| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar

Akıllı' ilaçlar geliyor!


'Akıllı' ilaçlar geliyor!

Philips'den hastalar için akıllı kapsül (iPill). Philips mikroişlemcisi, aküsü, kablosuz radyosu, pompası ve ilaç haznesi bulunan "akıllı kapsül (iPill)" geliştiriyor.

Dünyanın en büyük hastane donanımı üreticilerinden biri olan Philips, "iPill" kapsülünün gut hastalığında, sensör aracılığıyla asiditeyi ölçeceğini ve gerekli durumlarda ilacı vücuda bırakacağını belirtiyor. Philips yetkilileri, sindirimle ilgili hastalıkları tedavi etmek için ilaçların tam yerine uygulanmasının, ilaçların yan etkisini düşürmek için dozların azar azar verilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Hastalıkları teşhis etmede minyatür kamera içeren kapsüller kullanılırken, bu kapsüller de ilacın dağıtım ihtiyacını karşılayacak. iPill kapsül aynı zamanda bölgesel ateşi de ölçecek ve iç alıcıya radyosu ile bunu rapor edecek.

Philips şirketi, akıllı kapsülü bu ay Atlanta'da düzenlenecek olan Amerikan Farmasötik Bilim adamları Birliği'nin yıllık toplantısında kamuoyuna sunacak.

Philips yetkilileri, örnek ürün olarak üretilen Akıllı kapsül (iPill) için seri üretime geçilebileceğini söyledi.

Unutkanlığa son


Unutkanlığa son

Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, Mother and Baby okuyucularına unutkanlık hakkında bilgi verdi.

İlk önce söyleyebileceğim, eğer unutkanlığınız hakkında endişeleniyorsanız, bir doktora başvurun. Ayrıca belleğinizi canlı tutacak, unutmayı engelleyecek birçok şey de yapılabilirsiniz.

Bir hobiniz olsun, zamanınızı arkadaşlarınızla geçirin. İyi ve sağlıklı beslenin. Egzersiz yapın. Bu aktiviteler gerçekten sizi daha zinde tutacak ve sağlam beyninizin ışıl ışıl yardımcı olacaktır.

Belleğinizi güçlendirmeniz için...


- Yeni beceriler öğrenin.
- Sosyal topluluklarda ve okullarda gönüllü olarak çalışın.
- Mümkün olduğu kadar vaktinizi arkadaşlarınızla ve ailelerinizle geçirin.
- Ajanda kullanın, liste yapmak ve not tutmak gibi belleğe yardımcı yöntemler kullanın.
- Cüzdanınızı, anahtarlarınızı ve gözlüklerinizi her gün hep aynı yere koyun.
- Dinlenmenize dikkat edin.
- Egsersiz yapın, iyi ve sağlıklı beslenin.
- Alkol almayın.
- Kendinizi depresyonda hissederseniz profesyonel bir yardım alın.

40 yaşında beyin yavaşlamaya başlıyor

40 yaşında beyin yavaşlamaya başlıyor  
Yaş ilerledikçe insanları yavaşlatan sadece ağrıyan eklemler değil; bundan beynimiz de sorumlu. 40 yaşına gelindiğinde, beynin hareketi kontrol eden kısmı yavaşlamaya başlıyor.
 
 

Time dergisinde yer alan habere göre, beynin hızı sinir liflerinin etrafını kaplayan, "miyelin" denilen yağ tabakasıyla ilgili. Sinir lifinin etrafına sıkıca sarılan kalın, yoğun bir tabaka şeklindeki sağlıklı miyelin, beynin komut vermek için kullandığı elektrik sinyallerinin çok hızlı bir şekilde iletilmesini sağlıyor. Yapılan yeni bir araştırma sağlıklı kişiler de dahil olmak üzere, orta yaşlara gelindiğinde, beynin hareketi kontrol eden kısmında izolasyon kaybı başladığını ortaya koydu. Bu kişilerde miyelin tabakasında meydana gelen izolasyon nispetince yavaşlama görülüyor. Aile-Sağlık

 

Yüksek sesli MP3 dinlemek, kulağı sağır ediyor

Yüksek sesli MP3 dinlemek, kulağı sağır ediyor  
Günde bir saat yüksek sesle MP3 çalar dinlemek, işitmede ciddi problemlere yol açıyor. Yüksek sesle müzik insanların kulağında çınlama ya da uğultu yapıyor.
 
