| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

19 "sağlıklı yaşam" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlıklı yaşam" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kalp Krizine Engel Olmak İçin 8 Öneri

 

Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin kalp hastalıklarından korunma ve tedavi klavuzu kalbimiz için yapmamız ve yapmamamız gerekenleri sekiz maddede topluyor. Son klavuzun hazırlanmasında çalışan Yunanistan Harokopio Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Antonis Zampelas, toplam yağ alımının azaltılmasıyla kardiyovasküler risklerin %20'nin altına indirilmesinin amaçlandığını söyledi. 

Avrupa Ateroskleroz Derneği'nin 77. Kongresi için İstanbul'a gelen Zampelas, Batı dünyasında günlük beslenmedeki yağ alımının yüzde 40'ı bulduğuna dikkat çekti. Zampelas, son derece sıkı bir diyet planıyla ve doymuş yağların azaltılmasıyla bu oranın %24'e düştüğünü kaydetti.

48 bin kişide toplam yağ alımıyla ilgili yapılan bir çalışmayı anlatan Zampelas, şunları söyledi:

"Tüm nüfusa günlük doymuş yağ alımı oranı yüzde 10 oranında olmalı, eğer kişinin aileden gelen riskleri varsa bu oran yüzde 7'ye indirilmeli. Süt ve süt ürünlerinin tam yağlılarından yarım yağlıya ya da yağsıza geçilmeli. Zeytinyağı tüketimi arttırılmalı Akdeniz diyetinin uygulanması ve hayvansal yağların azaltılmasıyla iki üç ayda büyük farklılıklar görülüyor"

Hazır gıdaların çoğunda bulunan trans yağ asitlerinin artık terk edilmeye başlandığını söyleyen Zampelas bisküvi, margarin gibi ürünlerin hidrojene içermeyen yağlardan üretilmeye başlandığını belirtti. Zampelas bu nedenle mutlaka etiketlerin okunması gerektiğini vurguladı.

Haftada 1-2 kez balık yenmesini öneren Zampelas, kahverengi pirinç, ekmek gibi tam tahıllı ürünleri de günde üç  kez tüketenlerde kalp damar hastalıkları riskinin yüzde 25-30 azaldığını belirtti.

"Bitkisel kökenli bir beslenme biçimi olan ve işlenmemiş ürünlerin tüketimini esas alan Akdeniz diyeti beslenme için çok uygundur" diyen Zampelas Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin klavuzunda yer alan sekiz öneri hakkında şu bilgileri verdi:

  1. Toplam enerji alımı sağlıklı bir kilonun sürdürülmesini sağlayacak kadar olmalıdır.
  2. Tüketilen toplam yağ alımı miktarı kısıtlamalı, doymuş yağların ve trans asitlerinin tüketimi azaltılmalıdır. Buna karşılık tekli doymamış yağlar, omega 6 yağ asitleri ve omega 3 yağ asitleri yeterli ölçüde alınmalıdır.
  3. Beslenmedeki kolesterol alımı kısıtlanmalıdır. Ancak beslenmedeki kolesterolün kan kolesterol düzeyini doymuş yağlar kadar etkilemediği unutulmamalıdır.
  4. Hipertansiyon gelişimini önlemek için sodyum alımı azaltılmalı, potasyum alımı arttırılmalıdır. Sodyum vetuzun azaltılması inme ve korner kalp hastalıkları riskiniyüzde 9-14oranında düşürüyor. Günde 5 gram tuz, 2,5 gram sodyumaeşittir. Sodyum, ekmekte,peynirde bulunur ve her gün bunların tüketilmesiyle fazladan alınmış olur. Hiç tuz tüketmeseniz de bu gizli tuza dikkat etmeniz gerekir. Etiketlerde mutlaka sodyum miktarına bakılmalı. Tansiyonu düşürücü etkisi bulunan potasyon, taze meyve ve sebzelerde bol bulunur.
  5. Alkol tüketimi ılımlıölçülerde olmalıdır. Erkeklerde iki, kadınlarda ise bir kadehle sınırlı tutulmalıdır. Tansiyonu yüksek olanlara ve hiç içmeyenlere kullanmaya başlamaları önerilmemelidir. Özellikle kişinin tansiyonu yüksekse kesinlikle tavsiye edilmemelidir.
  6. Meyve, sebze ve tam tahıllı gıdalar her gün tüketilmel. Günde beş porsiyon ve fazla meyve sebze tüketenlerde kalp damar hastalıklırı risk, üç porsiyon tüketenlere göre yüzde 20-30 azalıyor.
  7. Ek vitaminlerin bugüne dek bir yararı gösterilmediğinen alınmaları önerilmiyor. E,A,B12, folik asit, B6 vitaminleri ile multivitaminlerin yararı yok.
  8. Kolesterolü yüksek olan kişilere fitosterollerin alımı öönerilebilir. Kolesterolü yüzde 10-15 oranında düşürebilen bu maddelerin günde 2-3 gram alınması yeterlidir.

Elma kabuğu mucize faydası


Elma kabuğu mucizesi
Elma kabuğunda bulunan ’triterpenoids’in kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği ortaya çıktı.

Mucize maddenin ismi 'Triterpenoids'        

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Deneysel Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, ABD’de elma kabuğundaki 'triterpenoids' adlı maddenin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği veya öldürdüğünün tespit edildiğini söyledi.

Düzenli olarak tüketilmeli

Gökbel, yaptığı açıklamada, elmanın sağlıklı yaşam için vazgeçilmez meyvelerden olduğunu, ülkemizin hemen hemen her yerinde bol miktarda yetişen elmanın düzenli olarak tüketilmesinin, sağlık açısından yarar sağlayacağını ifade etti.

Çalışmalar sürüyor

Prof. Dr. Gökbel, elmanın, sağlık açısından bugüne kadar bilinmeyen yararlarının öğrenilmesi ve özellikle çağın neredeyse en önemli sağlık sorunu haline gelen kanserle mücadelede kullanılabilirliğinin tespit edilmesi için gelişmiş ülkelerde çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

Elma mucizesi

Gökbel, ABD’nin saygın üniversitelerinden Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, elma kabuğundaki ’triterpenoids’ adlı maddenin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği veya öldürdüğünü tespit ettiğini vurguladı.

Karaciğer ve kalın bağırsak için bire bir

Özellikle karaciğer kanseri, kalın barsak kanseri ve göğüs kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olan elmanın bu özelliğinin, elma kabuğundan izole edilen "triterpenoids" adı verilen maddeden dolayı olabileceğinin bilimsel çalışmalarda ortaya konulduğunu anlatan Gökbel, "Daha önce yapılan çalışmalarda elmanın, farelerde meme tümörüne karşı etkili olduğu ortaya çıkmıştı. Bu son çalışma, etkili bir kanser ilacı üretmeye yönelik bir adım sayılabilir" dedi.

Sağlık kalemi yüksek

Gökbel, ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kanser hastalığına yakalandığını, kanserli hastaların tedavisinin sağlık harcamaları içinde büyük bir yer tuttuğunu belirtti. Kanser vakalarının artmasındaki ana sebeplerden birinin sağlıksız beslenme olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gökbel, şunları kaydetti: "Özellikle meyve ve sebze tüketme alışkanlığının yeterli olmamasının da kanser vakalarının artışında bir etken olduğu söylenebilir. Akdeniz tipi beslenme, pek çok bilim adamına göre en sağlıklı beslenme tarzlarından biridir. Akdeniz tipi diyetin en önemli özelliği, sebze ve meyve yönünden zengin olmasıdır. Kanserden korunmak için Akdeniz tipi beslenmenin ana ögesi olan sebze ve meyvenin bol miktarda tüketilmesi konusunda toplum teşvik edilmeli, bilinçlendirilmelidir."

Bolca tüketilmesi için...

Gökbel, ayrıca okullarda meyve, salata ve süt gibi gıdaların öğrenciler tarafından bol miktarda tüketilmesini sağlayacak çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.

