| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Böbrek hastalarına müjde

Böbrek hastalarına müjde
Yurt dışından gelen ilaç sayesinde nakil için kan uyumu şart değil. Tedavinin büyük bölümünü de sigorta karşılıyor.
 
 

Türkiye’de 40 bin diyaliz hastası böbrek nakli bekliyor. Karaciğer, kalp ve pankreas da dahil edildiğinde ülkemizde nakil bekleyen hasta sayısı 45 bini buluyor. Nakillerin önündeki en büyük problem kan uyumsuzluğu idi. Uygun donör bulunsa da kan uyumsuzluğu yüzünden hastaya nakil yapılamıyordu. Avrupa ülkelerinde bu durumlarda kullanılan Rituxmab adlı ilacın ruhsatı ülkemizde bir türlü alınamıyordu.

Müjdeli haber önceki gün Sağlık Bakanlığı'ndan geldi. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü ve Transplantasyon Bilim Kurulu Rituxmab adlı ilacın ruhsatını aldı. Böylece merkezler artık kan uyumu olmadan böbrek hastalarına nakil yapabilecek. İğne şeklinde yapılan ilacın birim fiyatı ise 2 bin 500 YTL. Bir hastaya iyileşmesi için verilen iğne sayısıyla orantılı olarak toplam maliyet ise 25- 30 bin YTL arasında değişiyor. Ve bunun çoğunluğunu ise SGK karşılıyor.

HERKESE UYGUN DEĞİL

 Transplantasyon Bilim Kurulu’nda bulunan Doç. Dr. Necmettin Necmettin Güvence, bu yöntemin öncelikle olarak zamanı çok daralmış hastalarda kullanılacağını söyledi. Güvence, “Bu ilaç pek çok hastanın hayatını kurtaracak. Verici ile alıcı arasında kan uyuşmazlığını ortadan kaldırıyor. Ancak ilaç herkese uygun değil. Hastaların bir kısmı trans olma yaşını çoktan geçmiş. Önceliği ölüm riski fazla olan hastalarda kullanacağız” dedi.

333 BÖBREK NAKLi YAPILDI 333 BÖBREK NAKLi YAPILDI

Doç. Dr. Necmettin Güvence organ naklinin çok önemli olduğunu söyledi. Güvence “Halk bilinçlenirse insanlar hayatta kalacak” dedi. İstatistiklere göre Türkiye’de 2007’de 460 beyin ölümü gerçekleşti. Bunlardan 260'nın ailesi organ nakli için izin vermedi. 200 aile ise yakınlarının organlarını bağışladı. Bu 200 kişiden de toplam 185 tanesinden nakil yapılabildi. Bu yıl 333 tane böbrek, 161 tane böbrek, 84 kornea ve 57 kalp nakli yapıldı.

İmge YÜCETÜRK

Beyin dostu ceviz

Beyin dostu ceviz

Hasadına başlanan, dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran cevizin, kimyasal içeriğiyle beyin sağlığını da koruyor. Diyetisye Özgen Arı, "cevizin fizyolojik yapısının benzerliğinin yanı sıra içeriğindeki vitaminlerle de beyin dostu olduğunu" söyledi. Şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasının yanı sıra, beyin için gerekli gümüş iyonlarını da içerdiğini ifade eden Arı, "Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve" dedi.

İyotlu tuz yemeğe pişerken değil, sofradayken atılmalı


 
Önlenebilir zeka geriliği hastalığının önüne geçmekte etkisi olduğu belirtilen iyotlu tuzun ancak doğru kullanımı halinde sağlığa faydalı olabileceği belirtiliyor.
 
 

Yemekte kullanılacak iyotlu tuzun, pişerken değil, sofraya konacakken kullanılması gerekiyor. İyot vücudumuza besinler, su ve deniz ürünlerinin tüketimi ile alınabiliyor. Besinlerde ve içme suyunda yeterli iyot bulunmuyorsa o zaman vücudun ihtiyacı olan iyotun alınması konusunda sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. İyotlu tuz renkli, kapaklı bir kapta veya dolap içinde, kuru ve ışık almayacak bir şekilde saklanmalı.