 

Avrupa'da 3 milyondan fazla kişiyi etkileyen rahatsızlıkla ilgili olarak bir milyondan fazla kişinin daha risk altında olduğundan endişe ediliyor. Duyma problemi yaşayan kişilerle yapılan çalışmalar, 16-34 yaşları arasında yüksek sesle müzik dinleyenlerin üçte ikisinin bunun risklerini bilmediğini gösteriyor. 33 yaşındaki David Brinn, birkaç yıl öncesine kadar MP3 çalarında günde en az 3 saat yüksek sesle müzik dinliyordu. 3 yıl önce doktorlar kulağında çınlama olduğunu söyledi. Brinn, yemek yerken, uyurken ve çalışırken kulağında sürekli bir ıslık sesi duyduğunu ifade ediyordu. İngiltere Kraliyet Ulusal Sağırlık Enstitüsü'nden işitme uzmanı Crystal Rolf, çınlamanın uzun süre yüksek sese maruz kalan kulaktaki küçük duyusal hücrelerin hasar görmesiyle oluştuğunu söyledi. Rolf, "Önce çınlama hissi geçici olabilir, fakat hasar uzun sürede kalıcı ve sürekli olabiliyor." dedi. Avrupa'da yapılan araştırma ise her gün en az 1 saatten fazla müzik dinleyen on MP3 kullanıcısından birinde kalıcı işitme kaybı olduğunu gösteriyor. Aile-Sağlık

 

Sigarayı bırakma günü'nde 6 özel öneri!


'Sigarayı bırakma günü'nde 6 özel öneri!

Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak, 20 Kasım Dünya Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle sigaranın kurtulmanın yolları ile ilgili önerilerini 6 maddede anlatıyor.

Medikal destekle sigarayı bırakma başarısı % 45’lere yükseliyor

Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak, 20 Kasım Dünya Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle sigaranın zararları ve bu alışkanlıktan kurtulmanın yolları ile ilgili önerilerini 6 maddede anlatıyor.

Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak sigaranın, Dünya Sağlık Örgütü tanımına göre insana sadece “nikotin vermeye yarayan zararlı bir madde” olduğunu belirtiyor. Dr. Hakan Solak sigaranın insan bedenine zararlarını şöyle özetliyor: “Sigaranın içeriğinde yaklaşık 4000 adet insan vücuduna zararlı madde bulunuyor. Tüm dünyada sigara nedeniyle binlerce insan hayatını kaybediyor ve oluşan hastalıklar nedeniyle her yıl katrilyonlarca lira harcanıyor.

Sigarayı bırakmaya çalışanlar ise akupunktur, hipnoz, biyoenerji, luksopunktur, vb. gibi hiç biri bilimsel bir kanıta dayanmayan yöntemlere başvuruyor.” Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak sigarayı bırakmak isteyen kişiler yaşadıkları bütün bu bırakma denemelerinde başarısız olunca moral bozukluğu, hayal kırıklığı yaşadıklarını, sigarayı hiç bırakamayacağını düşünmeye başladıklarını söylüyor. Ayrıca yaklaşık 40 tür hastalıkla yakından ilgili olan ve yılda 4,5 milyon kişinin  ölümüne sebep olan “sigarayı bırakmak” için yapılması gerekenin  “profesyonel medikal destek” almak olduğunu vurguluyor. Kadıköy Şifa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak sigarının zararlarını ve bırakmak için önerilerini 6 maddede söyle özetliyor:

1. Gerçekten tiryaki misiniz?

Birkaç haftadan beri her gün nikotin kullanıyorsanız; sigarayı bıraktıktan ya da azalttıktan 24 saat sonra aşağıdaki bulgulardan en az dördüne sahipseniz, kendinizi “tiryaki” olarak görebilirsiniz.

