| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

18 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Öpüşmek ömrü 5 yıl uzatıyor


 
 
 
 

opusmek Stresi azaltır, ciğerlere iyi gelir, dişleri güçlendirir, kırışıklıklara karşı bire birdir. Bu bilgiler Uluslararası Öpüşme Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlardan...

 

Alman basınında 6 Temmuz Uluslararası Öpme Günü nedeniyle yer alan haberlerde, öpüşmenin insan sağlığına olumlu etkilerinin olduğu, ömrü 5 yıla kadar uzattığı belirtildi.
ABD’nin Los Angeles kentindeki Cinsel Davranış Kurumu uzmanları, bir insanın ömrü boyunca ortalama 100 bin öpücük (76 gün) dağıttığını, ateşli öpücüklerin mutluluk hormonu salgılarını artırdığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, yüzdeki 30 farklı kası aktifleştirerek cildin gerginleşmesi ve güzelleşmesini sağladığını belirttiler.
5 dakika öpüşmenin 50 kalori yaktığını vurgulayan doktorlar, öpme ve öpülmenin zayıflamaya da yardımcı olduğuna dikkat çekti.

Öpüşmenin 8 yararı

Uzmanlara göre öpüşmenin en önde gelen   8 yararı şöyle sıralanıyor:
1- Strese karşı iyidir. İnsulin ve adrenalin üretiminin artmasıyla, böbreküstü bezlerde adrenalinle birlikte stres hormonu kortisol azalır. Öpüşmeden sonra otomobil kullananlarda yapılan bir araştırma, sürücülerin daha az saldırgan tavır gösterdiğini gösterdi.
2- Kalp ritmini hızlandırarak, nabzı, normal bir idman temposu sayılan dakikada 110 vuruşa yükseltir.
3- Ciğerleri güçlendirir. Normalde dakikada 20 kez nefes alınırken öpüşme sırasında 60’a kadar çıkılır.
4- Yutkunmaya bire birdir. Öpüşmek yutkunma konusunda nefes tutmak gibi yöntemlerden daha etkilidir.
5- Kırışıkların düşmanıdır. 30 yüz kasını harekete geçirerek, cilde ve kırışıklıklara iyi gelir.
6- Zayıflatır: 2 dakika öpüşmeyle 15 kalori yakılır.
7- Aşı gibidir. Öpücük, bağışıklık sistemini uyarır ve antikor üretimini artırır. Öpüşmenin ruhu kanatlandırması da, bağışıklık sistemini güçlendiren ilave bir işlevdir.
8- Dişlere iyi gelir: Tükürük salgısı arttığından diş  minesi güçlenir. Ayrıca sık öpüşenler ağız sağlıklarına daha çok özen gösterir.

Kalp Krizine Engel Olmak İçin 8 Öneri

 

Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin kalp hastalıklarından korunma ve tedavi klavuzu kalbimiz için yapmamız ve yapmamamız gerekenleri sekiz maddede topluyor. Son klavuzun hazırlanmasında çalışan Yunanistan Harokopio Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Antonis Zampelas, toplam yağ alımının azaltılmasıyla kardiyovasküler risklerin %20'nin altına indirilmesinin amaçlandığını söyledi. 

Avrupa Ateroskleroz Derneği'nin 77. Kongresi için İstanbul'a gelen Zampelas, Batı dünyasında günlük beslenmedeki yağ alımının yüzde 40'ı bulduğuna dikkat çekti. Zampelas, son derece sıkı bir diyet planıyla ve doymuş yağların azaltılmasıyla bu oranın %24'e düştüğünü kaydetti.

48 bin kişide toplam yağ alımıyla ilgili yapılan bir çalışmayı anlatan Zampelas, şunları söyledi:

"Tüm nüfusa günlük doymuş yağ alımı oranı yüzde 10 oranında olmalı, eğer kişinin aileden gelen riskleri varsa bu oran yüzde 7'ye indirilmeli. Süt ve süt ürünlerinin tam yağlılarından yarım yağlıya ya da yağsıza geçilmeli. Zeytinyağı tüketimi arttırılmalı Akdeniz diyetinin uygulanması ve hayvansal yağların azaltılmasıyla iki üç ayda büyük farklılıklar görülüyor"

Hazır gıdaların çoğunda bulunan trans yağ asitlerinin artık terk edilmeye başlandığını söyleyen Zampelas bisküvi, margarin gibi ürünlerin hidrojene içermeyen yağlardan üretilmeye başlandığını belirtti. Zampelas bu nedenle mutlaka etiketlerin okunması gerektiğini vurguladı.

Haftada 1-2 kez balık yenmesini öneren Zampelas, kahverengi pirinç, ekmek gibi tam tahıllı ürünleri de günde üç  kez tüketenlerde kalp damar hastalıkları riskinin yüzde 25-30 azaldığını belirtti.

"Bitkisel kökenli bir beslenme biçimi olan ve işlenmemiş ürünlerin tüketimini esas alan Akdeniz diyeti beslenme için çok uygundur" diyen Zampelas Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin klavuzunda yer alan sekiz öneri hakkında şu bilgileri verdi:

  1. Toplam enerji alımı sağlıklı bir kilonun sürdürülmesini sağlayacak kadar olmalıdır.
  2. Tüketilen toplam yağ alımı miktarı kısıtlamalı, doymuş yağların ve trans asitlerinin tüketimi azaltılmalıdır. Buna karşılık tekli doymamış yağlar, omega 6 yağ asitleri ve omega 3 yağ asitleri yeterli ölçüde alınmalıdır.
  3. Beslenmedeki kolesterol alımı kısıtlanmalıdır. Ancak beslenmedeki kolesterolün kan kolesterol düzeyini doymuş yağlar kadar etkilemediği unutulmamalıdır.
  4. Hipertansiyon gelişimini önlemek için sodyum alımı azaltılmalı, potasyum alımı arttırılmalıdır. Sodyum vetuzun azaltılması inme ve korner kalp hastalıkları riskiniyüzde 9-14oranında düşürüyor. Günde 5 gram tuz, 2,5 gram sodyumaeşittir. Sodyum, ekmekte,peynirde bulunur ve her gün bunların tüketilmesiyle fazladan alınmış olur. Hiç tuz tüketmeseniz de bu gizli tuza dikkat etmeniz gerekir. Etiketlerde mutlaka sodyum miktarına bakılmalı. Tansiyonu düşürücü etkisi bulunan potasyon, taze meyve ve sebzelerde bol bulunur.
  5. Alkol tüketimi ılımlıölçülerde olmalıdır. Erkeklerde iki, kadınlarda ise bir kadehle sınırlı tutulmalıdır. Tansiyonu yüksek olanlara ve hiç içmeyenlere kullanmaya başlamaları önerilmemelidir. Özellikle kişinin tansiyonu yüksekse kesinlikle tavsiye edilmemelidir.
  6. Meyve, sebze ve tam tahıllı gıdalar her gün tüketilmel. Günde beş porsiyon ve fazla meyve sebze tüketenlerde kalp damar hastalıklırı risk, üç porsiyon tüketenlere göre yüzde 20-30 azalıyor.
  7. Ek vitaminlerin bugüne dek bir yararı gösterilmediğinen alınmaları önerilmiyor. E,A,B12, folik asit, B6 vitaminleri ile multivitaminlerin yararı yok.
  8. Kolesterolü yüksek olan kişilere fitosterollerin alımı öönerilebilir. Kolesterolü yüzde 10-15 oranında düşürebilen bu maddelerin günde 2-3 gram alınması yeterlidir.

Çaresiz kalınca güçlü olmasını biliyor musunuz

yildizbatirkutSorunların üzerine gidin ki , onlar sizin üzerinize gelmesin. Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil yazıyor..