Aile-Sağlık

Hamile hanımlar kola ve kahveden uzak durmalı


 
Bebek bekleyen anneler, hamilelik döneminde verimli bir uyku için kola, kahve ve çay gibi kafeinli içeceklerden uzak durmalı.
 
 

Hamile hanımların özellikle öğleden sonra ve akşamları bu tür içecekleri tüketmemeye gayret göstermesi ve yatmadan 2-3 saat önce de sıvı alımını azaltması gerekiyor. Beslenme uzmanları gebe hanımları yatmadan önce ağır yemekler yememeleri konusunda uyarırken, midesi bulanan anne adaylarına da yatmadan önce kraker türü besinler yemeyi öneriyor. Anne adayları hamilelikleri boyunca sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli.

Aile-Sağlık

Dikkat! Düşük tansiyon ömrü uzatıyor

Dikkat! Düşük tansiyon ömrü uzatıyor
Tansiyonu düşük olanların kalpleri yorulmadan çalıştığı için daha uzun süre yaşadıkları bildirildi.
 
 

Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan konuyla ilgili şunları söyledi:

''Normal tansiyon ölçüleri büyük tansiyonun 120, küçük tansiyonun 80 civarında olmasıdır. Büyük tansiyonun 100 ve altında, küçük tansiyonun ise 60 ve altında olması durumunda da düşük tansiyon var demektir.

Düşük tansiyonu olanlarda ayağa kalkarken baş dönmesi, yorgunluk, uyku hali, konsantrasyon bozukluğu, gözlerde karıncalanma gibi belirtiler görülebilir. Böbrek üstü bezlerinin yetersiz çalışması, kalp adalelerinin zayıf olması veya bazı ilaçların kullanımı düşük tansiyona neden olabilir.

Belirtiler şikayet edilecek boyutta değilse düşük tansiyonu olanlar, kalpleri yorulmadan çalıştığı için daha uzun süre yaşayabiliyor. Bu durum, bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur. Kadınların tansiyonu genelde erkeklere oranla daha düşük oluyor. Kadınların uzun yaşaması bununla açıklanabilir. Çünkü, tansiyon düşüklüğünde kalp yavaş çalışmakta, yorulmamakta ve zorlanmamaktadır.''

Yatak ıslatmayı, iştah kaybını engelliyor

Kansere, yaşlanmaya ve kalp hastalıklarına set çekin.
 
 
  • Haber Tarihi
    25 Ekim 2008
  • Kategori
    Sağlık
  • Yorum Sayısı
    0
  • Okunma Sayısı
    3809
Haber Puan
3,5

Doç. Dr. Ali İslam, turna yemişinin yüksek vitamin içeriği ile adeta bir sağlık deposu olduğunu belirtti. Doç. İslam, bu özellikleri şöyle açıkladı:

"Turna yemişi kan şekerini düşürür, idrar yolları enfeksiyonlarını giderir. Bazı kanser türlerine, yaşlanmaya, kalp ve ülsere karşı koyar idrar söktürücüdür. Yatak ıslatmayı ve mesane kasılmasını, iştah kaybını engeller, ishali giderir, gut hastalığını, böbrek ve romatizmayı, yorgunluğu geçirir. Ağız içi iltihaplarını iyileştirir, mide ve on iki parmak bağırsak ülserlerini iyi eder, damar sertliğini ve boğaz yanmasını önlemektedir. Bol miktarda omega-3 vardır. Beyin hücrelerindeki hasarı önler, felç riskini de azaltır"

Takıntıdan kurtulmak bu kadar kolay olmamıştı

Temizlikle veya vücuduyla ilgili takıntısı olanlar işte çözüm yolu...
 
 

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ağır depresyon tedavisinde kullanılan TMS yöntemine onay verdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve ekibi tarafından Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nde uygulanan yöntemden son derece yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.

Yüz yılın vebası olarak adlandırılan depresyon tedavisinde hastaların yüzünü güldüren TMS yöntemine FDA tarafından onay verildi. Siz de depresyondan şikayetçiyseniz, birkaç hafta içerisinde kendinizi daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz. TMS, beynin depresyonla alakalı bölgesinde, beyin hücrelerini uyaran yüksek yoğunlukta elektromanyetik atışlar üretiyor. 40 dakika sürüyor ve bir psikiyatr tarafından muayenehanede uygulanıyor.