Bir haftada 9 kilo verin saglık için

Bir haftada 9 kilo verin


Hem aç kalmadan, hem spor yapmadan bir haftada 9 kilo verebilirsiniz. Üstelik son gün herşeyi yemek serbest. Nasıl mı?
Pazartesi

Kahvaltı: Sade kahve istenilen miktarda

Öğle : İki katı yumurta-az tuzlu ıspanak

Akşam: Büyük ızgara steak-yeşil salata-kereviz


Salı

Kahvaltı: Sade kahve-bir sandöviç ekmeği

Öğle: Büyük ızgara steak-yeşil salata-meyva

Akşam: İstenilen miktarda jambon


Çarşamba

Kahvaltı: Sade kahve-bir sandöviç ekmeği

Öğle: İki haşlanmış yumurta-yeşil salata ve domates

Akşam: İstenilen miktarda jambon ve yeşil salata


Perşembe

Kahvaltı: Sade kahve-bir sandöviç ekmeği

Öğle: Bir haşlanmış yumurta-havuçpişmiş veya çiğ Kaşar peyniri

Akşam: Meyve ve yoğurt


Cuma

Kahvaltı: Sade kahve-limonlu havuç

Öğle: Buğulama balık-domates sınırsız

Akşam: Izgara steak-yeşil salata


Cumartesi

Kahvaltı: Sade kahve-bir sandöviç ekmeği

Öğle: İstenilen miktarda ızgara tavuk

Akşam: İki katı yumurta-havuç


Pazar

Kahvaltı: Limonlu çay

Öğle: Izgara steak-meyva

Akşam: Canınız ne çekerse yiyebilirsiniz.




Önemli not:
8. gün bitiminde bu beslenme planı bir hafta daha tekrarlanacak. Daha sonra normal beslenmeye geçebilirsiniz. Beslenme planı tam uygulanırsa iki haftada 9kg. zayıflayabilirsiniz.


Bu diyetle vücutta madde değişimi gerçekleşir ve üç yıl boyunca kilo almazsınız. Diyet sırasında kesinlikle alkol almayınız

Erkek cinselliği hakkında yanlış bilinenler


Cinsellik birçok yanlışın doğru sanıldığı bir konu. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...Cinsellik dipsiz bir kuyu gibi. Tek bir kelime ya da belli kalıplarla anlatılmayacak kadar geniş bir alana yayılıyor.


Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Psikolog Dr. Nur Velidedeoğlu, hala tabu olarak görülen cinsellikle, ilgili kulaktan kulağa yayılan sayısız boş inanç ve mitten bahsediyor bu inançların kadınların cinselliğe bakışını olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.


Cinsellik insana haz veren aktivitelerin başında gelmesine rağmen bazen görev ve hatta işkence olarak görülebiliyor bazı kadınlar tarafından Hatta işi daha da öteye götüren kadınlar sırf partnerini mutlu etmek için orgazm taklidi dahi yapıyorlar.

Cinsel mitler
Psikolog Dr. Velidedeoğlu, Bu nedenle terapilerimizde cinsel sorunları için başvuranlara, inandığı cinsel mitleri mutlaka soruyoruz. Onların cinselliğe bakışlarını anlamaya, cinsel mitlere bağlı oluşan korkuların gün ışığına çıkarmalarına yardımcı oluyoruz diyor. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...

Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeye gider...
Bu yanlış inanış, Erkekler her zaman seks ister kadına sadece ve sadece seks için yakınlaşır düşüncesinin devamıdır ve sağlıksız bir yaklaşımdır. Oysaki her yaklaşma cinsel birleşme ile sonuçlanmak zorunda değildir.

Sevişmeyi sadece erkek başlatır ve erkek yönetir
Cinsellikle ilgilenen kadının kötü kadın olduğu düşünülür. Kadın bu damgayı yememek için partneriyle yatağa girdiğinde seksi başlatanın erkek olmasını bekler. Bu tamamen toplumda kadına ve erkeğe yüklenen rollerin devamı olan bir düşüncedir. Yani kadına annelik rolü benimsetilirken erkeğin seksle daha fazla ilgilenmesi beklenir. Ancak seks ne erkeğin ne de kadının tekelindedir. Seks eğer iki kişi arsında yapılan bir eylemse iki kişinin de aktif olması gerekir ve bu her iki tarafın cinsellikten daha da zevk almasını sağlar.

Gerçek erkek,cinsel birleşme sırasında partneri tatmin oluncaya kadar boşalmadan durabilen erkektir!
Bu mit, bir erkek partnerini seviyorsa onunla birlikte olduğunda sertliği kolaylıkla sağlayabilir ve istediği kadar uzun süre devam eder gibi yanlış bir inanıştan kaynaklanıyor. Aslında erkek eşittir penis diye düşünülüyor. Ancak erkeğin de etten kemikten bir insan olduğu unutuluyor. Her erkek sertleşme sorunu yaşayabilir.Ama bu eşini sevmediği anlamına gelmez. Bu sürekli devam eden bir durumsa arkasında farklı bir sağlık sorunun yatıp yatmadığı araştırılmalıdır.
Seks sadece üreme amaçlı olmalıdır
Kadınlarda erkekler de böylesine bir yanlışın içine düşebiliyor. Sırf bu düşünce yüzünden anne olduktan sonra eşinden uzaklaşan erkekler de var. Kadınlarda bu düşünce çok daha fazla hakim.Kadınlar,anne olduktan ya da menopoza girdikten sonra seksten tamamen uzaklaşabiliyor. Menopoz doğurganlığı sonlanması olduğu için cinsellik de biter. diye düşünüyorlar.Bazı kadınlar ise 30 yaşın seks için sınır olduğu ve bu yaştan sonra seks yapmak isteyen kadının azgın damgası yiyeceğini düşünür. Tüm bu mitler kadının genellikle doğumundan sonra cinsellikten uzaklaşmasına yol açar.

Erkek koşulsuz şartsız partnerini cinsel açıdan doyurmak zorundadır. Yoksa kadın ona karşı sevgisini yitirir.
Erkek mekanik, robotvari bir yaratık olarak görülüyor. Erkeğin cinsellik açısından performansının çok yüksek olması gerektiği düşüncesinin uzantısıdır bu yargı Genelde seks esnasında erkeklerin mantık ve duygularının devre dışı kaldığı düşünülür. Ancak bu düşünce de en az diğerleri kadar yanlış.

Sevişme doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme sırasında konuşmak bunu bozar
Kadın bu konuda hiç konuşmak istemez ve erkeğin de kendisinin ne istediğini hiç konuşmadan bilmesini ister. Hatta bazı eşler kaç yıllık eşim, tabii ki benim ne istediğimi bilmeli inancına sahiptir. Kadın, karşıdaki insanın falcı gibi davranmasını ister. Oysa kimse kimsenin aklından geçeni okuyamaz. Sevişme aynı zamanda tek kişinin sorumluluğunda olan bir şey değil, bir süreç, bir alışveriştir.

Gerçek erkek, sertleşme sağlamak için uyarılmaya ihtiyaç duymazErkeğin her an sekse hazır olduğu inancı vardır. Erkekler mekanik bir yaratık olarak algılanır. Yalnızca kadınlar değil kendini böyle addeden erkekler de var. Bu çok yanlış bir inanış.

Kadının cinsel doyuma ulaşması için sertleşmiş bir penis şarttır.
Cinsel birleşme için penisin çok sert olması gerektiği zannedilir. Oysa penisin vajina içine girmesi için gerekli sertlikte olması yeterlidir. Ancak ereksiyon durumunun yaşandığı durumlarla bu olay karıştırılmamalıdır. Hakim olan sevişmek mutlaka birleşme ile sonuçlanmalıdır düşüncesinin aksine eşlerin birbirine dokunması okşaması hatta bu yolla tatmine kadar gitmesi sevişmenin bir parçasıdır. Cinsellikte yüzde yüz birleşme şart değildir. Bu iki tarafın oluruna kalır bir durum.

Cinsel başarısızlığın sonu felakettir.
Erkeğin cinsellik açısından çok iyi performansa sahip olması gerektiği düşünülür. Toplum erkeğe cinsellik açısından çok fazla yük veriyor, erkek de bunu kabulleniyor. Bu durumda eğer cinsellikte başarısız olursa bu felaket olarak değerlendiriliyor.

Kadın seks esnasında pasif olmalıdır.
Cinsellik erkek dünyasına ait bir eylem olarak algılanır. Bu düşünceye göre kadın cinsellikle ilgilenmemelidir. Bu yüzden cinselliği kadın değil erkek yönetmelidir. Bu düşünceye göre cinsellik, kadına uygulanan bir eylemdir ki tamamen yanlıştır.

Seks esnasında penisin sertleşmemesi veya oluşan sertliğin kaybı erkeğin partnerini çekici bulmadığı anlamına gelir.
Eğer erkekte cinsel bir bozukluk varsa penis sertleşmeyebilir. Mutlaka eş ile bağdaştırılmamalı. Hatta bazen sertleşme sorunu olan erkekler bunun altında fiziksel bir sorun yatabileceği gerçeğini kabul etmez ve bunu test etmek için başka kadınlarla birlikte olmayı denerler. Oysa erkeğin yaşadığı günlük sıkıntılar bile böyle bir soruna yol açabilir.

