| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemler,insan sağlığı,genel saglık,

sağlıklı yaşam, Sağlıklı, hayat, temizlik, bakım,ilaç,hap,şuruğ,tıp,kalp,damar,beyin,kırık,çıkık, genel sağlık,kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Hastalara özel diyetler ,Diyet yemek tarifleri ,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Oruç ağrılarının çözümü nefes egzersizi,

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri

Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri 

Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleme kendini tanımak isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de faydalanabileceği net bilgiler içermektedir. 

Bu evrelemeye göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer 

Uyarılma Evresi 

Plato Evresi 

Orgazm Evresi 

Çözülme Evresi 

Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş olamayacağı kabul edilir. 

Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır. Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir. 

Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.

Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. 

Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir. Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir. 

Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.

Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar. 



Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir. Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir renk alırlar. Vajinanın alt 1/3 lük kısmı şişip kalınlaşarak "orgazmik platform" adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst kısmında genişleme ve uzama meydana gelir 

Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur. 

Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan bile ("geri çekme" yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan dahilindedir. 

Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır. 

Plato evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar küçülebilir. Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.

Orgazm evresi, önceki evrelerde "artmış olan gerginliğin boşaltılması" şeklinde tarif edilebilir. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama 0.8 er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin şekilde hissedilirler. 

Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar. 

Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır. Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir. 

Orgazm esnasında kadın vücudu adeta "kaskatı kesilir". Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, "beyinlerinde" ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsetmişlerdir. 

Refrakter peryod 

Orgazm sonrası erkeklerde oluşan refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler arası belirgin farklılıklar gösterebilir. 

Kadınlarda genellikle refrakter peryod yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler. 

Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında, orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir. 

Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfinlerin ("mutluluk hormonları" etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü "çözülerek" geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir

kahvaltı yapmayan çocuklar başarısız oluyor

 

Kahvaltısını yaparak okula giden çocuklar ile kahvaltısını yapmadan okula giden çocuklarda ciddi derecede okul başarı oranı farklılığı yaşanıyor.

Uzmanlar, çocukların okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapması gerektiğini belirtiyor.

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okul çağındaki çocukların mutlaka kahvaltı yaparak okula gitmesi gerektiğini belirtti. Kahvaltı yapan çocukların okulda, kahvaltı yapmayan öğrencilere oranla daha başarılı olduğunu belirten Güven, “Beslenmenin okul çağı çocuklarına önemi fazla. Yetersiz beslenen çocuklarda oluşan bazı hastalıkların görülmesi mümkün. Özellikle okul çağında, ana sınıfı da dahil olmak üzere tüm okul çağı çocuklarda dengeli beslenme çok önemlidir. Kahvaltı yaparak güne başlamak gerekir. Uyuduğunda aç kalınıyor. Çocuklar, uyandığında kaybedilen kaloriyi alamazsa, okullarda başarısızlık söz konusu olabilir” dedi. Mutlaka kahvaltı yapmak gerektiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: “Sevdikleri şeylerle güne başlatılabilir. Süt veya sevmiyorsa yerine meyve suyu. Yumurta, 4 adet zeytin, kızarmış ekmek, meyve, tahin-pekmez, tahin helvası, ceviz içi, bir bardak süt, bir dilim ekmek veya fındık ezmesi oldukça iyi bir öğün olabiliyor. Mercimek veya tarhana çorbası
yiyerek okula gidilirse, çocukların okul dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirmiş olmasına katkı sağlamış oluruz.”

KAHVALTIDA GAZLI İÇMEYİN

Yasemin Güven, okul kantinlerinde gazlı içecek ve cipsler tüketilerek yapılan kahvaltıların çocukların dengeli beslenmesine engel olduğunu söyledi. Çocukların kahvaltı yapmadan okula gönderilmemesini isteyen Güven, “Kahvaltı dışında kolalı, gazlı içecekler ve cipsler çok fazla tüketilen şeyler. Bunlar çocukların sevdiği yiyecek ve içeceklerdi. Bunlar dengeli beslenmeyi bozuyor. Onun yerine taze sıkılmış meyve suyu veya havuç olabilir. Bunlara önem göstermekte fayda var. Enfeksiyon hastalıklarının önlenmesinden tutun da dengesiz beslenmeler şişmanlık ve obeziteye zemin hazırlayabiliyor. Çocukların ileriki dönemlerine de yansıyor. Şişmanlıklar ileride yüksek tansiyon, kan yağlarında artma, kalp damar ve şeker hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Bunun üzerinde çok önemle durması gerekiyor.”

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okullarda beslenmeler üzerine eğitim düzenlendiğini, 21 bin öğrenciye, 20 bin veliye ve bin 100 öğretmene mektup gönderdiğini sözlerine ekledi.

Tedavisi en kolay cinsel problem!

Tedavisi en kolay cinsel problem!
Erkeklerde erken boşalmayı önleyen yöntemler...
 
 


Erken boşalma problemi birçok erkeğin sorunudur. Bu durum hastalarda psikolojik travmaya neden olabilir. Bu soruna sahip kişiye psikoterapi tedavisiyle yüzde 90'lara kadar kalıcı başarı sağlanabilir.