Çaresizlik nedir ? Çaresizlik bir şeyi düzeltmek için tüm imkanlara sahip olsanız da bu imkanların işe yaramayıp olaya çözüm bulamamanızdır. Nasıl mı ? Önce kendinize şu soruyu sorun, gerçekten ben hiç çaresiz kaldım mı ? Yoksa çözümü olan olaylarda kendimi çok çaresiz hissedip bunalıma mı girmeyi tercih ettim. Yani en kolay kaçış yolunu mu seçtiniz.Peki bu yolun sonunda çare buldunuz mu. Hiç mümkün mü ? Tabi bulamazdınız. Çünkü bunalıma girdiniz ya . Bir takım sakinleştiriciler de aldınız, böylece probleme çözüm bulmadan sadece kendinizi ve beyninizi uyuşturup çözümü ertelediniz. Bütün hayatınız boyunca kendinizi uyuşturarak ilaçlarla mı yaşayacaksınız, onlar bitince sorunlar tekrar karşınıza çıkmayacak mı, o zaman ne olacak belki sorun ilk çıktığında gerçekten çaresiz değildiniz bir çözümü vardı ama şimdi çok geç kalındı ve o imkan da yok olduysa.

Bakın ölümden gayrı her şeye çare var. Yeter ki akıl ve mantık süzgecinden konuyu geçirip kendinize bir strateji tayin edin ve bunu ciddi bir şekilde uygulayın.Sonra etrafınızda olan insanların problemlerine bakın ve belki de sizinkinin çok basit olduğunu görüp halinize şükredeceksiniz. Size çok sevdiğim,benim için çok özel bir insan olan bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Adı Ülkü,bence dünyanın en iyi, en yardım sever insanı. Hoş görülü,sabırlı ve sevgi dolu.Ben 20 seneden fazladır sadece bu özelliklerini biliyordum ama şu son 2 yıldır hayatımda böyle güçlü bir insan tanımadığımı fark ettim. İki sene önce hastalandı, ameliyatlar, bir sürü tedaviler oldu.Bizler bunalıma girdik, Kahrolduk ama o bize hayata sıkı sıkı bağlanarak o kadar güzel bir ders verdi ki. Saçları döküldüğünde bunalıma girip çaresizleri oynayacağına ( Yeni gelen saçlarım daha güzel ve dalgalı olacak mış) dedi ve yeni gelen dalgalı saçlarını çok sevdi. Her gün ondan bir şeyler öğrendim. Bir ay önce bir metastaz durumu çıktı. Yine tevekkülle karşıladı ve derhal ameliyat oldu. Çok pozitif bir insan olduğu içinde ameliyatı her şeyi yolunda gitti. Biliyorum ki ilk günler içinde müthiş bir sorgulama yaşadı. Belki biz üzüntümüzü daha çok belli edip ona moral vereceğimize şaşırıp,sapıttık. Ama kısa bir zaman sonra o güçlü kadın yine aklını ve mantığını eline aldı adeta herkese meydan okur gibi gücünü ortaya çıkardı. Bu kadın beni çok şaşırttı. Tam yazılarımda, konferanslarımda bahsettiğim o’pozitif ideal insan sıfatına büründü. Ama tabi Ülkü’nün bir şansı da kendisine gece gündüz destek olan eşinin sürekli yanında olması, çocuklarının çok fedakar olması (böyle bir kadın tabi böyle çocuklar yetiştirir) ve dostlarının sürekli etrafında olup onun için dua etmesi. Sevgili arkadaşım bu hastalıkla uğraşan yüzlerce insan gördüm, inan senin gibiler de bu hastalık ağır bir grip gibi. Sen bu işi zaten bitirdin, inan geldiği gibi senin hayata bağlılığın sayesinde de gitti. Hep böyle herkese örnek ol . Hani hatırlar mısın bir gün seninle konuşuyorduk ( herkesin bu dünyada bir görevi var) diye. Sende (acaba benim görevim ne ?) demiştin. Şimdi anladın mı görevini. Senin mücadelen, hayata bağlılığın, çaresizlik karşısında yılmayışın ve her şeyin üstesinden gelme azmin ve iraden özellikle bu yazıyı okuyan o kadar çok insana ışık, ümit, örnek olacaktır ki. Şimdi görevinin büyüklüğünü ve ulviliğini anladın mı canım arkadaşım. İşte böyle, hadi şimdi bunalıma girinde görelim.Önünüzde okadar çok örnek varki. Önemli olan hayata nasıl baktığınız değil, hayatı nasıl yaşadığınız. Şunu hiç unutmayın ki yaşamın tekrarı yok. Ama yaşanılanların da tekrarı yok. Kalp kırmadan, mutsuzluğa kapılmadan imkanlarınız ölçüsünde keyifle yaşayın. Aşırılığa kaçmayın ki sonradan problemlerle uğraşmayın. Zaten problemleri insan kendi yaratmıyor mu, o halde size bir tavsiyede bulunayım. Çözümünü bilmediğiniz problemleri yaratmaya uğraşmayın.

Sorunların üzerine gidin ki , onlar sizin üzerinize gelmesin. Ölümden ve doğal afetlerden gayrisinin her zaman çözümü vardır.Düşünün gece yarısı çok şiddetli gelen bir deprem ve o anda yaşayacağınız çaresizlik.Gerçi binanız sağlam, yani tedbir aldıysanız yine çaresizlik yaşamazsınız ama ani gelen bir sel ve kaçacak yerinizin olmaması çaresizlik için bir örnek değil mi? Umutlar hiç tükenmemeli , hayaller her zaman bize ivme kazandırmalı ve en önemlisi artık mutluluğun tarifini doğru bir şekilde öğrenin. Sevdikleriniz sağ ve ayaktamısınız, ozaman çok mutlusunuz demektir. Bazen mutluluk oyunu oynamanız gerekse bile, kaç yaşında olursanız olun oynayın. Yani sizden daha kötü durumda olanları düşünün, artık onlar için yapılacak bir şey kalmadı denilen kişileri düşünün ve en etkilisi de ( ya bu benim evladımın raporu olsaydı ) cümlesi aklınıza gelsin Şimdi diyeceksiniz ki ( biz de insanız hiç reaksiyon vermeden mutluluk oyunu mu oynayacağız etrafa ). Tabi ki değil. Tabiî ki reaksiyon vereceksiniz gerekirse ağlayacaksınız ama bir müddet sonra tekrar kendinize gelip olayları kısır döngüye çevirmeden mantığınızı ortaya çıkarmalısınız ki çözümleri görebilesiniz. Diyeceksiniz ki ( o dönemde insanda akıl ve mantık kalıyormu, çaresizliğimizle yatıyor, çaresizliğimizle kalkıyoruz. Hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor ,hiçbir şey bize tat, mutluluk vermiyor, içimizde tarifsiz bir öfke ve cevabını bulamadığımız sorular var, Allahtan korkuyoruz ama yinede- neden ben,- diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Düşüncelerimizde, inançlarımızda binlerce çelişki gelişiyor ve kendimizi artık tanıyamaz oluyoruz.Bizimle ilgilenmeyenlerden nefret ediyoruz, ilgilenenlerden de her şeyin sebebi onlarmış gibi gıcık kapıp hırpalamak istiyoruz..Nasılsın diyene çok bozuluyor içimizden -sanki halimi bilmiyor birde alay eder gibi nasılsın diyor -diye düşünüyor halimizi hatırımızı sormayanlara ise müthiş öfkelenip- ne halde olduğumu biliyor, bu kadar senelik dostumuz sözüm ona insan bir ararda halimi sorar- diye yine gıcık kapıyoruz. İnanın bu dönemde yalnızca siz çaresiz değilsiniz etrafınızdakiler de çaresiz. Çünkü ne yapsalar acaba bu laf veya davranış sizi üzdü mü diye düşünmekten sizden uzak mı yoksa yakın mı olmaları gerektiğini bilememekten ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Benim özellikle, ilişkilerin zor anlarında illet olduğum bir cümle vardır. ( Senin için ne yapabilirim, Allah aşkına söyle). Eğer sen gerçekten benim için bir şeyler yapmak istiyorsan niye soruyorsun. Herkesin yapabileceği mutlaka bir şey vardır bunu sormak samimiyetmiş gibi görünüyorsa da aslında samimiyetsizliğin ta kendisi ayrıca bir kaçış değil mi? Herkesin her durumda birbiri için yapabileceği bir sürü şey vardır. Sorma ve yap ki senin gerçek dost olduğunu görelim. Bazıları gerçekten ne yapacaklarını bilmezler o zaman kendinizi o kişinin yerine koyun ve neye ihtiyacım olabilirdi diye düşünün ve siz siz olun bu cümleyi kullanmayın bundan böyle. Benden bu kadar, gelecek sayıda tekrar buluşmak üzere bol enerjili, sağlıklı, huzurlu ve keyifli günler diliyorum.