Gerçek erkek cinsellikle ilgili her fırsatı değerlendirir.
Bu yanlış inanışta erkek önüne gelen her kadınla her an birlikte olabilir düşüncesi hakim. Oysa cinsellikte doğru zaman, doğru kişi,doğru yer önemlidir. Bunlardan biri eksikse sorun yaşanır.!erkek eşittir seks düşüncesi tamamen silinmeli

Gerdek Gecesi ve İslamiyet

GERDEK (ZİFAF) GECESİ
Evlenen bir çiftin ilk gecede gerdeğe girmesine “zifaf” denir. Zifaf
gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek çok genç erkek ve genç kız bulunduğunu
sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi nasıl
geçireceklerinin şaşkınlığı altında adeta ecel terleri döküyorlar.

Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar.
Bilmedikleri konular hakkında yeterli bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik yaşamı boyunca o
gecenin anıları belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki o gece nasıl
davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
Biz bu bölümde gençlerimizin ve
genç kızlarımızın gereksinim duydukları bilgileri ayrıntılarıyla vermeye çalışacağız.

Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk
gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini
atmış olacaklardır.

Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu
konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak
yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da
bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da cinsel
ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç
çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen yardımcıları tarafından ayrı ayrı
cinsel bilgiler verilir.
Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma
nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden biri de: cinsel
uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi
yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir.

Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve yengeden almaktadır. Düğün gününe
kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence, adeta düğün töreninin bir
parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır.
Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri gençlere anlatılır. Bu
bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni başlayınca sağdıç, damat veya
babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın
mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi
veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de mutlu bir evlilik
yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de
geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler verirler.

Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en büyük rolü erkek üstlenir.
Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış
olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam
boyu unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
kaçınmalıdırlar.
Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı
olmalıdır. Erkeğin saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı
cinsel ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:

Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler
söylenilmiş, romanlar yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan konu! Kimi çiftler
için sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için anlatılmaz bir kabus, bir
utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı… Gerdek…
Bu gece hiç bir
zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli ve dikkatle
hazırlanmalıdır.
Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya
da erkeğin bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir etkisi olabilir.
Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve ilk cinsel ilişkide nelere
dikkat edilmesi gerektiği hakkında doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
İlk Geceye

Psikolojik Hazırlık:
Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun
giderek kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki sırf bu yüzden
yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık bulamamanın üzüntüsü
içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi, “Acaba eşimi mutlu edebilecek
miyim?” diye düşünür. Kimisi ise “Çok canım yanacak mı?” diye sorar kendisine. Bunun gibi
çeşitli sorular rahatsız eder onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok önemli. Üzerinde
durulduğu kadar var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi edinirseniz,
bütün evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize geçirmiş
olursunuz.”

Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında
bilgisizlikten başka bir şey neden olmuyor.
Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk
cinsel ilişkilerini evlilikten önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda ise, genç erkeklerin
acemliğine saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen kadın tarafından
genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler karşısında cinsel birleşmeyi
bile gerçekleştiremiyen, ereksiyona (penisin sertleşmesine) geçemiyen erkekler olmaktadır.

Tecrübe kazanmak isteyen genç, ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta veya
ereksiyona geçememek gibi çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah”ın nikahsız
cinsel ilişkiyi haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek…
Genellikle genç
kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle bakarlar. Kızlık zarı denen şey nasıl bir
nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel ilişki sırasında, hele başlangıcında kendisi nasıl
davranacaktır?
Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları
taşıyan. Erkek de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire mi, yavaş yavaş
mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?

İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak
ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda büyük
sorumluluklar taşıdığı söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir bu. Ama büsbütün
de doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani sorumlulukları
eşit şekilde paylaşmaları… Bu yüzden genç kız, onun sıkılganlığını arttıracak, sinirlerini
bozacak, içindeki fırtınayı şiddetiendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe yardım etmek
yalnız erkeğin karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
İlk birleşmede
kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece basit bir problemdir…

Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek yırtılır. İnce ve esnek ise duyulan
acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması biraz daha zor ve ağrılı olur… o Ama bunu gözlerde
fazla büyütmemek gerekir. Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da akar… Ancak
bazı zar şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
İlk gece ile ilgili güçlükler,
yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar değildir elbette. Sinirsel gerginliği ile ilgili
güçlükler, bunlardan çok daha önemlidir.
Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları
yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin korku ve heyecandan ekseriya sinirleri gerilmeye
başlar. Bu gerginliğin doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları açıklıyalım:

Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki kaslar gerilir ve
bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar bir hale gelir. Bundan başka,
nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk vermeye çıkan bir kimsenin heyecandan ağzı
kurursa, aynı şekilde korku ve heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi kurur ve
kayganlaşmaz. Böyle olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.

Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan kullanılacak bir vazelin ile
sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin organına boydan boya vazelin sürmesidir.
Böylece penisin, vajinaya girmesi kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri geçirip iyice
yatışıncaya kadar tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen geçip ihtiraslı
bir arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki kaslar gevşer
ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda cinsel ilişki çok daha kolay
ve rahat olur.
Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmiyeceğini tahmin
ediyorsa, o zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.

Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız bırakabilir. Günlerden ve
saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki son günler ve gecelerede karısıyla
cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek üreme organlarını ve sinir merkezlerini fazlasıyla
yormuştur. İşte gerek bu heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel organının
sertleşmediğini görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref ve itibarinin
mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymıyacağını düşünerek delice bir
acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun bıraktığı için
sınırsız bir sıkıntı duyar.

Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve
anlayışsız davranırsa, ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı boyunca sürüp
gidecek bir şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve anlayışlı bir
kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler söylemek, işi
şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan geldiğini ve hiç bir öneminin
olmadığını belirterek, onun kendine tekrar güvenini kazanmasını sağlamaya çalışmaktır.
Eğer kocasının tutukluğunun o akşam geçmiyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir talepte
bulunmadan, ilk cinsel birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya ve rahat bir
uyku uyumaya davet etmelidir.

Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler,
daha zifaf odasına girer girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar. İkisi de bir süre
oturup dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine alışmalı ve
ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını hissederlerse, o
zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı yorgunsa, bu yüzden içlerinde
gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en iyi yoldur.
Ayrıca şu da hatırlanmalı ki eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki hiç de zevk verici
ve tatmin edici olamaz.
Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı
ve birbirlerine moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla, birbirlerine
yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.

Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert olduğu zanni ile normal
cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamıyacakları korkusu ile parmakla veya başka şeyler
sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları duyulmaktadır. Asla böyle şeylere gerek
duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca başarabilir. Aynı
şekilde genç kızlara da kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği korkusu
yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde yeteri kadar
fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel birleşmeye güzelce psikolojik
olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç proplemsiz ve acısız bu iş başarılabilir.
Toplu iğenin ucunun batması kadar veya soğan zarının yırtılması kadar kolay ve habersiz
bile olabilir.

Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks yapabilir.
Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı bambaşkadır. Kimi erkek için aşk
başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç sevmediği bir kadınla da cinsel doyum uğruna
yatabilir. Kadının durumu ise farklıdır.
Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın
ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden fazla uyanmazlar. Bu
bakımdan erkek, önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış gördükten
sonra yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu hareketleri ile kadını
kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların ruhlarına
varabilmek çok önemlidir.

Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman
olduğunu bildiği, ama cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa kollarının
arasına alır, öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta yakın
zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman askerleri
için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile arzularına boyun eğen bir
kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının tabii bir halidir. Ama kadın için böyle
değildir. Kadın ancak beğendiği, hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek orgazma
varabilir.

Genç kızın ilk birleşmede orgazm”a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu içinde yaparlar.
Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir. Kadınların çoğunluğu uzun
bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada dikkat edilecek bir özellik daha vardır. Bir
çok kadın haksız yere soğuklukla itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın demektir.
Vücutça ve ruhça sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı düşünülemez.
Erkek önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır ki,
karısından şikayetçi olmalıdır.

Gerdekte Damadın Heyecanı:
Bir çok damatlar
da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların deneyimsizliklerinden gelir
belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak aldıkları kadına ilk olarak bu kadar
yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir. Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa
kapılabilir.
Gerdekte Geline Düşen Görev:
Gelin bu konuda yumuşak, yatkın,
şefkatli ve anlayışlı davranarak damada yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin kızlık
zarını yırtacak kudrette bir ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da ona dayanılmaz bir
aşağılık kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha görmek
istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.