Şiddetli nikotin arayışı içinde olmak

İrritabilite, kızgınlık ya da öfke

Anksiyete (kaygı)

Düşüncelerini toplamada zorluk çekme

Huzursuzluk

Kalp hızında azalma

İştahta artma ya da kilo alma

2. Sigara insan vücudunda nelere neden oluyor?

Sigara insan vücudunda içerdiği nikotin nedeniyle fiziksel ve tekrarlanan davranışlar nedeniyle psikolojik bağımlılık yaratır. Yaşam kalitesini bozarak süresini kısaltır. Ayrıca insan vücudundaki bütün sistemleri olumsuz etkileyerek çeşitli hastalıklara ve ölümlere yol açar. Örneğin sigara, Akciğer kanserlerinin % 90’ından, Kronik bronşit vakalarının % 40’ından, Felçlerin % 18’inden, Kalp ve damar hastalıklarının % 21’inden, Kronik kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin % 30’undan sorumludur.

3. Sigarayı bırakmak için hangi yolları izlemelisiniz?

Sigarayı bırakmanın ilk koşulu “sigarayı bırakmaya karar vermek”tir. Sigaraya bırakmak için medikal destek almak önemlidir. Zira bugüne kadar kendi başına sigara bırakma deneyimlerinde yakalanan başarı % 3’lerde kalmıştır. Bu oran medikal destek ile % 45’lere kadar çıkmaktadır.

4. Sigarayı bırakmak mümkün müdür?

Doğru yöntemlerle ve kesin kararlılıkla hareket edildiğinde sigarayı bırakmak kesinlikle mümkün.

5. Neden profesyonel destek almak gerekiyor?

Dünya Sağlık Örgütü sigarayı psikoaktif madde olarak tanımlamıştır. Sigara bağımlılığı farmakolojik ve psikolojik olarak iki birleşenden oluşur. Sigarada bağımlılık yapan madde ise nikotindir. Nikotin eroin ve kokain kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Bu bağımlılığın tedavisinde medikal destek;

Doğru hastaya, doğru bırakma yönteminin belirlenmesi,

Nikotin içermeyen tedavilerdeki yan etki ve komplikasyonların kontrol altında tutulması,

Nikotin replasman tedavisinin belirlenmesi ve takibi,

Psikolojik baskı unsuru açısından alınmalıdır

 6. Sigarayı bıraktıktan sonra yaşamınızda neler değişecek?

Sigarayı bıraktıktan sonra insan bedeninde farklı aralıklarla yaşam kalitesini yükselten pek çok olumlu değişiklik meydana gelir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:

Nikotin ve karbonmonoksit vücuttan atılarak vücut kendini yenilemeye başlar.

 Tat ve koku duygunuz gelişir, solunum rahatlar.

Akciğer hücreleri yenilenerek, akciğerin işlevi yüzde 5 - 10 oranında artış gösterir ve öksürük ortadan kalkar.

Kalp krizi riski, sigarayı bıraktıktan sonra 24 saat içerisinde % 50 oranında azalmaktadır.

Sigarayı bıraktıktan sonra kalp damar hastalığı riski hiç sigara içmeyenler düzeyine düşer.

Beyin kanaması veya damar tıkanıklığı riski % 30 - 50 oranında geriler.

Sigarayı bırakmakla akciğer kanseri, diğer organ kanserleri, kalp hastalıkları, felç, müzmin bronşit, amfizem gibi hastalıkların oluşmasında sigaranın yarattığı riskler ortadan kalkar.

Kısaca, sigarayı bırakmakla sigaraya devam edenlere oranla ölüm riskinizi 15 yılda % 50 oranında düşürmeniz mümkündür.

Haber 7

Şiş kebap, 3 paket sigaraya bedel

Şiş kebap, 3 paket sigaraya bedel
Beslenme uzmanı Prof. Özütemiz, hafta sonunda çoğunun iştahını kaçıracak bir dizi açıklamada bulundu. Izgaranın zararlarını anlatan Özütemiz'den ögütler:

window.google_render_ad();

Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özütemiz, mide kanserine yol açan bazı gıda maddelerinin tüketilmesinin Türkiye'nin en ciddi sağlık sorunlarından biri olduğunu belirterek, "mangal üzerinde pişirilen et, biber, domates ve soğan gibi yiyeceklerin tüketilmesinin, günde 3 paket sigaraya bedel kanser etkisi yaptığını" söyledi.

Özütemiz, Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından düzenlenen "25. Ulusal Gastroenteroloji Haftası"na katılmak üzere geldiği Adana'da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı beslenmenin, yaşam kalitesini artıran ve
ömrü uzatan en önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi.

Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının mide rahatsızlıklarını artırmasının yanı sıra, daha da önemlisi kanser vakalarında önemli etkisi bulunduğuna dikkati çeken Özütemiz, şunları kaydetti:

"Bazı gıdalar da mide kanserine yol açıyor. Ülkemizin en ciddi sorunu bu. Halka bu mesaj gitmelidir. Adana ve kullanGüneydoğu mutfağına ben de bayılırım, ama ateşi doğrudan gören et, ocak başı muhabbeti dediğimiz mutfak, mide kanserinin bir numaralı dostu. Kebabın, domatesin, biberin ve soğanın doğrudan ateşle yandıktan sonra yenmesi kanser açısından son derece riskli. Kebapçılar bana kızacak, ama mangal keyfinin günde 3 paket sigara içmeye bedel bir kanser etkisi var."

PROF. ÖZÜTEMİZ'DEN YEME ÖĞÜTLERİ

Prof. Dr. Özütemiz, bazı hastalıklara ve kansere yol açmayacak beslenme şekilleri olduğunu ve bunların da konunun uzmanları tarafından halka zaman zaman anlatılıp önerilerde bulunulduğunu ifade etti.

Günlük öğünlerde gıdaların hızlı tüketilmemesi, az yenilmesi ve iyi çiğnenmesi gerektiğini anlatan Özütemiz, "bunun kalp ve hormonal etkileri var. Daha da önemlisi kebap gibi pişirdiğiniz yiyeceğin doğrudan ateş görmemesi lazım.

Vaka sayısında artış olan mide kanserinden korunmak için en sağlıklısı haşlama ve buğulama tarzı yemekler. Mangal türleri ayda bir kere yenebilir. Sakıncalı olmasına karşın meslektaşlarımızından bile sık aralıklarla kebap yiyen var" diye konuştu.

-HİJYEN VE ETKİLİ İLAÇ TEDAVİSİ ÜLSERİ AZALTTI-

Özütemiz, hijyen koşullarına önem verilmesi, antibiyotik ve diğer bazı ilaçların tedavisiyle Türkiye'deki mide ve 12 parmak bağırsağı ülserlerinde 15 yıl önceye göre azalma olduğunu da söyledi.

Bunun sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Özütemiz, ancak özellikle yaşlıların kullandığı romatizma ilaçlarına ve aspirin kullanımına bağlı olarak mide ve 12 parmak bağırsak ülserinde nispi artış görüldüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Özütemiz, romatizma ilaçlarının da bu rahatsızlığı her kişide yapmayabildiğini belirterek, "bazı romatizma ilaçları fazla, bazıları az yapıyor. Romatizma ilaçlarıyla beraber çok düşük dozda olsa bile aspirin kullanıldığında ise hastalığı artıyor. Bunun kötü tarafı, ilaca bağlı ülserler olduğu zaman bunların çoğunluğunun kanamayla geliyor olması, mutlaka ağrı hissedilmesi gerekmiyor" diye konuştu.



AA

Tıpta müthiş yeni bir buluş


Bilim adamları, beyin hücrelerinin yenilenmesinin mümkün olmaması nedeniyle beyin ve omurilik hasarlarında karşılaşılan çaresizliği giderecek bir yol buldu.

Boston Çocuk Hastanesi doktoru Jigang He, fare beyninde hasar görmüş olan sinir hücrelerinin kendilerini yeniden üretmesini sağlayan yönteme imza attı. Doktor Jiang'in bu çalışmayla ilgili kaleme aldığı makalesi, önde gelen bilim dergilerinden Science'da yayımlandı.

Çalışma sırasında, sinir hücresinin gelişmesini engelleyen bir protein bloke edildi ve bunun, hasarlı ''optik sinirlerin'' yerine yeni hücrelerin gelişmesini teşvik ettiği belirlendi.

Kol ve bacaklardaki sinir lifleri tahrip olduktan sonra kendisini yenileyebildiği halde, beyin ve omurilikteki sinir hücreleri bunu başaramıyor. Çalışmaya katılan, Genentech Inc. firmasından ilaç ve biyoteknolojiden sorumlu başkan yardımcısı Marc Tessier-Lavigne de açıklamasında, ''omurilik zedelenmelerinde hasta genellikle iyileşemiyor'' derken, bu çalışmanın hedefinin, bunun nedenini ortaya koymak olduğunu belirtti.