Üzüm çekirdeği mucizevi faydası


uzumshdsdsdgskutuİçeriğindeki antioksidan kanseri önlemeye yardımcı oluyor.


Erciyes Üniversitesinde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, üzüm çekirdeğinin kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin olumsuz etkilerini azalttığını ortaya koydu.


Dr. Aysun Çetin açıklamasında, kanserin olumsuz etkilerini azalttığı bilinen E ve C vitaminleri ile ilgili çok çalışma yapıldığını, ancak E vitamininden 50 kat ve C vitamininden 20 kat fazla antioksidan özelliğe sahip olduğu bilinen üzüm çekirdeği ile ilgili çalışmaların son 10 yılda yapılmaya başlandığını belirtti.


Canlıların vücudunda serbest radikaller (oksidan) adı verilen zararlı maddeler ile bu maddeleri ortadan kaldıran maddelerin (antioksidan) denge içinde bulunduğunu ifade eden Çetin, özellikle 25 yaşından sonra bu dengenin olumsuz yönde bozulmaya başlandığını hatırlattı.


Dengenin bozulması ile birlikte artan oksidan etkinin başta kanser olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını kaydeden Çetin, şu bilgileri verdi:


”Kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının azalmaması, yaşlanma ile birlikte antioksidan takviyesi yapılması gerekir. Üzüm çekirdeği de antioksidan özelliği çok fazla olan bir maddedir. Bu çalışmada, kanser oluşumunun önlenmesine katkı sağlayan üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisi sırasında karşılaşılan olumsuzlukların önlenmesindeki katkısını araştırdık. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri tümörü ortadan kaldırırken saç dökülmesi, iştahsızlık, bulantı veya kusma gibi birçok soruna yol açabiliyor. Araştırmamızda, bu olumsuzlukların nedeni veya sonucu olabilecek oksidan saldırıların ortadan kaldırılmasında üzüm çekirdeğinin katkısını test ettik.”


Üzüm çekirdeği verilen farelerde hissedilir ölçüde yararlı antioksidan maddelerin artışını tespit ettiklerini belirten Çetin, şöyle devam etti:


”Fareler, biyolojik olarak insan vücuduna en çok benzeyen hayvanlardır. Karaciğer ise bir anlamda vücudun laboratuvarıdır. Araştırmamızda denek farelerin karaciğer dokularını inceledik. Üzüm çekirdeği verdiğimiz fare grubunda antioksidan maddelerin hissedilir derecede arttığını belirledik. Hatta, hem ışın hem üzüm çekirdeği verdiğimiz grupta antioksidan maddelerin, hiç ışın verilmeyen ve sadece su verilen kontrol grubundan bile daha fazla düzeyde olduğunu gözlemledik. Üzüm, zaten rahatlıkla tüketilebilen doğal bir besin olduğu için insanlarda da aynı etkileri gösterebileceği sonucuna vardık. Yani, antioksidan özelliği nedeniyle kanser oluşumunu engelleyen üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisinde ortaya çıkan olumsuzlukları da azaltabileceğini belirledik. ”


Siyah üzümde antioksidan maddenin daha fazla bulunduğunu hatırlatan Çetin, söz konusu faydalar için üzümün çekirdeği ile birlikte çiğnenerek tüketilmesini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.

Şeker hastaları için genel bilgiler dikkat

Şeker hastaları spor yapabilir mi ?
Öncelikle egzersiz, sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Düzenli yapılacak fizik egzer­sizi kan şekeri seviye­sini düşürmeye, insülinin vücutta daha et­kili olmasına yardım­cı olur.
Ayrıca:
- Daha fazla enerji verir.
- Kan dolaşımını düzenler
- Kasları güçlendirir.
- Kolesterol seviyesini düzenler. Kötü huylu (LDL) kolesterolü azaltıp, iyi huylu kolesterolü (HDL) arttırır.
- Kalp krizi riskini önler ya da geciktirir.
- Terlemek suretiyle fazla kiloların azaltıl­masına yardımcı olur.

Sonuç olarak, egzersizin şeker hastaları üzerinde son derece olumlu etkileri olduğu­nu ve kan şekeri düzeyini düşürdüğünü söy­leyebiliriz.

Kimler şeker taraması yaptırmalı ?
- Her aşırı kilolu, şiş­man olanlar
- Ailesinde şeker hastalı­ğı bulunanlar (birinci dereceden olan akraba­larından biri diyabetikse)
- Gece sık idrara çıkıp, kilo kaybedenler.

Açlık kan şekeri kontrolleri ya da şeker yüklemesi yaptırarak kişinin potansiyel di­yabetik veya aşikâr diyabetik olup olmadı­ğı anlaşılır.

Kan şekerini etkileyen faktörleri öğrenebilir miyim ?
Kısaca sıralarsak;
Yenilen gıdalar, eg­zersiz ve aktivite, ilaç­lar ve hastalıklar, alkol ve kan şekerini ayarla­yan önemli bir organ olan karaciğerin rahat­sızlıkları kan şekerinin regülasyonunu etki­ler

Hasta olduğum zaman neler yemeliyim ?
Eğer düzenli olarak yiyebiliyorsanız, ge­nelde uyguladığınız yemek yeme programı­nızı bozmayın.
Eğer iştahsız iseniz, fakat bazı yemekleri tolere edebiliyorsanız; kızarmış ekmek, tahıl, çorba türü şeyler yiyin, meyve suyu ya da süt için.

Yok eğer katı yiyecekleri hiç yiyemiyorsanız ve insülin kullanıyor veya oral antidiyabetik alıyorsanız, atladığınız öğünlerdeki karbonhidratları yerine koymak için meyve suyu ya da tatlı meşrubatlar içmelisiniz.

25 yıllık şeker hastasıyım, son bir yıla kadar şekerim gayet iyi regüle idi. Ancak son bir yıldır, insülin dozunu arttırmama rağmen hala normale yakın kan şekeri öl­çümleri elde edemiyorum. Sorun sizce ne olabilir ?
Kan şekerinizin yıllarca normal seyrettik­ten sonra insülin dozunu arttırmanıza rağ­men kontrolden çıkmasının nedenlerinden bazıları şunlar olabilir:
• Aldığınız gıda miktarını arttırmış olabi­lirsiniz.
• Stresli ve sıkıntılı bir dönem geçiriyor olabilirsiniz.
• Uzun süren bir hastalık (örneğin ateşli bir enfeksiyon hastalığı) insülin, ihtiyacınızı arttı­rabilir.
• Kilo almış olabilir­siniz.
• Aynı bölgeye tekrar tekrar iğne yapmanıza bağlı gelişen şişlikler teknik sorunlar çı­karabilir. Yahut kullandığınız insülin, eğer soğuk zincire riayet edilmeden muhafaza edilmişse, etkinliği azalmış olabilir.