Kızlığın Giderilmesi:
Kızlık zarının bilimsel adı hmen”dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini babasının
evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin kesin bir karara varmadan
hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu bir doktorla konuşması en uygun yoldur.
Çünkü yarı bakire denilen kadınlar vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar”ı yırtmadan vajinaya
girebilir. Çünkü zarın şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi kadınlarda bir
doktor müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca vajina girişi
geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen kanama görülmez.

Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
* Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi
bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son
günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları,
endişe ve korkuları olabilir.

* İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden
çok fazla şey beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi
haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya erkeğin
ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak anlayış göstermelidir.
Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç kızı eşi zorla ilk gece cinsel
birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan ve aşırı yorgunluk nedeniyle erkeğin hiçbir
girişimde bulunamaması da olağandır. Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve esinin
erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.

Kanlı Çarşaf Rezaleti:
İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla
gelin gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek üzere
yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha iğrenç bir şey
düşünülemez!

* İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve
başkalarına antatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç evlilerin bir ömür
boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf bekleyen
namus bekçileri (!), gençleri aceleye sevketmekte ve huzursuz etmektedirler. İleride genişçe
izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel ilişkiden önce yapılması gereken sohbet, ön
sevişme gibi eşleri birbirine yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman
bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik baskı altına
almakta ve kolay iş zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla
sonuçlanabilmektedir.

Başarı gösteremiyen erkek utançtan yerin dibine geçer… Ne yazık
ki…
Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl yaşarlar?!
Ama
kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç yüzünden eşini
öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan cinsel birleşmeye karşın
beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda bekliyenlerden çekinerek yalnız kendilerini
ilgilendiren bir meseleyi aralarında halletmek imkanından yoksun bulunduğu için günahsız
karısını kovar. Tıbbî araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça zina ile
suçlayan erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna göre) iftira
cezası olan 80 sopayı hak eder.

Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de
kadının da çevrenin de ilk gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
Gençler,
anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de vermeyin.
*
Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice alınamayınca, gelin,
damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar ve lüzumsuz kavgalar meydana
gelmektedir.
Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
“Kıyamet günü Allah katında insanların en
şerlilerinden biri de eşiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını (cinsel davranış
özelliklerini) açığa vurandır.” (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)

* Diğer önemli bir konu da
cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Kızlık zarı başlığı altında bu konuya
oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar belirtmekte fayda olduğu kanısındayım. Bazı kızlık
zarları fazla dar değildir veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma
olmayabilir. Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış
değerlendirme yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana getirmemek
için tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine
başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde gerçek ortaya çıkar ve
genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.

Netice olarak;
gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır. Kanlı çarşaf gibi yanlış ve
İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse, gereken kontrolü damat kendisi yaptırmalı
ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız, sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür boyu karısına
karşı mahcup olmaması açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden karşılıklı
konuşarak birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman doktora
birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
* İlk gece hakkında bir başka
yanlış kültür de “Erkek ne kadar sert olursa, karısını ne kadar fazla korkutursa, bu korku
ömür boyu itaati gerektirirmiş!”

Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi,
kocasından çok korkan ve nefret eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez, zerre kadar
da saygı duymaz. Fakat zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve kişiliksiz koca da
birileri tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir. Başkalarının
yanında karısına bağırmanın “erkeklik” tadına varır. Tıpkı, karısına bir tek sözü
geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put gibi durduğunu yine bir vesile ile
karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz ve kompleksli koca da karısının kendisinden nasıl
korktuğunu başkalarına gösterme gayretindedir.

İlk gece bilhassa erkeğin en fazla
nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını en sonuna kadar açması gerektiğini, morallerin en
yüksek derecede olması gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da, ilk gecede
erkeklik gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
Saygı, korku ile
kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı, insanı mutlu edenidir.
*
Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden aileler arasında
ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır. Bundan da gelin ile damadın
moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine duyacakları mahcubiyet, cinsel hayatlarına etki
etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk, bir ömür
boyu sürmektedir.
Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok
yanlıştır. İnsanlık dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
* İlk gece hurafeleri
bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek olsun diye.

Halbuki erkek evlat
isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah”ın koyduğu bir tarif var: “…onlara kız
çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri utançlarından simsiyah kesilir,..”, “…Kızları
olduğu için halktan utanıyor, o çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi diye
düşünüyorlardı…” (Kur”an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)

İslamdan önceki cahiliye
dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki cahiller de aynı düşüncenin tesiri altına
girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar. Halının altına
gelinlik koymak, kadını karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi insanlık ve
İslam dışı bir sürü hurafeler ve zulümler…
İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor
işte. Kimi kadına zulmeder, kimi kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de hayvana
zulmeder…
İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:

İlk gece ve cinsel birleşme için
eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden hazırlanmalı, bilgilendirilmelidirler. “Aman aceleye
getirme!” uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup
dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi
kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç
zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan
daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara
karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel
birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok
şey duymuş ya da okumuş olursa olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer aldığı
zaman iş tamamen değişir.

Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: “Evlenmeden önce
çok şey bildiğimi sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum odasında
çalışmıştım. Bir sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide bulunan kişi
ben olunca durum bambaşka oldu.”
Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik,
yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu
muymuş?”

Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
Gene tipik olarak,
hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak
suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki

burada birayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor,sürüp gidiyorsa
o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni
başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler,
üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında
hala bir yaşındaki gibi “sendeliyorsa” durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu
birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini,
vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması
doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu
da çok önemlidir. Çünkü bir kez “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı
gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Gerdekte genç kızın
bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve
gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları
büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu
da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi
kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.

“İlk
gece”de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca
nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş yapmaya çalışan
erkek cinsel organı penis, bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can
acısı duyacaktır. İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp
gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları
hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı
konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Bazı kadınlar: “Genç kızlığımda
kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle kalın, sapasağlam bir zar ki ilk gecede zavallı
kocam bunu yırtıncaya kadar akla karayı seçecek!” zannederler.
Bazı kadınlarda,
“Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim” zannındadırlar.

Gerçekte kızlık
zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması
imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük,
kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık
zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin
zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama
vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Adet sırasında tampon kullanan genç
kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan
“iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.

Biz dönelim ilk geceye.
Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı sırasında iyice gerginleşmesi
doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının
sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır.
Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Buda erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir.
Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi
olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda
kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
birbirinizi yüreklendirmek, kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da
yarar sağlayabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı,
herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmalarıdır.
Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır
ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de
yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sarılmak,
okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması
gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu
hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü daha sonra
gelecektir.

Erkeklere İyi Seks İçin Özel Diyet

Alman Bild gazetesinde yer alan habere göre, 20′li yaşlarda erkeklerin özellikle yumurta yemeleri cinsel isteği artırıyor.

Yumurtada bulunan B vitamininin stres hormonlarını azaltıp, vücudun gevşemesini sağladığını belirten uzmanlar, günde en az bir yumurta yenmesi gerektiğini söylüyor. 30′lu yaşlarda ise erkeklerin kirli havadan uzak durmaları gerekiyor. Uzmanlara göre bu yaşlarda da spor çok önemli. 40′lı yaşlarda ise erkeklerin bol bol meyve yemesi gerekiyor. Meyvedeki vitaminler kolesterolü azaltıyor. Bu sayede damar tıkanıklığı önleniyor ve kan dolaşımı normale dönüyor.

Sağlıklı Beslenme,Sağlık İçin Balık yemeliyiz

Sağlık İçin Balık »

Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme [...]

Hangi renk besin neye faydalı »

Meyve ve sebzelerin renkleri sağlığımıızı nasıl etkiliyor ?
Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi’nin yaptığı ortak araştırma diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor. Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.”Ne yersek oyuz” sözü bir kez daha doğrulandı.
Yapılan son çalışmalar, günlük [...]