Çalışma sırasında, PTEN ve TSC1 adlı proteinler bloke edildi ve söz konusu hücrelerin (axon) hızla kendini yenilediği görüldü.

Verilen bilgiye göre ekip, şimdi bu proteinleri bloke edecek bir ilaç üretmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyo

Şeker hastalarına yeni umut


Anadolu'da şeker hastalığına iyi geldiği gerekçesiyle kaynatılarak içilen sarı çiçek bitkisinin etkinliğini araştıran bilim adamları, bitkiden elde edilen molekülün farelerde kan şekerini düşürdüğünü belirledi.

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Mungan, Anadolu'da halkın bazı hastalıkları iyileştirici etkisi olduğu gerekçesiyle sıklıkla kullandığı bitkilerin etkinliğini araştırdıklarını söyledi. Göller bölgesinde yaygın yetişen 'sarı çiçek' (helichrysum plicatum) bitkisinin, halk tarafından, şeker hastalığına iyi geldiği gerekçesiyle kaynatılarak içildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Mungan, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı iş birliğiyle bitkinin antidiyabetik ve antioksidan etkilerinin mekanizmasını saptamak için çalışma yaptıklarını anlattı.

Çiçeğin saflaştırılan ham maddesinden elde edilen ekstrenin, diyabet oluşturulan gebe farelere 14 gün boyunca uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Mungan, 15'inci gün yapılan testlerde farelerde kan şekerinin düştüğünü kaydetti.

Çalışmanın gebe modeller üzerinde süreceğini ve farelerin doğan yavrularında da testler yapılacağını belirten Prof. Dr. Mungan, ''Tüm çalışmalar olumlu sonuçlanırsa antidiyabetik özelliği olan yeni bir molekül, diyabet tedavisinde kullanılabilecek. Diyabet tedavisinde yeni bir molekülün ortaya çıkmasına öncülük edeceğiz'' dedi.

-KALP HASTALIKLARINI ÖNLEYİCİ ETKİ-

Çalışmada, sarı çiçek bitkisinin kan yağları lipitleri ve trigliseridi düşürücü etkisinin saptandığına da dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, ''Bu yeni molekül, lipitleri düşürerek diyabete bağlı komplikasyonları önlüyor olabilir. Bununla birlikte trigliseriti de düşürüyor ve buna bağlı kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde etkisi olabilir'' diye konuştu.

Sarı çiçek bitkisinin Türkiye'nin doğal bitki örtüsünde mevcut bir kaynak olduğuna işaret eden Prof. Dr. Mungan, elde edilen bitkisel ekstrenin, pankreas dokusu ve lipit metabolozması üzerindeki olumsuz etkilerinin başka çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türk doktordan çığır açacak buluş


Türk doktordan çığır açacak buluş

Çalışmalarını ABD'deki Yale Üniversitesinde sürdüren Prof. Dr. Murat Günel tarafından yapılan araştırmayla, beyin kanamalarına yol açan anevrizmaya neden olan 3 gen bulundu.

Araştırma sayesinde, anevrizma oluşma riski yüksek hastalar basit bir kan testiyle tespit edilerek, beyin kanamaları önlenebilecek.

Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Damar Hastalıkları (Nörovasküler) Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof Dr. Murat Günel'in, aynı üniversiteden Dr. Richard Lifton ve Türk doktorlar Kaya Bilgüvar, Yaşar Bayrı ve Zülfikar Arlıer ile birlikte yürüttüğü 15 yıllık araştırmanın sonuçları, dünyanın en büyük tıp dergilerinden biri olan Nature Genetics'te yayınlandı.

Araştırmada, Hollanda'nın yanı sıra, dünyada anevrizmaya bağlı beyin kanamalarının en çok görüldüğü Finlandiya ve Japonya'dan toplanan 10 binin üzerinde kan örneğinden elde edilen genetik materyal (DNA) kullanıldı. Bunların yaklaşık 2 bin 200'ü anevrizma hastalarından, 8 bini de sağlıklı, anevrizması olmayan insanlardan toplandı.

Araştırmada ilk olarak, Avrupalı hastaların kanlarındaki (DNA) 300 bin değişik bölgeye bakıldı. Sonuçta, 3 bölgedeki değişikliklerin anevrizma riskini tüm dünya toplumlarında artırdığı belirlendi.