Bunların dışında hiçbir belirgin neden ol­maksızın da, insülin ihtiyacı büyük oranda artabilir.
Şeker kontrolünü, en iyi şekilde yapma­nıza yardımcı olacak bir çok doğal yöntem vardır. Bunları aşağıdaki başlıklar altında sı­ralayabiliriz:
- DİYET
- EGZERSİZ
- STRES KONTROLÜ

Stres, kan şekeri değerlerini etkileyebilir mi ?
Evet.
Ancak bu etkilenmenin derecesi kişiden kişiye değişiklik gösterir.
Stres bazı insanlarda kan şekerini yükselt­me eğiliminde iken, bazılarında hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) riskini arttırabilir.

Kan şekeri düşmesinin belirtileri nelerdir ?
Nedenlerine göre, belirtileri sıralayacak olursak:
- Adrenalin (insülin karşı­tı bir hormon) salınmasına bağlı olarak terleme, titre­me, çarpıntı, açlık, endişe hali, karıncalanma.
- Beyinde şeker azalmasına bağlı olarak konfuzyon mental (kişileri tanıyamama, bu­lunduğu mekanı bilememe), baş dönmesi, halsizlik, davranış değişiklikleri, konuşamama, baş ağrısı, yorgunluk gibi şikayetler orta­ya çıkar.

Kan şekerim düştüğünde yapabileceğim en iyi hareket nedir ?
Bu sorunun ce­vabı, kan şekeriniz düşerken, hangi aşamada fark ettiği­nize bağlıdır. Er­ken bir aşamada en iyi tedavi, bir şey­ler yemenizdir.
Eğer ana öğün zamanınız yakın değilse meyve, sandviç veya bisküvi gibi hafif şeyler atıştırabilirsiniz.
Ancak, kan şekeriniz fazla düştüyse, hızla emilebilecek türde karbonhidrat almalısı­nız.
Bu amaçla şeker, tatlı, meyve suyu, normal (diyet olmayan) kola veya limonata içebilirsiniz.Yanınıza acil durumlarda kullanmak üzere çok çabuk emilen glikoz tabletleri taşıyabilir­siniz.

Zevkli Cinsel Yaşam İçin Dokuz Öneri

 
 



20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.




Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.




2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.




3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.




4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.




5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.




6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.




7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.




8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.




9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

Erkek cinselliği hakkında yanlış bilinenler


Cinsellik birçok yanlışın doğru sanıldığı bir konu. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...Cinsellik dipsiz bir kuyu gibi. Tek bir kelime ya da belli kalıplarla anlatılmayacak kadar geniş bir alana yayılıyor.


Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Psikolog Dr. Nur Velidedeoğlu, hala tabu olarak görülen cinsellikle, ilgili kulaktan kulağa yayılan sayısız boş inanç ve mitten bahsediyor bu inançların kadınların cinselliğe bakışını olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.


Cinsellik insana haz veren aktivitelerin başında gelmesine rağmen bazen görev ve hatta işkence olarak görülebiliyor bazı kadınlar tarafından Hatta işi daha da öteye götüren kadınlar sırf partnerini mutlu etmek için orgazm taklidi dahi yapıyorlar.

Cinsel mitler
Psikolog Dr. Velidedeoğlu, Bu nedenle terapilerimizde cinsel sorunları için başvuranlara, inandığı cinsel mitleri mutlaka soruyoruz. Onların cinselliğe bakışlarını anlamaya, cinsel mitlere bağlı oluşan korkuların gün ışığına çıkarmalarına yardımcı oluyoruz diyor. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...

Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeye gider...
Bu yanlış inanış, Erkekler her zaman seks ister kadına sadece ve sadece seks için yakınlaşır düşüncesinin devamıdır ve sağlıksız bir yaklaşımdır. Oysaki her yaklaşma cinsel birleşme ile sonuçlanmak zorunda değildir.

Sevişmeyi sadece erkek başlatır ve erkek yönetir
Cinsellikle ilgilenen kadının kötü kadın olduğu düşünülür. Kadın bu damgayı yememek için partneriyle yatağa girdiğinde seksi başlatanın erkek olmasını bekler. Bu tamamen toplumda kadına ve erkeğe yüklenen rollerin devamı olan bir düşüncedir. Yani kadına annelik rolü benimsetilirken erkeğin seksle daha fazla ilgilenmesi beklenir. Ancak seks ne erkeğin ne de kadının tekelindedir. Seks eğer iki kişi arsında yapılan bir eylemse iki kişinin de aktif olması gerekir ve bu her iki tarafın cinsellikten daha da zevk almasını sağlar.

Gerçek erkek,cinsel birleşme sırasında partneri tatmin oluncaya kadar boşalmadan durabilen erkektir!
Bu mit, bir erkek partnerini seviyorsa onunla birlikte olduğunda sertliği kolaylıkla sağlayabilir ve istediği kadar uzun süre devam eder gibi yanlış bir inanıştan kaynaklanıyor. Aslında erkek eşittir penis diye düşünülüyor. Ancak erkeğin de etten kemikten bir insan olduğu unutuluyor. Her erkek sertleşme sorunu yaşayabilir.Ama bu eşini sevmediği anlamına gelmez. Bu sürekli devam eden bir durumsa arkasında farklı bir sağlık sorunun yatıp yatmadığı araştırılmalıdır.
Seks sadece üreme amaçlı olmalıdır
Kadınlarda erkekler de böylesine bir yanlışın içine düşebiliyor. Sırf bu düşünce yüzünden anne olduktan sonra eşinden uzaklaşan erkekler de var. Kadınlarda bu düşünce çok daha fazla hakim.Kadınlar,anne olduktan ya da menopoza girdikten sonra seksten tamamen uzaklaşabiliyor. Menopoz doğurganlığı sonlanması olduğu için cinsellik de biter. diye düşünüyorlar.Bazı kadınlar ise 30 yaşın seks için sınır olduğu ve bu yaştan sonra seks yapmak isteyen kadının azgın damgası yiyeceğini düşünür. Tüm bu mitler kadının genellikle doğumundan sonra cinsellikten uzaklaşmasına yol açar.

Erkek koşulsuz şartsız partnerini cinsel açıdan doyurmak zorundadır. Yoksa kadın ona karşı sevgisini yitirir.
Erkek mekanik, robotvari bir yaratık olarak görülüyor. Erkeğin cinsellik açısından performansının çok yüksek olması gerektiği düşüncesinin uzantısıdır bu yargı Genelde seks esnasında erkeklerin mantık ve duygularının devre dışı kaldığı düşünülür. Ancak bu düşünce de en az diğerleri kadar yanlış.

Sevişme doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme sırasında konuşmak bunu bozar
Kadın bu konuda hiç konuşmak istemez ve erkeğin de kendisinin ne istediğini hiç konuşmadan bilmesini ister. Hatta bazı eşler kaç yıllık eşim, tabii ki benim ne istediğimi bilmeli inancına sahiptir. Kadın, karşıdaki insanın falcı gibi davranmasını ister. Oysa kimse kimsenin aklından geçeni okuyamaz. Sevişme aynı zamanda tek kişinin sorumluluğunda olan bir şey değil, bir süreç, bir alışveriştir.