Besinler ve Kalori Değerleri »

Tahıllar
Miktar
Kalori
Süt ve Süt Ürünleri
Miktar
Kalori

1Dilim beyaz ekmek
28 gr
70-100
Yoğurt (yağlı)
100 gr
90-100

1dilim kepekli ekmek
28 gr
55-60
Süt (yağlı)
100 gr
66-70

1 adet kruasan
180-200
180-200
Yoğurt (yağlı-meyveli)
100 gr
120-150

1 dilim kızarmış ekmek
10-15
25-35
Beyaz peynir(yağlı)
100 gr
260-290

Bisküvi
100 gr
450-480
Kaşar peynir
100 gr
400-425

Mercimek (kuru)
100 gr
314
Parmesan peyniri
100 gr
420-460

Arpa (kuru)
100 gr
367
Yumurta (orta boy)
100 gr
80

Bulgur (kuru)
100 gr
371
Yumurta beyazı
1 Adet
15

Kuskus (kuru)
100 gr
367
Yumurta sarısı
1 Adet
65

Mısır (kuru)
100 gr
342
Etler

Buğday(kuru)
100 gr
364
Biftek (ızgara)
100 gr
278

Susam
100 [...]

Meyveleri ne zaman yemeliyiz? »

Bir görüşe göre meyveler hemen yemek üzerine yenmemelidir. Meyve tüketiminde en uygun zaman meyvelerin yemekten iki saat önce veya iki saat sonra tüketilmesidir. Çünkü, meyvelerdeki şeker, yemekten önce veya ayrı olarak daha kolay sindirilir.
Meyvelerden sonra salata tipi şeylerle öğüne başlamak yararlı olur. Daha sonra tahıl ürünleri ve sebzelere yer vermek besinlerin vücuda sağlayacağı yararlar açısından [...]

Yapay tatlandırıcılar faydalı mı; zararlı mı? »

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli [...]

Kansere soya tedavisi »

THE Marmara Oteli’nde dün düzenlenen “Onkolojide Yeni Gelişmeler” konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, “Hastalara ucuz ve yan [...]

Fast food beyine zararlı mı? »

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. ‘Sustain’ adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı’nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreni’ ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, “Vücudu iyi beslemek,

Zeytinyağının Faydaları »

Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor.İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
.Kanser riskini azaltır:İçerdiği ‘polyphenols’, bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
.Kalbi korur:Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı [...]

Kilo verdirecek besinler »

İşte size kilo verdirecek besinler..Vücutta yarattıkları etkiler de ilginç.. ngiltere’de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle…

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün [...]

Kanserden koruyan besinler »

Kanserden koruyan formülİşte dünyanın en geniş çaplı araştırmasına göre kanserden korunmanın yolu! Dünya çapında beş yılda 500 bini aşkın kanser araştırması incelendi. En geniş çaplı araştırmadan şu sonuçlar çıktı
Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, [...]

Doğru beslenme ile maksimum sağlığa ulaşmak »

Optimum beslenme ”minimum hastalık riski, maksimum sağlık” dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir. Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi.
Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi) Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme Kongresi’nin ikincisi [...]

Besinlerin antioksidan oranı »

Antioksidanların hepsi aynı derecede etki yapmaz. Barbunya, fasulye ve doğal yaban mersini gibi bazı besinlerdeki ”kanserojen madde emme kapasitesi” daha yüksek Antoksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri ve oksijeni absorbe ederek etkisiz hale getirirler, böylece bizi korumuş olurlar. İşte bu emme yeteneği ORAC değeri ile ölçülüyor. Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi yani ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değişik [...]

Baklavanın sağlıklısı mı? »

Diyabetik baklava ve zeytinyağlı baklava bir süredir tüketicinin hizmetinde. Bu baklavalar daha sağlıklı belki ama tükettiğiniz miktara mutlaka dikkat edin Tübitak MAM kongresi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Kongreye katılan birçok firma vardı. Peynir, süt, yoğurt, hindi, tavuk, zeytin, zeytinyağı, bisküvi, ekmek üreticileri gibi. Bir çoğunu kongrede görmeye alışığız ama baklava ve Türk kahvesi sürpriz [...]

Yetersiz beslenme kısa boylu yapıyor! »

Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı görülen boy kısalığı Türkiye’de her 100 çocuktan 12’sini etkiliyor. Beslenmenin ilk yıllarındaki kayıpların telafisi yok.
Tüm dünyada bir taraftan obezite salgını ve bu salgının çocuklar üzerindeki ürkütücü etkilerinden bahsedilirken bir taraftan da beslenme yetersizliği sorunu çocukların önemli bir kısmını etkiliyor. Türkiye dahil pek çok ülkede görülen beslenme yetersizliğinin en önemli sonuçlarından bir

 

Sağlık İçin Balık »

Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme [...]

Hangi renk besin neye faydalı »

Meyve ve sebzelerin renkleri sağlığımıızı nasıl etkiliyor ?
Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi’nin yaptığı ortak araştırma diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor. Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.”Ne yersek oyuz” sözü bir kez daha doğrulandı.
Yapılan son çalışmalar, günlük [...]

Besinler ve Kalori Değerleri »

Tahıllar
Miktar
Kalori
Süt ve Süt Ürünleri
Miktar
Kalori

1Dilim beyaz ekmek
28 gr
70-100
Yoğurt (yağlı)
100 gr
90-100

1dilim kepekli ekmek
28 gr
55-60
Süt (yağlı)
100 gr
66-70

1 adet kruasan
180-200
180-200
Yoğurt (yağlı-meyveli)
100 gr
120-150

1 dilim kızarmış ekmek
10-15
25-35
Beyaz peynir(yağlı)
100 gr
260-290

Bisküvi
100 gr
450-480
Kaşar peynir
100 gr
400-425

Mercimek (kuru)
100 gr
314
Parmesan peyniri
100 gr
420-460

Arpa (kuru)
100 gr
367
Yumurta (orta boy)
100 gr
80

Bulgur (kuru)
100 gr
371
Yumurta beyazı
1 Adet
15

Kuskus (kuru)
100 gr
367
Yumurta sarısı
1 Adet
65

Mısır (kuru)
100 gr
342
Etler

Buğday(kuru)
100 gr
364
Biftek (ızgara)
100 gr
278

Susam
100 [...]

Meyveleri ne zaman yemeliyiz? »

Bir görüşe göre meyveler hemen yemek üzerine yenmemelidir. Meyve tüketiminde en uygun zaman meyvelerin yemekten iki saat önce veya iki saat sonra tüketilmesidir. Çünkü, meyvelerdeki şeker, yemekten önce veya ayrı olarak daha kolay sindirilir.
Meyvelerden sonra salata tipi şeylerle öğüne başlamak yararlı olur. Daha sonra tahıl ürünleri ve sebzelere yer vermek besinlerin vücuda sağlayacağı yararlar açısından [...]

Yapay tatlandırıcılar faydalı mı; zararlı mı? »

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp - damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli [...]

Kansere soya tedavisi »

THE Marmara Oteli’nde dün düzenlenen “Onkolojide Yeni Gelişmeler” konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, “Hastalara ucuz ve yan [...]

Fast food beyine zararlı mı? »

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. ‘Sustain’ adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı’nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreni’ ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, “Vücudu iyi beslemek,

 

Zeytinyağının Faydaları »

Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor.İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
.Kanser riskini azaltır:İçerdiği ‘polyphenols’, bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
.Kalbi korur:Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı [...]

Kilo verdirecek besinler »

İşte size kilo verdirecek besinler..Vücutta yarattıkları etkiler de ilginç.. ngiltere’de yayımlanan Daily Mirror Gazetesi en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi.
En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle…

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün [...]

Kanserden koruyan besinler »

Kanserden koruyan formülİşte dünyanın en geniş çaplı araştırmasına göre kanserden korunmanın yolu! Dünya çapında beş yılda 500 bini aşkın kanser araştırması incelendi. En geniş çaplı araştırmadan şu sonuçlar çıktı
Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, [...]

Doğru beslenme ile maksimum sağlığa ulaşmak »

Optimum beslenme ”minimum hastalık riski, maksimum sağlık” dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir. Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ”optimal beslenme” konusunun altını tekrar çizdi.
Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi) Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme Kongresi’nin ikincisi [...]

Besinlerin antioksidan oranı »

Antioksidanların hepsi aynı derecede etki yapmaz. Barbunya, fasulye ve doğal yaban mersini gibi bazı besinlerdeki ”kanserojen madde emme kapasitesi” daha yüksek Antoksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri ve oksijeni absorbe ederek etkisiz hale getirirler, böylece bizi korumuş olurlar. İşte bu emme yeteneği ORAC değeri ile ölçülüyor. Serbest Radikalleri Emme Kapasitesi yani ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değişik [...]

Baklavanın sağlıklısı mı? »

Diyabetik baklava ve zeytinyağlı baklava bir süredir tüketicinin hizmetinde. Bu baklavalar daha sağlıklı belki ama tükettiğiniz miktara mutlaka dikkat edin Tübitak MAM kongresi gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Kongreye katılan birçok firma vardı. Peynir, süt, yoğurt, hindi, tavuk, zeytin, zeytinyağı, bisküvi, ekmek üreticileri gibi. Bir çoğunu kongrede görmeye alışığız ama baklava ve Türk kahvesi sürpriz [...]