KİLO YA DA CİNSEL SORUN YAPMIYOR

 Bu tedaviden, kilo almak ya da cinsel işlev bozuklukları gibi sistematik yan etkileri olmadan sonuç alınıyor. TMU tedavi yöntemi 4 yıldan bu yana Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve uzman ekibi tarafından Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi ve NP İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi’nde başarı ile uygulanıyor. Ve dirençli vakalarda kullanılan tedaviden yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.

“Biz bu yöntemle mizaç, uyku, iştah, enerji düzeyinde düzelme olduğunu, iyimserlik ve öz güvenin yerine geldiğini gördük” diyor Columbia Üniversitesi, Beyin Uyarım Departmanı Başkanı, Psikiyatrist Sarah Lisanby.

YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

TMU ile birlikte psikiyatrik bozuklukların tedavisinde yeni bir dönem başlamış oldu. Son teknoloji görüntüleme tekniklerini kullanarak, bilim adamları artık depresyonu beyinde görebiliyorlar. Ve bazı bilim adamları depresyonda düşünme ile ilişkili korteks alanları ile limbik sistemdeki emosyonel alanlar arasında dengesizlik olduğunu öne sürüyor. South Carolina Tıp Fakültesi'nden ve TMU uygulamasının öncülerinden Psikiyatrist Mark George bu konuda şunları ifade ediyor;

KARŞINIZA BİR YILAN ÇIKIYOR VE...

"Karşınıza bir yılanın çıktığını hayal edin. Limbik sisteminiz bunu bir tehdit olarak kaydeder. Fakat sonrasında korteksiniz bunun zararsız olduğunu fark eder ve cevabı yatıştırır. İşte bu denge depresyonda ortadan kalkıyor. TMU sayesinde korteksi uyarabiliyoruz ve zaman içerisinde bu dengeyi yeniden sağlıyoruz. Kimi zaman konuşma terapisi de aynı işlevi görebiliyor."

NASIL TEDAVİ EDİYOR?

Dişçi koltuğunu andıran bir iskemleye oturuyorsunuz ve bir psikiyatrist başınızın üzerine metal bir bobin yerleştiriyor. Hızlı manyetik vurular saçlı derinize ve kafatasınıza nüfuz ediyor ve sol prefrontal korteksinizde hafif bir elektrik akımı oluşturuyor. Kısaca TMU olarak bilinen, ‘transkraniyal manyetik uyarım’ tedavisi, yaklaşık 40 dakika sürüyor ve 4 ila 6 hafta süreyle her gün uygulanıyor. Siz de ağır depresyondan şikayetçiyseniz, birkaç hafta içerisinde kendinizi daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz.

TEDAVİ OLANLAR ANLATIYOR

Türkiye'de psikiyatri alanlında ilkleri gerçekleştiren NP GRUP dirençli depresyon vakalarında çare arayan hastalara TMU seçeneğini sundu ve iyi sonuçlar aldı. Psikiyatridetmu.com da bazı vaka örneklerine yer verildi. İşte bir kaç örnek.

KEŞKE KANSER OLSAYDIM

43 yaşında bayan hasta, 2 yıl önce 10 yıldır devam eden takıntıları ve temizlik takıntısı ile başvurdu. Son 6 yılında etkin dozlarda antidepresan ve antipsikotik tedavileri tek ya da kombine kullanmasına karşın çok az faydalanan hasta "keşke kanser olsaydım" deyişiyle merkezimize başvurdu. Toplam 20 seans TMU/rTMS ve ilaç tedavisi sonucunda hastanın takıntılarında yüzde 80 azalma olduğu izlendi.

BOŞ YERE SİNİRLENMİŞİM

19 yaşında erkek hasta, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik ve ev içerisinde sürekli tartışma şikayetleri ile başvurdu. ÖSS sınavına hazırlık için dershaneye gittiğini; ancak dersleri dinleyemediğini, katılımının olmadığını belirtti. Hastaya 15 seans TMU/rTMS tedavisi, ilaç tedavisi ile birlikte uygulandı. 15 gün sonrasında hasta, belirgin şekilde kendisini iyi hissettiğini anlattı. Günlük görüşmelerde olaylara yaklaşım tarzının değiştiğini, insanları anlamaya çalıştığını, 'boş yere' sinirlenmiş olduğunu belirtti. Aynı zamanda, dikkatinin daha iyi olduğunu, dershaneye devam edecek gücü yeniden bulduğunu belirtti. Takipte ilaç tedavisine devam önerildi.