Gerçek erkek, sertleşme sağlamak için uyarılmaya ihtiyaç duymazErkeğin her an sekse hazır olduğu inancı vardır. Erkekler mekanik bir yaratık olarak algılanır. Yalnızca kadınlar değil kendini böyle addeden erkekler de var. Bu çok yanlış bir inanış.

Kadının cinsel doyuma ulaşması için sertleşmiş bir penis şarttır.
Cinsel birleşme için penisin çok sert olması gerektiği zannedilir. Oysa penisin vajina içine girmesi için gerekli sertlikte olması yeterlidir. Ancak ereksiyon durumunun yaşandığı durumlarla bu olay karıştırılmamalıdır. Hakim olan sevişmek mutlaka birleşme ile sonuçlanmalıdır düşüncesinin aksine eşlerin birbirine dokunması okşaması hatta bu yolla tatmine kadar gitmesi sevişmenin bir parçasıdır. Cinsellikte yüzde yüz birleşme şart değildir. Bu iki tarafın oluruna kalır bir durum.

Cinsel başarısızlığın sonu felakettir.
Erkeğin cinsellik açısından çok iyi performansa sahip olması gerektiği düşünülür. Toplum erkeğe cinsellik açısından çok fazla yük veriyor, erkek de bunu kabulleniyor. Bu durumda eğer cinsellikte başarısız olursa bu felaket olarak değerlendiriliyor.

Kadın seks esnasında pasif olmalıdır.
Cinsellik erkek dünyasına ait bir eylem olarak algılanır. Bu düşünceye göre kadın cinsellikle ilgilenmemelidir. Bu yüzden cinselliği kadın değil erkek yönetmelidir. Bu düşünceye göre cinsellik, kadına uygulanan bir eylemdir ki tamamen yanlıştır.

Seks esnasında penisin sertleşmemesi veya oluşan sertliğin kaybı erkeğin partnerini çekici bulmadığı anlamına gelir.
Eğer erkekte cinsel bir bozukluk varsa penis sertleşmeyebilir. Mutlaka eş ile bağdaştırılmamalı. Hatta bazen sertleşme sorunu olan erkekler bunun altında fiziksel bir sorun yatabileceği gerçeğini kabul etmez ve bunu test etmek için başka kadınlarla birlikte olmayı denerler. Oysa erkeğin yaşadığı günlük sıkıntılar bile böyle bir soruna yol açabilir.

Gerçek erkek cinsellikle ilgili her fırsatı değerlendirir.
Bu yanlış inanışta erkek önüne gelen her kadınla her an birlikte olabilir düşüncesi hakim. Oysa cinsellikte doğru zaman, doğru kişi,doğru yer önemlidir. Bunlardan biri eksikse sorun yaşanır.!erkek eşittir seks düşüncesi tamamen silinmeli

4 harekette güzel göğüsler


Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.


Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor.


Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor... Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.

Şınav çekin
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda...

Daire çizin
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

Düşük kalorili beslenme tavsiyeler saglık için


 
 

düşük kalorili beslenme tavsiyeleri

1.Yiyeceklerinizi Seçin.

Yemek yeme isteğiniz ve atıştırma ile ilgili tuzaklardan kaçınmak için yiyeceklerinizi seçin ve bu yiyecekleri hepsi sizin düşük karbonhidrat almanız ve bu diyet programını başarmanızı sağlayacaktır. Programınız ne olursa olsun kilo vermeyi başaracaksınız...

2. Yemeğinizi Masada Yiyin
Yiyecekleri nerede ve ne zaman yiyeceğiniz belli olmalı. Gazete okurken veya televizyon izlerken yemek yemeyin.

3. Yavaş Yemek Pişirme ve Tatma
Isırdığınız lokmaları ne kadar yavaş çiğnerseniz o kadar çabuk kilo verirsiniz. Lokmaları yavaş çiğneme sizin kilo vermenize yardım eder. Nedeni bu. Beyin gerçekten bu mesajı alamaz " Merhaba, o tok!" yemek yedikten 20 dakika sonra midede bu mesaj olur. Beyninize " Yeterli" sinyali vermek için hormon CCK'in süresi artar. Böylelikle beyin, hormonların gerçekte aç olmama sinyalini almadan önce sık sık daha fazla yemek ister. Vücudunuzun harika iletişim ağının avantajını elde ederek iştahınızı kontrol edebilirsiniz ama bunun için çok daha fazla zamana ihtiyacınız olacak! Ayrıca, yemek yemeniz yavaşlar ve kilo almanıza neden olabilecek yiyecekleri zamanla bilirsiniz.

4. Gün içinde Yiyeceklerinizi Erkenden Yiyin
Adele Davis, " krallar gibi sabah kahvaltısı, prensesler gibi öğle yemeği ve yoksullar gibi akşam yemeği yiyin" der. Oldukça haklı. Önemli bir çalışma, insanların sabah kahvaltsından bir gün boyunca başka hiçbir yemek 2,000 kalori aldığında kilo verdiklerini ama akşam yemeklerinde aynı miktarda kalori aldıklarında kilo aldıklarını gösteriyor. Kan şekerinizi ve insüli seviyenizi kontrol etmek için yiyeceklerinizi bir gün içerisine yayın ama akşamları kesinlikle fazla yemek yemeyin.

5. Her Gün Kahvaltı Yapın
Sabah kahvaltsını yapmadığınızda insülin seviyenizde diğer öğününüzü yiyene kadar artar. Kan şekeriniz düşer! Ve muhtemelen fazla yemek yeme isteğiniz artar. Büyük olasılıkla fazla yemek yiyecek ve yanında bir de kahve içeceksiniz. Sabahları aç olmayan kişilerdenseniz büyük olasılıkla doğal olmayan yemek yeme yöntemine kendinizi şartlandıracaksınız. İştahınızın yeniden açılmasıyla başlayan bu durum, protein bir çalkantı olur. Sabahları acıkmayan her insan, bir çay kaşığı fıstıklı yağ veya çilek gibi ekstra olan yiyecekleri yemek ister. Sonun olarakta, güzel bir sabah kahvaltısı yapmalısınız hemen hemen her gün ve protein ve biraz yağ içeren yiyecekleri yediğinizden emin olmalısınız.

6. Her Öğünde Protein Alın
Her öğününüzde mutlaka protein almalısınız. İdeal olarak, her atıştırmada da protein almalısınız. Protein karbonhidratlara göre daha az insülin üzeirnde etkili olurlar, asmile ve parçalamak için daha fazla doyum ve enerjidir kaloridir. Vücuy proteini yağı tanır, sizin ihtiyacınız olduğu kadarını, böylelikle bağırsağınızdan beyin sinyallerime kadar mesaj gönderen iştah-kontrol mekanizmaları, proteinli bazen karbonhidratlarla işe yaramadığını yeterli yiyecek aldığınızı gösterir. Bir yemekte olan karbonhidratlardan roteinin büyük bir oranı, kan şekerini stabilize eder ve insülin tepkisini azaltır. Yeni bir araştırma, proteinde bulunan bir amino asidi olan, lösinin kilo verme boyunca vücut kilo verirken özellikle sizin kas yapmanıza yardımcı olduğunu öne sürüyor.

7. Yiyeceğiniz Yanınıza Alın
Çoğu müşterimin bir sorunu ise dışarı çıktıklarında, dışarı çıkmak üzere olduklarında, ofislerinde kalmak zorunda olduklarında ne yiyeceklerini bilmemeleridir. Bu olasıdır çünkü dünyada hazır ve kolay pek çok yiyecek çeşidi vardır, abur cuburlar ve tavukgöğsü bir otomat değildir. Yaşamınızı kontrol edin. Öğlen yemeklerinizi en azından atıştırma yapabileceğiniz yiyeceklerinizi paketleme yapmayı düşünmeye başlayın. Son on yıldan beri vücut geliştirenler bunu yapıyor. Sen de yapabilirsin.