Yetersiz beslenme kısa boylu yapıyor! »

Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı görülen boy kısalığı Türkiye’de her 100 çocuktan 12’sini etkiliyor. Beslenmenin ilk yıllarındaki kayıpların telafisi yok.
Tüm dünyada bir taraftan obezite salgını ve bu salgının çocuklar üzerindeki ürkütücü etkilerinden bahsedilirken bir taraftan da beslenme yetersizliği sorunu çocukların önemli bir kısmını etkiliyor. Türkiye dahil pek çok ülkede görülen beslenme yetersizliğinin en önemli sonuçlarından bir

Salata kansere karşı koruyor »

Zengin-fakir hemen her ailenin sofrasından eksik etmediği değişik salata menülerinde kullanılan yeşil yapraklı sebze ve bitkilerin ve bazı meyvelerin içerdikleri vitamin, mineral ve öğelerle kanserden koruyucu etki yaptığı bildirildi.Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı ve İl Kanser Koordinatörü Dr. Siyami Kotan, kanser ve beslenme ilişkisi konusunda bilgiler verdi. Dr. Kotan, kanserin kontrolsüz çoğalan hücrelerin normal işlevi [...]

Ruh Halinize Göre Beslenme »

Ruh Halinize Göre Beslenme Taktikleri;
Kızgın ve öfkeli iseniz, sizi daha da sinirlendirecek, burnunuzdan solur hale getirecek uyarıcı niteliklere sahip olan çay, kahve ve şaraptan kesinlikle uzak durun. Kırmızı eti de ağzınıza sürmeyin.
Yalnızsanız ve içiniz sıkılıyorsa, rahatlamak için domates, patlıcan, biber, patates, yumurta ve karnabahar yiyin.
Kendinizi bezgin hissediyorsanız, peyniri ve kırmızı eti bir süre için unutun.
Hiçbir

 

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU ,ORGAZM OLMAK YADA OLMAMAK