ARTIK KİRPİK YOLMUYOR

24 yaşında bayan hasta. Hastanemize 6 yıldır kaş, kirpik kopartma, çocukluğundan beri tırnak yeme şikayeti ile başvurdu. Hiç kaşı ve kirpiği olmadığından hasta takma kirpik takmış ve kaşlarını da boyamıştı. Ayrıca 3 yıl önce depresif şikayetleri nedeniyle intihar girişimi bulunmaktaydı. 15 seans TMU/rTMS uygulandı. 15 gün sonraki kontrol muayenesinde hiç kaş kirpik yolmadığı, tırnak yemesinin önemli ölçüde azaldığı hastanın kendisini oldukça rahat hissettiği gözlemlendi.

Yoğurtla yenen mantar zehirlemez...

Mantarlar hakkında yanlış inanışlar...
 
 

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı (RSHM) Doç. Dr. Mustafa Ertek, zehirli mantarları zehirsizlerden ancak uzmanların ayırabildiğini belirterek, halk arasındaki, ''yoğurtla yenen mantar zehirlemez'', ''pişirilen mantarda zehir yok olur'' gibi yanlış inanışlar sonucu tüketilen zehirli mantarların, böbrek ve karaciğer yetmezliği, hatta ölüme kadar gidebilen olumsuz sonuçlara yol açtığına dikkati çekti.

Ertek, sonbaharın gelişiyle her yıl olduğu gibi mantar zehirlenmelerinde büyük artış olduğunu, Ulusal Zehir Danışma Merkezine son 2 ayda 147 mantar zehirlenmesi başvurusu yapıldığını bildirdi.

Halk arasındaki, ''yoğurtla yenen mantar zehirlemez'', ''pişirilen mantarda zehir yok olur'' gibi yanlış inanışlarla tüketilen zehirli mantarların, böbrek ve karaciğer yetmezliği, hatta ölüme kadar gidebilen olumsuz sonuçlara yol açtığı uyarısında bulunan Ertek, halk arasında ''hiçbir bilimsel değeri bulunmayan'' şu inanışların bulunduğunu açıkladı:

-Yoğurtla yenen mantar zehirlemez.

-Pişirilen mantarda zehir yok olur.

-Mantarın zehri, sirkeli ve tuzlu suda kaynatılarak alınır.

-Kurutulmuş mantar zehirlemez.

-Çayırlarda yetişen mantarlar zehirli değildir.

-Koparıldığında rengi değişmeyen mantar zehirsizdir, iç kısmı mavileşirse zehirlidir.

-Ağaçlardaki mantarlar zehirsizdir.

-Zehirli mantar gümüş kaşıkla pişirilirse, kaşık kararır.

-Salyangozlar zehirli mantar yemez.

Zehirlenme vakalarına özellikle Marmara, Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde rastlandığını anlatan Ertek, şöyle konuştu:

''Sonbahar ve ilkbahar aylarında görülen yağışlardan sonra doğada yetişen mantarlar bilinçsiz kişilerce tüketiliyor. Ülkenin hangi bölgesinde yetişirse yetişsin, doğadan toplanan mantarlar kesinlikle tüketilmemelidir. Çünkü, zehirli mantarları zehirsizlerden ancak uzmanlar ayırabilir. Normal bir vatandaş bunları asla birbirinden ayıramaz.''

-BELİRTİLER-

Zehirlenme belirtilerinin mantardaki zehrin niteliğine göre değiştiğini, belirtilerin bazı türlerde 2 saat, bazılarında ise 6 saatte ortaya çıktığını belirten Ertek, ''Belirtilerin 2 saat içinde ortaya çıkması hafif, 6 saat içinde ortaya çıkması ise ağır bir zehirlenme olduğunu gösterir. Ağır seyreden mantar zehirlenmelerinde koma ve sonuçta ölüme kadar giden sonuçlar görülebilir'' uyarısını dile getirdi.

Ertek, 2 saat içinde kendisini gösteren hafif zehirlenmelerde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarma, nabızda artış, ağızda metal tadı,bulantı ve kusma ile terleme belirtilerinin görülebileceğini kaydetti.