8. Su İçin
Tabiî ki bu şaka değil. Su, kilo vermeniz kolaylaştırabilir. Ketojenik bir diyet uyguluyorsanız Atkins, diyet aşamalarını, bir aşamasında yer alan Protein Gücünü tanıtıyor verdiğiniz kilolardan ketonları ve atık ürünleri saklandıkları yerden çıkartma oldukça önemlidir. Ketojenik bir diyet yapmasanız bile bu diyet, kabızı önlemek ve böbrek-karaciğer işlevini en iyi şekilde yapmak çok önemlidir karaciğerin vücutta çok önemli bir işlevi olduğunu ve karaciğer çalışmazsa yağ metabolizmasının da çalışmayacağını unutmayın. Bir günde sekiz bardak minimumdur ve çoğu kilolu kişiler için de yeterli değildir.

8. Sabah Kahvaltısı; Öğle veya Akşam Yemeği için Som Balığını Düşünebilirsiniz
Bütün bu tavsiyeler, herkes için uygun olamayabilir ama bir kez bu tavisyeleri uygularsanız sonucunun ne olduğunu görürsünüz. Maalesef, çiftlikte işlenmiş som balığı-çoğunlukla restouranlarda yediğiniz- diğer çiftlik hayvanlarının sahip olduğu problemlere sahiptir. Ağıllarda tutulan balıklar, tahıl ve antibiyotik içerirler. Tahıl diyetinin ve egzersizlerin eksik olmasının sonucu olarak, omega-3 yağ içeriği, vahşi hayvanlardaki kadar çok değildir. Ancak, vahşi balıklarla daima ticaret riski vardır. Peki bu durumda ne yapılmalı? Tavsiye ettiğim gibi som balığını yemenin büyük yararları vardır. Alaskan som balığını alabilirseniz harika olur. Ancak, lezzetli tadı olan konserve yapılmış som balığının şaşırtıcı sağlıklı çeşitlerini düşünün. Kırmız sockeye bir çeşit balık en iyisidir.

9. "Ekmek" Yerine Beyaz Lahana Kullanın
Büyük sert bir lahana yaprağıyla hamburger gibi mezeli hindi, sade hindi, tavuk veya kırmızı et ile bir "sandöviç" yapabilirsiniz. Biraz avokado veya domates ile biftekli, tavuklu sandöviç yapabilirsiniz. Beyaz lahana yerine kırmızı lahana da kullanabilirsiniz.

10. Kahve Değirmeni Alın ve Keton Tohumu İçin Onu Kullanın
Keten tohumu, sadece kolon kanseri gibi hastalıklara karşı koruyucu değil aynı zaman da açıkçası kilo verme ile ilgili önemli lif kaynağıdır. Lif, kan şekerini köreltir ve tokluk hissi verir. En azından on iki düzine klinik çalışması, lifin kilo verme üzerindeki etkisini göstermiştir. Ek olarak, keten tohumları, anti-iltihaba karşı olmanın yanında kalbi koruyan omega- 3 yağ ALA'nın alfa linolenik asid en iyi kaynaklarından biridir. İltihap kimyasal sitokinler üretilir, diğer yerler arasında, yağ hücrelerinde, çok kilolu olduğunuzda muhtemelen itihapla ilgili sorunlar yaşayacaksınız. Her şeyden önce taze keton tohumları, diyet programınızla olağanüstü bir olacak.

10. Sardalya Balığı
Protein ve omega-3 yağlarının ilk sınıfında yer alan sengin bir yiyecek olan sardalye balıklarını kolay kolay her yerde bulamazsınız. New York'un ünlü bir beslenme uzmanı Oz Garcia'nın seminerine katılmak için Florida'ya giderken sardalye balıklarının ne kadar sağlıklı ve zengin besin içerdiklerini öğrendim. Yemek için her şeyi hemen kapan zamansız ve acımasız bir listeye sahiptik. Oz, kan şekerinin düştüğü veya enerjisinin yok olmaya başladığı her an sardalye balıklarını satan en yakın yerlere gider! Bu yiyeceğin ne kadar besleyici ve enerji içerdiğini birinci elden öğrendim! Özellikle düşük karbonhidrat içeren diyet programınız bu yiyeceği yemenize izin verirse Wasa ekmeği gibi az karbonhidrat ve şekerli krekerleri sardalye balığınızın yanında yiyebilirsiniz. Size anlattıklarımızdan çok daha iyi hissedeceksiniz ve her şeyil salata ile sardalye balığı, size az kardonhidratlı bir yiyecek sunacak. En iyi çeşidi, sardalye yağında paketlenendir her yerde bulabilirsiniz. Soya fasulyesinde ve pamuk tohumda olanları satın alamayın çünkü 6 omega içerisinde oldukça fazladırlar.

12. Günlük Diyet Programınıza Yoğurt veya Kefir İlave Edin
Üretilmiş süt ürünleri, vücudunuzda sağlıklı bakteri depolar ve genellikle süt mamülleri ile ilgili sorun yaşanlar tarafından da sevilir. Yapay olmayan ürünlerle yapay olan meyvelerle aburcubur yiyecekler değil birlikte sade yoğurt yemeniz gerekir. Tabiî ki kefir de yiyebilirsiniz. Karbonhidrat içeriği: paketlerin üzerinde yazılanalar kadar yüksek değildir. Aslında, ½ kase yoğurt için kefir veya yağlı süt, bunlarda da sadece 2 gram etkili karbonhidrat vardır ve sizin almız gereken miktardır. Dr. Jack Goldberg, Diyete Devam yayınında mayalanmış süt içtiğinizde laktik süt asidi ile aşılanacağınızı, hemen hemen bütün süt şekerlerini laktoz "tükettiğinizi" ve bununda laktik asidine dönüştüğünü ve ekibinin sütü kesip tek bir tat çıkardığını belirtmiştir. Böylelikle, hükümet şekerden uzak kalınması grektiğini ve şekerin laktik asid bakterileriyle mayalanma işleminine " dönüştüğünü" belirtmiştir. Sade yoğurdun ve kefirin 1/2 kasesi içerisindeki karbonhidratın "gerçek" miktarı, sadeve 2 gramdır. Her gün yağlı yoğurt veya kefir yemenizi sizlere tavsiye ediyorum ve bu temel yiyeceklerle günlük diyet programınızı keyfi hale getirmenizi istiyorum.

13. Yeşilliklerle Tahılların Yerlerini Değiştirin
Dünyanın dört bir yerinde yaşayan insanların çoğu için tatılların en sağlıklı yiyecek olmadığı ile ilgili bir çok nedneleri var. Dr. Joseph Mercola'ya göre tahıllar çok az C vitamini içerir, A vitamini içermez ve B vitaminin eksiklik yüzünden oluşan hastalıklarının ikisi, hemen hemen aşırı tahıl tüketmekle doğru orantılıdır. Birkaç istisnayla fiber--- mısır gevreği ve ekmek gibi işlenmiş tahıl ürünlerininde kısmen var olmaktadır, her hangi bir durumda, sebze ve diğer soslardan elde edilebilinir. Fakat tahılları yemeyi sorun etmeyen bazı insanlar vardır, kilo probleminiz varsa, muhtemelen siz, bu insanlardan biri olamazsınız. En azından çoğu zaman sebzelerden karbonhidrat alırlar. Ph.D, diyabet yazarı C. Leigh Broadhurst: Önlem ve Tedavi, kilolu olup olmadığını ve diyabetik kliniklerin tek bir değişimi olduğunu bana söyleseydi en önemli şeyin buğdaydan uzak kalması gerektiğinin vurgulardım. Bunu tekrar düşünün.