Araştırma sayesinde, basit bir kan testiyle beyin kanaması olmadan anevrizma oluşma riski yüksek hastaların tespit edilebileceği bildirildi.

Bu kişiler belirlenince, MR Anjiyo ve KT Anjiyo gibi radyolojik tetkiklerle takip edilebilecek. Oluşumu belirlenebildiği takdirde de anevrizma, patlamadan önce cerrahi veya damar içi yöntemler kullanılarak tedavi edilebilecek.

ANEVRİZMA OLUŞMASININ NEDENLERİ

Günel, bu araştırma sayesinde ortaya çıkarılan 3 genin tespitiyle, söz konusu hastalığın oluşum nedenlerinin de anlaşılmaya başlandığını bildirdi.

Araştırmayla, hiç beklenmedik bir şekilde, her 3 genin de damarlardaki bozukluğu tamir eden kök hücreleri etkilediğinin belirlendiğini anlatan Günel, ''Bu genlerdeki bozukluklar, beyin damarlarının sertleşerek erken yaşlarda bile yaşlanmalarına yol açıyor. Bu erken yaşlanmaya bağlı olarak da anevrizmalar ortaya çıkıyor ve zamanla patlayarak beyin kanamalarına ve felçlere sebep oluyor'' şeklinde konuştu.

Günel, uzun vadedeki hedefinin, bu sonuçlara bağlı olarak yeni tedaviler geliştirerek, anevrizmaları kanamadan teşhis edip yeni yöntemler kullanarak hastaları iyileştirmek olduğunu söyledi.

TÜRKİYE'DE ANEVRİZMA HASTALIĞI

Günel'in verdiği bilgiye göre, anevrizmaların toplumda görülme riski yaşla artıyor.

ABD'de yapılan araştırmalara göre, hastalık 60 yaşında toplumun yüzde 5 gibi büyük bir kısmını etkileyebiliyor.

Türkiye gibi sigaranın çok içildiği ve yüksek tansiyonun sık görüldüğü toplumlarda, bu oran yüzde 5'in üzerine bile çıkabiliyor. Ancak, Türkiye'de bu konuda yapılan bir araştırma olmadığı için, tam bir sayı verilemiyor.

Sadece Türkler'de etkin genlerin varlığının mümkün olduğunu, ancak, Türkiye'de böyle bir araştırma yapılmadığı için bunun var olup olmadığının henüz bilinmediğine dikkati çeken Murat Günel, ''Bu yüzden böyle bir araştırmanın Türkiye'de de yapılarak, Türkler'e özgü bu genlerin saptanması halinde, gereken önlemlerin alınması çok önemli'' diye konuştu.

Soğuk algınlığına doğadan çözüm


Soğuk algınlığına doğadan çözüm

Sıcak suda biraz bal ve limon soğuk algınlığına birebir. Havaların serinlemeye başladığı bugünlerde çevrenizde mutlaka soğuk algınlığı olan ya da öksüren birçok kişi vardır.

Zaman'ın haberine göre, bu hastalıkların ilacı olmadığını belirten uzmanlar tedavinin ucuz ve pratik bir yolunu açıkladı: Sıcak suya biraz bal ve limon ekleyerek çocuğunuza içirin.

Aileler sık sık soğuk algınlığı geçiren ve öksüren çocukları için kullandıkları ilaçların etkili ve güvenli olup olmadığı konusunda her zaman endişe duyarlar. Kemik Hastalıkları Tıp Okulu'nda Pediatri Başkanı Jacqueline Kaari, "Soğuk algınlığına antibiyotiklerle öldürülemeyen bir virüs neden oluyor. Öksürüğü ve soğuk algınlığını gideren şuruplar da dahil hiçbir şey belirtilerini tedavi edemez, yalnızca hastalığın daha çabuk geçmesini sağlar" dedi.


Kaari, çocuklara sıcak suyun içinde biraz limon ve bal içirilerek öksürüğün daha etkili biçimde iyileştirilebileceğini söylüyor. Ayrıca, iyi bir beslenme ve bol sıvı alımıyla çocukların daha çabuk toparlanacağını belirten Kaari, havayı nemlendirmek için soğuk buhar makinesi kullanmanın ya da yaşı uygunsa boğaz ağrısı için pastil vermenin iyileşmeyi kolaylaştıracağını ifade etti.

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,