Ertek, mantar tüketildikten 6 saat sonra gelişen ağır zehirlenme türünde ise bulantı, kusma, ishal, ateş, nabız artışı, karın ağrısı, karaciğer ve böbrek bozuklukları ile bu organlarda yetmezliğe kadar gelişen sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini bildirdi.

-''114 ULUSAL ZEHİR MERKEZİNİ ARAYIN''-

Mantar zehirlenmelerinde tedavinin genellikle bulgulara yönelik olduğunu kaydeden Ertek, ağır vakalarda ise sadece RSHM'nden temin edilebilen ''antidot'' (panzehir) kullanıldığını söyledi.

Mantar zehirlenmesi şüphesi taşıyanların ya da böyle bir vakayla karşılaşan hekimlerin ''114'' Ulusal Zehir Danışma Merkezi'nden bilgi alabileceklerini vurgulayan Ertek, ''Mantar zehirlenmelerinde her yıl büyük bir artış yaşanması nedeniyle daha geniş kesimlere ulaşmak için hazırladığımız broşürleri de illere yolladık. Vatandaşlarımız bunlardan da yararlanabilirler. Ayrıca başkanlığımızın internet sitesinden mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgilere ulaşılabilir'' diye konuştu.

-''KÜLTÜR MANTARLARI RAHATLIKLA TÜKETİLEBİLİR''-

Sık sık ''kültür mantarlarının tüketilmesinde sakınca olup olmadığı'' sorusuyla da karşılaştıklarını belirten Ertek, bu mantarların zehir içermediğini ancak hijyenik koşullarda üretilmiş olmaları gerektiğine dikkati çekti. Ertek, aksi halde besin zehirlenmesiyle karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulundu.

Sağlıkta müthiş yenilik

Türkiye'de ilk kez Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayata geçirilecek olan yenilikle hizmetin kalitesi de artmış olacak.
 
 

Hastane hizmetlerinde kağıt kullanımını ortadan kaldırıp, tüm hastane hizmetlerinin bilgisayar ortamında yürütülmesiyle tıbbi hataları ortadan kaldıracak ''Dijital Hastane'' projesi, Türkiye'de ilk kez Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayata geçirilecek.

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile birlikte Türkiye'de 120 hastanenin bilgi işlem hizmetlerini yürüten Birim Bilgi Teknolojileri firması, hastane hizmetlerine yeni bir anlayış getirecek dijital hastane projesini geliştirdi.

Firmanın satış ve pazarlama direktörü Barış Dinler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıldır Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bilgi işlem hizmetlerini yürüttüklerini, hasta yoğunluğu ve hastane yönetiminin teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesini göz önünde bulundurarak geliştirdikleri projeyi ilk kez Kayseri'de uygulamayı planladıklarını bildirdi.

Dijital hastane projesinin en basit anlamıyla hastane hizmetlerinde kağıt kullanımını ortadan kaldıracağını ve bu sayede birçok avantaj sağlayacağını vurgulayan Dinler, şu bilgileri verdi:

''İntel ve Cisco firması ile ODTÜ işbirliğiyle geliştirdiğimiz ve gelecek yıldan itibaren devreye girmesini hedeflediğimiz dijital hastane projesi, tüm hastane hizmetlerinin bilgisayar ortamında yürütülmesini sağlayacak. Bu kapsamda, doktor ve hemşireler, her serviste bulunacak olan taşınabilir tıbbi asistan adını verdiğimiz tablet PC'leri kullanacak. Hastanın teşhis ve tedavisi bu taşınabilir bilgisayarlara kaydedilerek, hastanenin merkezi bilgisayar sistemine aktarılacak. Hastanın günlük izlenen verilerinin yanı sıra, röntgen, ultrason, tomografi, MR gibi tüm görüntüleme bilgileri bilgisayar ortamında izlenebilecek. Yani doktor, hastasının takibini hiçbir kağıda ihtiyaç duymadan bilgisayar ortamında yapabilecek. Hatta doktor, hastane dışında olduğunda bile internet üzerinde bu bilgilere ulaşabilecek.''