Olmak ya da olmamak ! ORGAZM Orgazma ulaşmak konusunda bir endişeye sahip misiniz? Orgazm olamadan cinsel ilişki nereye kadar sürdürülebilir? Size rehber olması için orgazm konusunda küçük bir derleme yaptık... Kadınlar için her cinsel ilişkide orgazm olmak (�gelmek� veya �boşalmak�) çok da kolay değildir. Daha da kötüsü; eşinize orgazm olduğunuza inandırmak için yalanlar söylemek, taklitler yapmaktır. Aslında kendi kendinizi aldatırsınız. Çoklukla erkekler orgazmı yakalarken kadınlar için yolun sonuna ulaşmak daha zordur. Eskiden bir çok doktor kadınlarda orgazma basitçe ulaşmanın mümkün olmadığına inanırlardı. O dönemlerde kadınlar seks konusunda biraz daha utangaç ve kendilerini ifade etmekte sıkılgandılar. Bir çoğu hiç seksüel tedavi (ilaç, ruhsal tedavi) şansına sahip değildiler. Bunun dışında gebe kalmak için kadınların orgazm olmasına ihtiyaçları yoktu. Genellikle doktorlar geçmiş yıllarda kadın orgazmının önemini tahmin edemediler. YENİ DAVRANIŞ MODELLERİ Son zamanlarda hekimler yeni davranış modelleri geliştirdiler. Son 15 yıldır seks konusunda yapılan bir çok ankette kadınların orgazma ulaşamadıkları gerçeği, tatsız bir şekilde ortaya çıkmıştır. Anket sonuçlarından, kadının yaşam koşulları iyi ise orgazma ulaşabildiği ve hatta art arda orgazmlara sahip olabileceğini öğreniyoruz. Ama asıl önemli nokta, eşin seks hakkında bilgili, şefkatli ve anlayışlı olması, kadını rahatlatan ve orgazma ulaşmasında katılımcı ve paylaşımcı davranmasıdır. Her zaman dediğimiz gibi kadında orgazm için erkeklerden daha fazla eğitim ve gayret gereklidir. Erkeklerde tek gecelik ilişkiler çok sorun olmazken, kadınlar seksüel güven ve derin sevgiyi arama eğilimindedirler. Şüphesiz son günlerde dünyada, erkekler kadar kadınlar da çok eşli, cinsel ilişkiler içerisindedir. Ancak genç kızlar erkeklerden farklı olarak toplumun değer yargılarından dolayı oldukça baskılanmış ve cinsel eğitim ve orgazmı öğrenme açısından daha kötü durumdadırlar. Genç kadınların çoğu orgazma ulaşamamaktan dolayı üzüntü duyarlar, fakat gerçekte erkeklerden farklı olarak, kadınlar orgazma ulaşmayı öğrenmek zorundadırlar. Araştırmalar, genç kadınların cinsel aktiviteye başladıktan sonra orgazma ulaşmayı deneyemediklerini, öğrenmek için uygun ortamı oluşturamadıklarını göstermektedir. Bir araştırmaya katılan kadınların, % 47� sinin mastürbasyon ile % 32� sinin seksüel ilişkide % 20� sinin ön sevişme sırasında % 1�inin ise uyku sırasında orgazma ulaştıkları tespit edilmiştir. Aynı çalışmada ilk orgazma ulaşma yaşının 18 olduğu belirtilmektedir. 20�li ve 30�lu yaşlar Bir çok kadın 20�li ve 30�lu yaşlarda bile orgazma ulaşmakta zorluk yasar. Günümüzde seks terapistlerine göre eğer orgazma ulaşamıyorsanız kendi kendinize pratik yapmanız iyi bir yoldur. Ancak bir çok kadın mastürbasyon konusuna sıcak bakmamakta ve yapmamaları gereken bir eylem olarak görmektedirler. Aslında mastürbasyon, orgazma ulaşmak için ihtiyaç duyulan ritim ve basıncı tam olarak öğrenmeye yardımcı olur. Özellikle bızırın (klitorisin) nasıl uyarıldığını ortaya çıkarabilmek için, kadının kendi vücudunu ,cinsel organlarını incelemesi gereklidir. Yine de kadın, orgazmı öğrenmek için mastürbasyonu kullanıyorsa bunu uygun bir ortamda (Ilık veya sıcak bir ortamda ,tek başına) yapmalıdır. Eğer yatak odanızda, banyonuzda rahatsız edebilecek biri veya bir şeyler olursa, vücudunuzu tanımak, sevmek ve öğrenmek için gerekli bir deneyimi yaşamanız mümkün olmayabilir. Uygun ortamı yaratmadan mastürbasyon yapılmamalıdır. Orgazma ulaşmak için hayal gücünü desteklemek üzere erotik resimler, öyküler veya filmler kullanılabilir. Bir kez orgazma ulaşma öğrenildiğinde, neye gereksinim duyulduğu partnere daha doğru ve rahatlıkla gösterilebilir. Bu başlangıçta utandırıcı gelebilir, buna rağmen vücudunuza nasıl dokunulmasından hoşlandığınızı karşı taraf ile konuşmak ve duygularınızı paylaşmayı öğrenmek çok önemlidir. Paylaşmak için doğru kelimeleri bulamıyorsanız, dokunmayı kullanabilirsiniz. Ama yine de eşinizle kullanımı kolay, ortak bir kelime dağarcığı oluşturmaya çalışmakta fayda vardır. Seks yaşamları hayal kırıklığı ile sonuçlanan birçok çiftin başarısızlıklarının temel nedeni basit , doğru bir dil kullanmamalarıdır. Sadece �Şuramı okşar mısın� demek yardımcı olmaktan çok uzaktır. Bazı kadınlar tesadüfen bir vibratör yardımıyla orgazma kolayca ulaştıklarını fark ederler. Bir çok kadın için güvenebilecekleri bir seks aracına bağlanmak kolay değildir. Yurt dışında işlek caddelerde, �sex shop�larda sergilenen bu tür araçlar ülkemizde , bir kadının kolayca gidemeyeceği alanlarda sergilenmekte ve kadının bu tür araçlara ulaşması zor olmaktadır. Ancak internet aracılığıyla bu tür mağazalara ulaşabilirsiniz. 30 yaş üzeri 30 ila 50�li yaşlarda orgazma kolayca ulaşmanız gerekir. Eğer sizi seven ve anlayışlı bir eşiniz varsa bu daha da kolay olacaktır. Kadın için orgazma ulaşma bazen adetin hangi döneminde olduğuna bağlıdır.(Bir adet dönemi veya ayında) Ayın 2. yarısında orgazm daha sıktır. Bazı kadınlar tam adet öncesi kendilerini daha istekli hissederler ve ayın diğer dönemlerinde orgazma daha az ulaşırlar, bu da normal bir farklılıktır. 30�lu yaşlarda hala orgazma ulaşamıyor ya da ulaşmak için büyük bir zorluk yaşıyorsanız, profesyonel anlamda yardım alma zamanı gelmiştir. Türkiye�de genellikle yeni yeni ortaya çıkan kadın sağlığı merkezlerinde psikolog ve jinekologla birlikte bu işe başlayabilirsiniz. Böyle bir merkezden randevu almak için gerekli cesareti bulduğunuzda orada sıkılmadan bekleyip �Ben orgazm olamıyorum! Bana yardım edin� diyebilmelisiniz. Hekim sizin hakkınızda her şeyi soracak, fiziksel muayene yapacak, ilişkiye engel olan veya zorlaştıran organik bir sorun bulunmazsa, bir tür cinsel rehabilitasyon ve eğitim olarak algılanabilecek olan psikolojik yardım ve destek tedavileri (genellikle birkaç hafta süren) uygulanacaktır. Orgazmın tipleri Psiko-analizin babası Freud�a teşekkür etmeliyiz.İnsanlar daha önceleri vaginal orgazmın olgun kadınlarda, klitoral orgazmın ise genç kadınlarda olduğuna inanırlardı. Uzmanlar artık bu görüşe inanmıyorlar. Herhangi bir kadın veya birçok cinsel sağlık uzmanının da belirttiğine göre vaginal ve klitoral orgazmın arasında fark olmadığını biliyoruz. Kadınların çoğu orgazma ulaşmak için klitoral masaja ihtiyaç duyarlar. Bu hem cinsel ilişkide hem de aşk oyunlarında geçerlidir. Diğer yandan bazı kadınlar klitorisi el ile uyarmadan cinsel birleşme ile orgazma ulaştıklarını ifade etmektedirler. Bu görüşteki kadınlara göre �Orgazmı ateşleyen vaginanın kendisidir.� Bir çok seks uzmanının belirttiğine göre cinsel ilişki esnasında klitoris erkeğin cinsel organının bir bölümü tarafından aşağı ve yukarı itilerek, zaten uyarılmaktadır. Orgazmın tetikleyicisi olarak tanımlanan diğer bir organ veya bölge ise �G� noktasıdır. Bazı kadınlar özellikle vücutlarının bu bölümünü uyardıklarında yoğun bir orgazm yaşarlar. G noktası vagina ön duvarında bulunan ve ancak denemelerle saptanan bir noktadır. Varlığını her anatomi uzmanı kabul etmemektedir. Belki her kadında yoktur. Bazı kadınlar G noktası olarak tanımladıkları noktaya, yoğun heyecan sırasında dokunulduğunda hemen orgazm olduklarını ifade etmektedirler. Klitoris orijinli bir orgazm ve vaginal orgazm olduğu kadar, G noktalı bir orgazm da olabilir. Orgazmın çeşitlerinden çok daha önemli olan istenildiğinde orgazma ulaşmak ve bundan zevk almaktır. Eş zamanlı orgazm Web sayfamızda kadınların bir çoğu bize eşleri ile aynı zamanda orgazma ulaşamamalarından şikayet etmektedirler. Fakat gerçekte eş zamanlı orgazm oldukça nadirdir. Medikal bilgi servislerince yapılan ve diğer bazı anketler kadınların, partnerleri ile aynı zamanda nadiren orgazma ulaştıklarını işaret etmektedir. Eş zamanlı orgazmın daha heyacanlı ve güzel olduğu açıktır. Erkek boşalmayı (ejekulasyon) geciktirir veya ön sevişme sırasında kadının uyarılma aşamasına gelmesi için herhangi bir yöntem veya teknikle (oral seks, elle uyarma vb) daha uzun süre harcarsa orgazma birlikte ulaşmak eşler için daha kolay ve mümkün olabilir. Çok sayıda (multiple, art arda) orgazm Son yıllara kadar doktorlar kadınların ancak çok az bir kısmının çok sayıda veya art arda orgazma ulaştığına inanırlardı. Medikal bilgi servisleri ve diğer araştırmalar, kadınların çoğunun art arda orgazma ulaşabildiklerini göstermiştir. Bu kadının ilişkilerinde rahat , mutlu olması ve erkeğin gayreti ile mümkündür. Art arda orgazma sahip olma kabiliyetinin yaşla birlikte arttığını biliyoruz, bu bilgi bile orgazmın öğrenilen bir şey olduğunu göstermektedir. 20�li yaşlarda art arda orgazma rastlanmaz ama bir çok kadın 40-50 ve 60�lı yaşlarda art arda orgazmlar yaşayabilir. Orta yasta orgazm Daha önceden belirttiğimiz gibi kadınların orgazma ulaşabilme kabiliyetleri yaşla birlikte artma eğilimindedir. Menapoz çağına yakın bu donemde bazı problemler çıkabilir. Bu zorlukların bir çoğu hormonal değişimler nedeniyle meydana gelir. Kadınlar bu yaşlarda seksten geçici olarak uzaklaşabilirler. Her zaman geçerli olmasa da bunun başlıca nedeni hormonların azalmasına bağlı olarak vaginanın kuruması ve esnekliğinin azalmasıdır. Neyse ki günümüzde bunun üstesinden gelmek için bir çok yöntem vardır. Örneğin cinsel ilişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcı jeller vajendeki kuruluğa bağlı ilişki güçlüklerini azaltabilir. Kayganlaştırıcı jeller her yaştaki kadın da kullanılabilir. Vaginal dokunun östrojen eksikliğinden dolayı kuruluğuna bağlı seks yapma zorluğu, östrojen tedavisi ile de ortadan kaldırılabilir. Bu tedavi kadının ayrıca kendisini daha iyi ve istekli hissetmesini sağlamaya yardımcı olabilir. ERKEKLER NASIL YARDIMCI OLABILIR . Unutmayın ki her kadın klitoris (bızır) uyarılmasına ihtiyaç duyar. Eğer erkek olsalardı, klitorisleri penis halini alacaktı. Penis erkek için ne kadar önemli ise klitoris de kadın için o kadar önemlidir. · Cinsel ilişkiye başlarken, okşamalarınız kadar sevgi gösterileri, güven verici bir yaklaşım, romantizm ve küçük aşk oyunları kadında cinsel isteği artırır. · Erkek özellikle sabırlı olmalı, acele etmemelidir. · Erkek, cinsel organlar (göğüs, dudak, vajina girişi,klitoris) veya hassas bölgelere (kasık, ense, kulak memesi, sırt , boyun,karın vb) dokunarak kadının uyarılma (plato) aşamasına gelmesine yardım etmelidir. · Oral seks yapmak çok özel bir durum gibi algılanmamalı, serbestçe yapılabilmelidir. · Birçok kadın, oral seks olmadan orgazma ulaşamadıklarını belirtmektedirler. · Kadının ne istediğini göstermesi gurur meselesi yapılmamalıdır. · İnisiyatifi kadının ele alacağı ve sevişmeyi yönlendirebileceği şekilde davranmak yararlı olabilir. · Erkek kontrolü kaybeder ve daha önce orgazma ulaşırsa, penis ereksiyonu kaybetse bile ilişki sürdürülmeye çalışılabilir ve öpme, dokunma ile uyarmakla kadının da orgazma ulaşması sağlanabilir. · Uyarılar içerisinde sözle telkinler ve iltifatlar da yer almalıdır (eşinize seksi ve güzel olduğunu söyleyin). Özet Orgazma ulaşmak, güzel bir duygudur. Yorgun, sıkıntılı, mutsuz ve gerginseniz orgazma ulaşamayabilirsiniz. Sıklıkla orgazma ulaşamıyorsanız profesyonel bir yardım almaktan korkmayınız, çünkü öğrenme ile pek çok sorunu aşabilirsiniz. Yardım için: · Aile doktoru , · Jinekolog, · Psikolog · Çeşitli dergi ve kitaplar · Web sayfaları · Yakın arkadaşlarınıza başvurabilirsiniz. Erkeklerin seksüel yanıtı Bu makale kadınlar içindir. Özellikle erkeklerin seksüel anlamda neden duyarsız olduğunu anlamakta zorlanan kadınlar içindir. Fakat erkekler de aşağıdakileri okumakla, hemcinsleri arasındaki konumlarını ortaya çıkartmayı faydalı bulacaklardır. Cinsel istek; Herhangi bir erkeğin seks güdüsünü anlamak bir kadın için zordur. Erkeler cinsel istek konusunda çeşitlilik göstermelerine rağmen, kadınlardan daha fazla seks güdüsüne sahip olma eğilimindedirler. Doğa kuralı ; Yüz binlerce yıl insan ırkının devamının sebeplerinden birisi, doğanın erkekleri kadınlarla birleşerek, onların içine spermlerini akıtması için programlamış olmasıdır. Bu kulağa hoş gelmeyebilir ama gerçek budur. Bir erkeğin asıl cinsel amacı penisini kadının içine sokmasıdır ve spermlerini onun içine boşalmaktır. Bir çok erkek partnerine sadık olmayı başarsa bile bilimsel gerçekler, erkeklerin mümkün olduğu kadar çok sayıda kadını döllemeye programlandığını ispatlamaktadır. Yani erkeklerin poligamdırlar. Bu konunun ana fikri insan ırkının günümüze kadar gelebilmesinin temel sebebi ilkel çağlardaki erkeklerin bir çok kadını döllemiş olması ve böylece ırkın devamını sağlamış olmasıdır. Günümüzün erkeği; Medeniyetin son birkaç yüzyılı ve insanın sosyal gelişimi erkekte bazı değişiklikler yapmıştır. Günümüz erkeği her gördüğü güzel görünüşlü kadını hamile bırakmaya çalışmaz ve neslin devamı için sürekli bir çaba göstermek zorunda da değildir. Bununla beraber aşağıdakiler doğru saptamalardır. · Erkeklerde cinsel istek daha fazladır · Erkek kadından daha fazla cinsellik düşünür · Zaman zaman romantik ve nazik olabilir fakat bilinç altının derinliklerinde yatan, penisini kullanarak gerçekleştireceği bir cinsel ilişkidir. · Bir kez kadının içine girince orgazma ulaşmayı ve spermlerini boşaltmayı çok kuvvetli biyolojik bir zorunluluk olarak hisseder. Oral ve anal seks Cinsel isteğin düzeyine göre, çoğalma amaçlı olmasa da boşalmayı sağlamak erkek için rahatlatıcıdır. Bu yüzden erkeklerin büyük çoğunluğu oral seksi reddetmez ve küçük bir kısmı da, belki de yasak ve tabular (kızlık zarı vb ) nedeniyle anal seks yapmakta sakınca görmez. Sonuç Sıradan bir erkek sıradan bir kadına göre sekse karşı daha fazla ilgilidir ve · Cinsel ilişki için daha kuvvetli istek duyar · İçinde bulunduğu durumu düşünmeksizin cinsel riskler almaya, · Sadakatsiz davranmaya, · Seksi satın almaya çok daha yatkındırlar. Evet, kadınlar Venüs�ten , erkekler Mars�tan. Bunun değişmesi çok zor görünse de özellikle �kadın isterse� her şey olabilir. Ancak, istemek için neye gereksinim duyduğunuzu bilmek ve anlatabilmek zorundasınız. Bir kusur veya kazancı herhangi bir cinsin üzerine atmadan, paylaşılan güzellikleri, özellikle sevgiyi artırmak en önemli mutluluk nedeni olsa gerek. Hepinize mutlu bir cinsel yaşam diliyoruz.
 