14. Yeşil İçecekleri Kullanın
Yeşil İçecekler, tahıl, magma veya yeşil yiyeceklerin bileşenlerinden yapılan genel bir kategori adıdır. Bağışıklık sitemine simultene eder. Yeşil içeceklerin, inanılmaz bir besin gücü vardır; genellikle şaşırtıcı fito besinleri ve vitamin profillerine sahiptir. Alkalikleştirirler böylelikle et oranı yüksek olan diyet programlarından olağan üstü dengelilerdir. daima organik kaynaklardan üretilirler, düşük kalori içerirler, 4 gramdan fazla karbonhidrat az-glisemik içermezler diyet programınızda bu içecekler yer almıyorsa diyet programınız yeterli değildir. En sağlıklı yiyecekleri bütün süper marketlerde bulabilirsiniz ve kesinlikle diyetinizin bir bölüünde onlara yer vermeyi düşünmelisiniz.

15. Miktarına Dikkat Ederek Badem Yiyin
Kuru yemişler, az karbonhidratla bağlantılılardır ama kilo vermeyi yavaşlatırlar çünkü kuru yemişler çok tüketilir ve onlar biraz fazla kalori içerirler. Diyet programınızın kilo verme aşamsında kuru yemişleri yerseniz lütfen miktarına çok dikkat edin. 15 adet badem bir porsiyondur. Çok miktarda satın almayın ve " atıştırma" için çok miktarda kuru yemişleri yanınıza almayın;fazla alıyorsanız küçük bir çantaya az miktarını alarak yanınızda taşıyabilirsiniz.

16. Tatlıya İhtiyaç Duyarsanız Peynir, Çilek veya Çilekli Krema İsteyin
Dr. Jack Goldberg, istediğiniz şeker ve kalori içermeyen bir tatlıyı yemenizi öneriyor. Karbonhidrat almanıza izin veriliyorsa evinizde çilek ve krema yapabilir ve de laksatif içeren bir tatlı deneyebilirsiniz.

17. Protein Kısıtlamasına Dikkat Edin
Bunlara çok dikkat etemliisniz. Yeni bir diyet programı uyguladığınızda ilk iki hafta boyunca kesinlikle protein almanızı önermiyoruz. Bu yeni çeşit şekerleri marketlerde satışa sunulur. Tahmin edildiği gibi, aburcuburların bazıları çok daha kötü değildir. En iyi olan PaleoBar, Sağlığımız için uygun olabilir; Sears Labs Omega- 3 Zone her yerde satılan Zone yasakları ile karıştırmayın ve Atkins yasakları her yerde mevcuttur.

Bütün proteinler eşit değildir ve enerji yasağı, tamamlayıcı pazarlama dümenidir. Enerji", beslenme seyişiyle, " kalori" anlamına gelir ama üreticiler, sizin bir maraton koşucu gibi hisetmenizi sağlamak için onları yemeyi düşünmenizi isterler. Bu, böyle değildir. Aslında, çoğu "enerji" çubukları karbonhidratlarla doludur. Bunların hemen hemen çoğu hidrojelenmiş yağlardır yağa geçiş yaparlar. Protein çubukları özellikle daha fazla protein ve daha az karbonhidrat alırlar ama sizin de her zaman etiketleri okumanız gerekir. Bazıları, 330 kalori kadar yüksetir ve tamamen atıştırma yiyecekleri değildir. Ek olarak, karbonhidrat sayılarına dikkat ediyorsanız, sayılması gereken şekerli alkol olan sorbitol veya monitol gibi tatlandırıcal içermektedir. Manitol, özellikle gaza neden olur. Dr. Atkins, iki veya üç gram etkili karbonhidrat aldığınızda gliserineyi gliserol olarak bilinir saymaz.

Bu çelişkilidir: Gliserol-kokusuz, renksiz, sıvı tadı olan tatlı-bir tatlı olarak kullanılır ve bir karbonhidrat olarak sınıflandırılır ama Atkins, bunları iddia ediyor çünkü şekerin yaptığı aynı yöntemle kan şekerini etkilemiyor ve net karbonhidratın bir parçası olarak sayılamamalı. Belki; olası olamaya bilir. Çoğu düşük karbonhidratlar, kilo vermeyi yavaşlatıyor; diğerleri ise yavaşlatmıyor. Bu durumda, doğru yiyeceklere bağlı kalınmalı ve yeni bir yeme yönetemini öğrenene kadar birkaç hafta bu yiyecek türlerinden uzak durulmalı.

18. Dışarıda Yemek Yediğinizde Ekmek Almayın
Garsonun ekmeği masanıza koymasına izin vermeyin. Ekmek masanızda olursa, -iki ihtimal olur- ya ekmeği yersiniz ya da yemezsiniz. Ekmeği geri gönderirseniz büyük olasılıkla ilk ihtimal ortadan kalkmış olur.

19. Meyve Suyu Yok ve Asla Olmadı
Şekerle dolu içecek meyve sularının gururla reklamı yapılmıştır. Bu meyve içeceklerin 10 gerçektir. Meyve içecekleri meyvelerden üretilmemektedir karbonhidrat içeren yapay maddeler kullanılmaktadır. Meyve suları basit aburcuburlarla üretilmektedir. İçeriğinde şeker vardır, gerçek meyve lifleri yoktur. Yüksek oranda glisemik yüklüdür ve her şeyden kolayca alabildiğiniz birkaç değersiz vitaminlerinin dışında kesinlikle beslenmenize katkısı yoktur.

20. Bu "Yasal" Tatlılara Dikkat Edin
Düşük karbonhidratlar, düşük kalori içerdiği anlamına gelmemektedir ve kesinlikle bu tatlıları sınırsız bir şekilde yememelisiniz. Aburcubur yiyeceklerin büyük miktarını tükettiğinizde diyet ugulayanların yaptığı aynı hatayı yapmayın bunun doğru olduğunu sanılıyordu çünkü düşük yağ oranı vardı. Lezzetli düşük kalorili tatlılar pek çok var ve kısa bir süreliğine onların tadına bakmak hoş olur ama bu tatlıları da çok fazla tüketmemek gerekir! Ayrıca, gerçek yiyeceklerle yerlerini değiştirmek istenilirse bu gerçekten iyi bir fikir olmayacaktır düşük karbonhidrat içeren bars gibi aynı sorundur.

21. Zengin Proteinli Atıştırma Yiyeceklerini Yanınızda Taşıyın
Hava alanındaki küçük satış mağaza ve 7-Eleven gibi otamatları unutun. Gerçek yiyeceklerde yer alan atıştırma yiyecekleri düşünmeye başlayın ve protein ve yağ içeren gerçek yiyecekleride düşünün, bahaneleri bir kenara bırakarak çoğu çiğnenebilinenleri yiyin. Plastik bir çatanıza kuru yemiş, peynir dil peyniri harika bir seçimdir , haşlanmış yumurta, kurutulmuş et veya tavuk yanınıza alabilirsiniz. Eğer diyet programınızda varsa meyvelere de yer verebilirsiniz ama meyveleri yeme izniniz varsa? Cips, çubuk kreker veya çikolatalı kurabiyeler olabilir--- tabi eğer zayıf kalmak istemiyorsanız!
22. Şeker Arzusu? Sotelenmiş Bademler Deneyin

23. Bu Süper Tutkuyu Deneyin
1 çay kaşığı tahin ile düşük karbonhidratlı krakerleri, kerevizi veya marulu karıştırın. Tatlı yeme isteğinizi bastırır ve mineral eksikliğinizi azaltmaya yardımcı olur.