HASTA KARIŞTIRMA TARİHE KARIŞACAK

Sistem kapsamında her hasta yatağına hasta monitörü yerleştirileceğini ifade eden Dinler, hastaya ait tüm verilerin bu monitörden izlenebileceğini belirtti.

Sistemin vakit kaybını önleyeceğini, tedavi hizmetleri maliyetini azaltacağını, tıbbi hataları ve hasta karıştırma vakalarını ortadan kaldıracağını anlatan Dinler, şöyle devam etti:

''Bu sistem için bir firma bize özel hasta monitörleri üretti. Dokunmatik ekranlı bu monitörlerle hasta, yatağından internete bağlanabilecek, televizyon izleyebilecek, film seyredip müzik dinleyebilecek, yakınlarıyla görüntülü konuşma yapabilecek veya oyun oynayabilecek. Ayrıca, sistem dahilinde tüm hastalara dijital bileklik takılacak. Bu bileklik içindeki şifre tablet PC'ye okutularak hastaya ait veriler girilecek. Ameliyat gibi tüm işlemler de bu bileklik kullanılacak. Bu sayede hasta karıştırma vakaları da tarihe karışacak''

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. İsmail Tamer de, dijital hastane projesinin hastanelerinde uygulanabilmesi için gerekli altyapıyı daha önceden hazırladıklarını hatırlattı.

Hastanelerinde tüm görüntüleme sistemlerinin bilgisayar ortamında yürütüldüğünü hatırlatan Tamer, dijital hastane projesinin pilot uygulamasının geriatri merkezi, çocuk cerrahisi, kardiyoloji ve acil serviste uygulanmaya başlandığını ifade etti.

Sistemin, Türkiye'de ilk kez hastanelerinde uygulamaya konulacak olmasının heyecanını yaşadıklarını dile getiren Tamer, şöyle konuştu:

''İnsan sağlığı her şeyin başında geliyor. Verdiğimiz sağlık hizmetinin kalitesini artırabilmek için çalışıyoruz. Bu kapsamda, dijital hastane sisteminin gelecek yıldan itibaren hastanemizde devreye girmesini planlıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız sürüyor. Bu sistem, hastane hizmetlerine büyük yenilikler getirecek. Bazen insanlar tedavi edilirken ciddi hatalar yapılabiliyor. Dijital hastane sistemi ise insan kaynaklı bu hataları ortadan kaldırmayı amaçlıyor.''

Sistemin maliyetinin proje hazırlandıktan sonra netleşeceğini ve sistemi hizmet alım yöntemi ile uygulamaya koyacaklarını kaydeden Tamer, sistemi tüm sağlık sektörüne anlatacaklarını ve sistemin Türkiye'deki tüm hastanelere model olacağını sözlerine ekledi.

3 ay süren bel ağrısına dikkat

3 ay süren bel ağrısına dikkat
Uzun süren bel ağrıları, iltihaplı bel romatizmasının habercisi olabilir.
 Yavaş başlangıçlı olan, şiddeti azalıp artabilen, uyuşma ve güç kaybına neden olan, ters bir hareket sonucu ortaya çıkmayan ve 3 aydan fazla süren bel ağrısının, iltihaplı bel romatizması hastalığının habercisi olabileceği belirtildi.

Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'ne katılan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Ertenli AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların yüzde 80'inin yaşamlarının bir döneminde bel ağrısıyla karşılaştığını, ancak bunların yüzde 90'nın omurganın yanlış kullanılmasından kaynaklandığını söyledi.

Ters bir harekete bağlı ortaya çıkabilen ''mekanik'' bel ağrısının, hareket ettikçe arttığını, yatarak dinlenildiğinde ise geçtiğini belirten Ertenli, ''Mekanik bel problemleri genellikle bir hafta 10 gün içerisinde kendiliğinden geçer. Bunlara, ağır yük kaldırma, uzanma, diz çökmeden bel bölgesinden eğilerek yerden bir şey almaya çalışma, ağır bir yükü itme-çekme, yanlış yatış pozisyonu gibi omurga için ters hareketler

yol açabiliyor'' diye konuştu.

Ertenli, yavaş başlangıçlı olan, şiddeti azalıp artabilen, uyuşma ve güç kaybına neden olan, ters bir hareket sonucu ortaya çıkmayan ve 3 aydan fazla süren bel ağrısının, iltihaplı bel romatizması hastalığının habercisi olabileceğini belirtti.