 
 
 
   
 
 

Akraba Evlilikleri

Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyoekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.
 
 Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.
 
 Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gene resesif (çekinik) gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer , anneden resesif gen, babadan da dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır.Dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , resesif genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.
 
 Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım. Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim.
 
 Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK), kahverengi-mavi (Km), mavi-kahverengi (mK) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.
 
 KK=K Km=K mK=K mm=m
 
 İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25'tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.
 
 İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , zararlı (resesif) genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir. Bilindiği üzere resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.
 
 Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.
 
 
 Kan uyuşması çözüm müdür?
 
 Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh - , erkeğin ise Rh + olduğu durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür.Erkekte bulunan Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden olacaktır.
 
 Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzeimer, Parkinson, Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.
 
 Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?
 
 Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.Genetik bilimin gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da beslenmesini saglayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor.Yapılan testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle devam etmektedir.

Kadında Üreme Sistemi


 
 

Siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen süredir. Normalde bu süre 28 gün olmasına karşın 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır.

28 günde bir adet gören, yani siklusu 28 gün olan bir kadının ovulasyon (yumurtlama günü) sıklıkla (şart değil) 14. gündür.

Adet görme mekanizması

  • Beyinde gerçekleşen olaylar

    Her adetin ilk günü beyinde hipotalamustan salgılanan GnRH adlı hormon, hipofizden folikül stimule edici (uyarıcı) hormon (FSH) salgısını uyarmaya başlar. FSH etkisiyle yumurtalıklardan birinde yeni bir folikül (yumurta hücresini barındıran yapı) olgunlaşmaya başlar. Bu folikül olgunlaştıkça östrojen hormonu üretimi artar, östrojen üretimi arttıkça hipofiz bölgesinden salgılanan luteinizan hormon (LH) miktarı artar. Folikül olgunlaştıkça giderek içi sıvı dolu ufak bir kese haline gelir.
     

  • Yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

    Folikül yaklaşık olarak 16-20 milimetre çapına eriştiğinde östrojen hormonu da kanda maksimum seviyeye ulaşır ve bu da LH seviyesinin giderek daha da artmasına neden olur. LH piki (LH'ın en yüksek seviyeye ulaştığı an) olduğunda folikül çatlar ve içindeki oosit (yumurta hücresi) serbestleşerek Fallop tüpünün içine girer.

    Folikül çatladıktan sonra "çatlama bölgesinde" corpus luteum (sarı cisim) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı bu defa östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da üretmeye başlar. Gebelik oluşmazsa bu yapının işlevi 14 günde biter. Gebelik oluştuğunda ise gebelik ürününü "desteklemek" için bu yapı yaklaşık 10. haftaya kadar progesteron salgılamaya devam eder. 10. haftadan itibaren "gebelik ürünü" kendi progesteronunu kendisi üretebilecek hale gelir ve görevi devralır.
     

  • Uterusta gerçekleşen olaylar (uterus=rahim)

    Uterusun içi endometrium adı verilen bir tabakayla kaplıdır. Endometrium östrojen etkisiyle kalınlaşır ve yumurtlama sonrası devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle döllenmesi muhtemel bir yumurta hücresinin implantasyonu (yerleşmesi) ve gebeliğin başlaması için elverişli duruma getirilir.

Neden kanama olur?

Corpus luteumun ömrü siklus kaç gün olursa olsun her kadında 14 gündür. Bu süreye yaklaştıkça corpus luteumun progesteron salgısı giderek azalır ve kandaki progesteron iyice azaldığında endometrium tabakası desteğini kaybederek "dökülmeye" başlar. İşte bu dökülme kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.
Corpus luteum ömrünün kısıtlı olmasının özel bir anlamı vardır: 28 günde bir adet gören bir kadında ovulasyon 14. günde olmaktadır, demek ki kadın örneğin 30 günde bir adet görüyorsa bu kadında 30-14=16. gün ovulasyon günüdür. Aksine 26 günde bir adet gören bir kadında 26-14=12. gün ovulasyon günüdür.


Resimde oosit ve çevresini saran spermler görülmekte

Döllenme ve takiben gebeliğin başlaması

Salgılanan oositin ömrü 12-24 saattir. Bu süre içinde oosit sperm hücreleriyle karşılaşır ve şartlar uygun olursa sperm hücrelerinden biri oositin içine girerek fertilizasyon (döllenme) olayını başlatır. Daha sonra sperm-oosit birleşmesinden oluşan blastosist endometriumda uygun bir yer bulup yerleştiğinde implantasyon gerçekleşir.

Artık gebelik süreci başlamıştır. İmplante olan hücrelerden beta HCG adlı hormon salgılanır ve hücreler de hızla çoğalarak embriyo oluşumunu başlatırlar.

Eğer yumurtlama sonrası gebelik oluşursa corpus luteumun ömrü uzar ve progesteron salgısını sürdürmeye devam eder. Böylece gebelik oluştuğunda porgesteron salgısı azalmadığından endometriumda "dökülme" yani adet kanaması gerçekleşmez. Corpus luteum progesteron desteğini, bu görevi gelişmekte olan gebelik ürünü devralana kadar devam ettirir.
 


Bu resimde döllenme gerçekleşmiş ve blastosist gelişmeye başlamıştır.

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,