24. Amino Asid ile Tatlı Yeme İsteğinizi Tatmin Edin
1 çay kaşığı laksatif yapay tatlandırıcı ile tatlandırılmış glutamin amino asid ve 1 ya da 2 çay kaşığı çözülmüş krema, tatlı yeme isteğinizi bastırır.

25. Sebze Yemeye Düşkün Olmanın Bir Yöntemi
Sebze yemeyi hiç sevmeyen biri bile, bu közlenmiş sebze tabağını yieyecek. Biraz sebze alın--- havuç, yaban havucu, pancar, soğan gibi biber ve kök sebzelerinin hepsi;hepsini doğrayın ve yanmaz tavada kızartın. Biraz yağla 30 veya 40 dakika pişirin. Bu kızarmış sebzelerin tadı, daha önceden tatmadığınız bir damak tadı verecektir.

26. Makarnayı Kontrollü Yiyin
Özellikle ideal kiloya ulaştığınızda makarnadan sonsuza dek vazgeçmek zorunda kalmayacaksınız. Ama makarnayı pişirirken glisemik miktraınıda düşürün. Ne kadar az kaynatırsanız o kadar çok makarnada nişasta molakülleri olur. Makarnanın vücutta parçalanaması enzimleri için zor olur ve böylece kan şekeri üzerinde makarnanın etkisi azalır. Yeni düşük karbonhidratlı, yüksek fiber içeren makarnalar alın ve pişirin.

27. Renk için Alışveriş Yapın
Her zaman gündemde olan beslen ile ilgili bilgilere yer veren kadın dergilerini yakından takip ediyorum tabiî ki erkek dergilerinde olan makaleleride okumayı ihmal etmiyorum. Okuduğum en iyi olan tavsiyelerden biri: Rengi araştırmak. Antioksidanlar, proantosyianidinler, fito kimyasalları ezberlemek istemiyorsanız paranız için en iyi beslenmeyi araştıracaksınız. Bir Avrupa açık marketinin harika kart postallarına beniyor mu? Yeşil, kırmızı, turuncu ve mavi renklerinde olmalı. Meyve ve sebzelerde bulunan tüm bu renkler burada mevcut çünkü onlar doğal antioksidanlardır ve vücudunuzda bulunan bir amaca hizmet ederler. Satın aldığınız her şey karton renginde olursa bir şeyleri yanlış yapmışsınızdır.

28. Dışarıdaki Geçitlerde Alışveriş
Yediğiniz şekerden, yapay yiyeceklerden ve aburcubur yiyeceklerde bulunan karbonhidratlardan aldığınız kalori sayısını büyülü olarak azaltmak mı istiyorsunuz? İşet basit bir hile: Süper marketlerin içersinde gezinmekten kaçının. Bütün ihtiyaçlarınız dışarıda. Süper mareketin dış kısmında zaman harcayın. Ayrıca, bu iyi bir av için sır görünür; her şeyden önemlisi, hiç kimse bir yabancıya gidipte bu soruyu sormaz " Tahıl ürünlerinin taze olup olmadığını nasıl söylersiniz?".

29. Birkaç Tane Yemek Kitabı Satın Alın
Aynı eski seçeneklerden sıkılıp şikayette bulunan veya " Ne yiyebilirim" gibi bir soru soran her müşterilerim için sadece bir nikele sahip olsam zengin bir beslenme uzmanı olurdum! Bu sorunun cevabı, bu kitabı araştırırken kesinlikle çok açık olurdu. Yemek pişirme kitaplarında şaşırtıcı olarak yemek tarifleri var -acemi olandan obur aşçıya kadar- Tavuk ve sebzelerdense daha az karbonhidrat içeren yiyecekler var.

30. " Doğal" Herşeyin İyi Olduğu Anlamına Gelmez
Marketlerin diğer başarıları, yiyeceklerin üzerinde "doğal" yazıp bizi aldırmaya ikna etmeleridir. Bütün doğal yiyecekler, tamamen düzensiz, tamamen anlamsız olmasıdır. Herkes her şeyde onu kullanabilir. Dondurulmuş yiyeceklerde, " enerji" çubuklarında süper marketlerin et satan bölümlerindeki kesilmiş tavuklarda? Onların "normal olarak" bir diteyi yemediğini "doğal" antibiyotiklerle beslendiğini ve daha sonra "doğal olarak" şeklini değiştirdiğini anlıyorsunuz. Bu doğal terimini unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır ve böylece ham yağdır ama biz onları yiyemeyiz. Üzerinde " doğal olarak" yazan ve " doğal" olan antibiyotikleri besleyen yazılara pek güvenmeyiniz. Bu doğal terimi unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır ama ham yağdırlar. Fakat biz bu mantarları yiyemeyiz. Gerçek olan yiyecekleri araştırın. Gerçek olan yiyecekler, eskilerde yaşayan insanların avladığı, balık tuttuğu, ürün yetiştirdiği yiyeceklerdir. İşte bunlar doğal olan yiyeceklerdir ve bu yiyecekler yenilmedir.

Sağlıklı olmak için 10 iyi alışkanlık


 

    1. Açık bir beslenme ve spor yapma hedefi saptamak. Araştırmalar sonucunda yeni bir alışkanlık edinmenin, en az üç hafta gerektirdiği ortaya çıktı. Bu da, bugünden itibaren her gün 10 dakika yürüyüş yaparsanız, 21 gün sonra bunun sizin için bir alışkanlık haline geleceği anlamına geliyor.

    2. İnce tuz yerine kaba deniz tuzu tercih etmek. Deniz tuzu 80'den fazla mikro maden elementi içerir ve bunların çoğu insan vücudunda bulunmuyor.

   3. Her gün aynı saatte uyanmak. Amerikalı uzmanlar, bunun uyku kalitesini iyileştirmenin anahtarı olduğunu ve etkili şekilde biyolojik saati ayarladığını savunuyor.

    4. Kahvaltı yapmak ve kahvaltıda yeteri kadar protein ve sağlıklı yağ almak. Kahvaltı sabahleyin çalışma verimini artırmanın yanı sıra, vücuttaki yağın yakılmasına da yardımcı olur.

    5. Abur cubur yemeklere veda etmek. Bunların yerine kabuklu yemiş, kurutulmuş meyve ve protein oranı yüksek, şeker ve yağ oranı düşük yemekleri tercih etmek.

    6. Her gün en az bir bardak yeşil çay içmek. Yeşil çayın kanser, kalp ve damar hastalıklarını önlemin yanı sıra, metabolizma oranını artırmaya ve yağı azaltmaya da yardımcı olacağı görüşü hakim.

7. Yeterince sebze ve meyve yemek. Sebze ve meyvelerin yaşlanma sürecini geciktirdiği ve hatta önlediği savunuluyor.

8. Uyumlu bir aile ve iş ilişkisi kurma. Araştırmalar, birbirine destek veren bir evlilik ilişkisinin insanı mutlu ettiğini gösteriyor.

9. Mümkün olduğu kadar rahat giysileri tercih etmek. Araştırmalar, rahat giysiyle işe giden birinin vücudun hareket etme oranının yüzde 8 arttığını ve bunun da her gün 500 adım fazla atılması demek olduğunu gösteriyor.

10. Televizyonu yatak odasından çıkartmak. Araştırmalar sonucunda yatak odasındaki televizyonun çocukları şişmanlattığı, ders notlarını düşürdüğü ve yetişkinlerin sağlığına zarar verdiği ortaya çıktı.

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,