ileri de emzirme problemleri yaşamanıza sebep olabilir. bebekler süt emebilmek için meme ucunu damakları ve dilleri arasında tutarlar ve eğer meme ucunu bulamazlarsa ememeyebilirler.Bilmeniz gereken çok önemli bir şey de bu ameliyatı hamile kaldığınızı [...]

Gögüs Dikleştirme »

Göğüslerin sarkıklığını doğru değerlendirmek çok önemli. Sarkma ancak göğüs ucu meme altı katlantı çizgisinin üzerine gelirse başlıyor. Bu sınırın altına inmişse ameliyat olmanız iyi olabilir. eğer göğüs ucunuz en altta kalıyor ve yere bakıyorsa ameliyat olmanız çok iyi sonuç verecektir.Bu ameliyatta meme ucu yukarı taşınıyor ve meme altındaki deri fazlası alınarak göğüs yukarı doğru toparlanarak [...]

Çene Estetiğine Bilgi »

Çenenin Altında ve Üstünde olan  bozuklukları:
Bu tür bozukluklar çeneleri ayrı ayrı ilgilendiren küçüklük, büyüklük, geri ve ileri olma gibi şekil bozuklukları olabileceği gibi, her iki çenenin deformiteleri de birlikte görülebilir.
Mesela üst çene küçük, alt çene büyük olabilir. Deformitenin cinsi ve boyutları konusunda yüz görünümü ile karar vermek yanıltıcı olabilir. Sefalometrik analiz adı verilen ve [...]

Sağlıklı Dişler »

Peynir, süt, elma ve havuç gibi besinlerin içeriğindeki bazı maddeler, ağızdaki asit miktarını azaltıyor, diş çürüklerinin önüne geçiyor…
Ağızda biriken mikropların, besin parçalarından asit açığa çıkarması sonucunda diş ve dişeti hastalıkları ortaya çıkıyor. Bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemi ise düzenli fırçalama ile yapılan ağız temizliği.
Dişleri fırçalamanın yanı sıra tüketilen bazı besinlerin de diş çürüklerini önlediğini [...]

Şeker Hastalarına Müjde »

Şeker hastalığının insanlığı tehdit eden bir hastalık olarak hızla yayıldığını belirten Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, kudret narında şekeri düzenleyen dört farklı madde tespit edildiğini söyledi.
Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, şeker hastası sayısının düzensiz beslenme ve fast-food kültürünün yaygınlaşması ile birlikte hızla arttığını ifade ederek, “Ülkemizde 20 yıl öncesinde [...]

Yağ Aldırma »

Yağ aldırma konusunun tarihçesi liposuction ile başlamış olup, başta kaba bir şekilde uygulanan bu yöntem günümüzde değişik isimler ile daha ince bir şekilde yapılmaktadır. Liposhaping veya Liposculpture isimi verilen işlemlerde liposuction yöntemi daha zarif instrumanlarla üç boyutlu düşünce ve uygulama mantığıni kullanarak işlenir. Yöntemlerin hepsinde yağ dokusu milimetrik deliklerden girilen kanüller yardımı ile vakum kullanarak [...]

Dişlerin Gizli Düşmanı »

Dişlere asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı, diş erozyonu önemli bir diş sağlığı sorunu oluşturuyor.

Asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı, diş sert dokularında görülen aşınmalar olarak tanımlanan asit erozyonu, diş çürüğü ile beraber yüzyılın en önemli diş sağlığı sorununu oluşturuyor.
Şekerli veya şekersiz tüm asitli içecekler, taze sıkılmış veya hazır meyve suları, bazı meyveler, gaz içeren

 

 

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,