İltihaplı bel romatizmasında, ağrının dinlenme sonrasında arttığına dikkati çeken Ertenli, sabah uyanıldığında hissedilen şiddetli ağrının yürüdükçe azalmasının ve özellikle gece uykudan uyandıran ağrıların ihmal edilmemesi gereken belirtiler olduğunu bildirdi.

Ertenli, hastalığın omurgayı eğdiğini ve hareket etmesini engellediğini ifade ederek, ''Bu hastalar, omurgalarını oynatamadıkları için sağlıklı bireyler gibi serbest hareket edemezler. Omurga eğildiği için aşırı kambur dururlar, sırtlarını doğrultamazlar'' dedi.

-''20-40 YAŞLARINDA SIK GÖRÜLÜYOR''-


Hastalığın ''genç hastalığı'' olduğunu ve genellikle 20-40 yaşları arasında sık karşılaşıldığını belirten Ertenli, her 200 kişiden birinde iltihaplı bel romatizması görüldüğünü, biyolojik yapısından ötürü erkeklerin bu hastalığa yatkınlığının kadınlardan 4 kat daha fazla olduğunu söyledi.

Ertenli, hastalıktan korunmak için çok fazla bir şey yapılamayacağını ancak erken teşhis sayesinde etkili tedavi olanaklarıyla omurgada oluşabilecek kalıcı hasarın önlenebildiğini kaydetti.

Erken teşhis ve tedavi yapılmadığında, omurganın tamamen hareketsiz hale geldiğini vurgulayan Ertenli, hastalığın temel tedavisinin ilaçla yapıldığını, bunun fizik tedavi yöntemleriyle desteklendiğini söyledi. Ertenli, ilaç tedavisinin ömür boyu sürdüğünü, dönem içinde dozunun azalıp artabildiğini ifade etti.

İklim özelliklerinin hastalığın ortaya çıkışında etkili olmadığını belirten Ertenli, ''Ancak ağrının hissedilmesinde bir etken olabilir. Bazı hastalarda nemli havalar, ağrıların daha çok hissedilmesini neden olabiliyor'' dedi.

Ertenli, her ağrıda, hücrelerin elektromagnetik potansiyelini değerlendirerek anatomik yapılan görüntüleme yöntemine (MR- Magnetik Rezonans) başvurulmasının gereksiz olduğunu ifade ederek bir haftanın üstünde devam eden, kas gevşetici tedaviler sonrasından geçmeyen ağrı halinde MR çektirilmesinin uygun olduğunu söyledi.

-''YAŞLILARDA BEL AĞRISI KANSER HABERCİSİ OLABİLİR''-

Yaşlılarda görülebilen bel ağrısının da kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Ertenli, kemiklerde hissedilen ağrıların bazı kanser hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkati çekti.

Ertenli, 65-70 yaş üstündekilerde osteoporoz ve kemik erimesine bağlı kırıklar olabileceğini belirterek, ''Kan hücrelerinden kaynaklanan bir tür kanserin ya da diğer kanser türlerinin omurgaya yayılmış hali olabilir'' dedi.

Ateş, halsizlik, kilo kaybı, geçmeyen ağrı ve kan değerlerinin yüksek çıkmasının incelenmesi gerektiğine işaret eden Ertenli, kanser hastaların bu tür belirtilere karşı çok daha hassas olması gerektiğini sözlerine ekledi.

-''KASLAR GÜÇLENDİRİLMELİ''-


Ertenli, vücut kaslarının güçlü olmasının bel ağrılarının azalmasına faydalı olduğunu belirterek, yürüyüş, hafif tempolu koşu, yüzme gibi düzenli egzersizlerin haftada 3 gün 45'er dakika yapılmasını tavsiye ettiklerini söyledi.
Bu hastaların, evde spor yaparken bel bölgesini koruyan mekik aletleri kullanmasının uygun olduğunu belirten Ertenli, ağırlık kullanılan çalışmalardan kesinlikle kaçınılması gerektiğini kaydetti.

Ertenli, bel bölgesine fazla yük bindirilmemesi, mevcut kemik yoğunluğunun korunması, sağlıklı ve dengeli beslenme, uygun vücut kilosu ile yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmasının önemine işaret etti.

(AA)

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,