Erken boşalma, merkezi sinir sistemiyle yakından ilgilidir. Sinir sistemimiz 2 kısımdan oluşur. İstemimiz dahilinde çalışan kısmı, cinsel ilişki sırasında sertleşmeyi, istem dışı çalışanı ise boşalmayı yönetir. Sağlıklı bir erkekte her iki kısım uyumlu bir şekilde çalışır ve günlük davranışları yönetirler.

Erken boşalan bir erkekte büyük bir olasılıkla istem dışı sinirler, uzun süre ereksiyon halinde kalanlarda ise istem dahilindeki sinirler daha baskın çalışır. Erken boşalma, tedavisi en kolay cinsel problemlerden biri.

Eşlerin beraberce katılacağı bir psikolojik terapide, tedavinin başarı ile sonuçlanma şansı yüzde 90 oranındadır.Erken boşalmanın nedenleri çeşitli olabilir, ama tedavisi kesinlikle mümkündür. Yeter ki erkek, kendi durumunu ciddiye alsın. Bir takım geciktirici kremler veya spreylerle sorunun çözebileceği düşünülmemeli. Erken boşalma problemi olan bir erkek, kalıcı bir çözüm için, psikoterapiye ihtiyacı olduğu unutmamalı.

Lokal uyuşturucular: Penis ucunun hassasiyeti lokal uyuşturucularla azaltılabilir. Ancak bunları çok sık kullanmak da sakıncalıdır. Bu yüzden geciktiricileri nadiren kullanın ve kullandığınız zaman prezervatif takmayı ihmal etmeyin.

Geri çekilmek de bir yöntem

Lokal baskı uygulama: Erkek doruğa yaklaştığını hissettiği anda kendini geri çeker ve penisin ucunu parmaklarıyla 3-5 saniye sıkarsa boşalma geciktirilebilir. Bu yöntem ereksiyonu, yüzde 10 ile 30 oranında azaltır ve belli bir süre uygulandığında erkeğin kendini kontrol yeteneğini arttırır.

Çin tekniği: Eski çağda Çinliler boşalmayı geciktirmek için "Oynak Yol" adını verdikleri yöntem uygulardı. Erkek boşalacağı zaman sol elin baş ve orta parmaklarıyla, testis ve anüs arasında kalan bölgeyi derince bastırır. Tekrarlandığında erteleme gerçekleşir.

Beyninizi kullanın: Zamansız bir boşalmayı engellemek istiyorsanız, başka şeyler düşünmeye çalışın. Örneğin 50'ye kadar sayın...

Davranış terapisiyle önleme: Psikoterapide erkeğe davranış terapisi olarak adlandırılan bir yöntemle, parmaklarını kullanarak boşalmayı geciktirebileceği bir takım teknikler öğretilebiliyor.

Yokluğunda diş çürür, cilt kurur

Yokluğunda diş çürür, cilt kurur
Antioksidan, antiaging ve kan yapımında yardımcı etkileri vardır.
 
 


Daha kaliteli bir yaşam, daha sağlıklı bir yaşlılık için bedeninize kulak verin. İhtiyaçlarını duymazdan gelmeyin. Araştırmalar bazı vitaminlerin yaşlanma sürecini yavaşlattığını ve yaşam kalitesini artırdığını gösteriyor. Antioksidan olarak adlandırdığımız bu vitaminler ise serbest radikallerin zarar vermesine engel olurlar.

E VİTAMİNİ

Vitamini en önemli antioksidan kaynağıdır. E vitamini bağışıklık sistemini destekleyen antioksidan bir vitamindir. E vitamini eksikliğinde kansızlık, kronik yorgunluk, sabahları uyanma zorluğu gibi belirtiler yaşanır. Yağda eriyen bir vitamin olup ve en önemli kaynağı da bitkisel yağlardır.

GÖZLERiN iLACI

Özellikle gözler için önemli olan E vitamini ayrıca ileri yaşlarda oluşan katarakt isimli göz rahatsızlığına karşı önleyicidir. Doğal ortamlarda ayrıca havuç, buğday, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yerfıstığı, kabak çekirdeği, badem, susam, ceviz, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, pamuk yağı ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.

YOKLUĞUNDA DİŞ ÇÜRÜR, CİLT KURUR

Vücudumuz için oldukça gerekli bir vitamindir. Kemiklerin sağlıklı gelişimi ve bağışıklık sisteminin düzenli işleyişinde önemli rol oynayan A vitamini aynı zamanda bir antioksidandır. Eksikliğinde gece körlüğü, deri ve cilt kuruluğu, diş çürümeleri, mide ve bağırsak mukozalarında zayıflama, ülser ve ishal gibi rahatsızlıklar, halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk, duyularda bozukluklar, adet düzensizlikleri ve akne oluşumu görülebilir. Yumurta sarısı karaciğer, süt, ıspanak, havuç, yeşil biber, kayısı, yeşil sebzeler, böbrek, yumurta, tereyağı, balık zengin A vitamini kaynaklarıdır.

KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR

Üzümün antioksidan, antiaging ve kan yapımında yardımcı etkileri vardır. A ve C vitaminleri, B grubu vitaminler, sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir ve çinko minerallerinin hepsini bulunduran üzümün güçlü antioksidan özellikliği olduğu biliniyor. Ayrıca üzüm kabuğunda bulunan resveratrol maddesinin kanserin pek çok safhasında etkili bir savunucu olduğunu yapılan çalışmalar bize gösteriyor. Bunun yanı sıra, damar hastalıklarının önlemesinde, LDL-kolesterolünün oksidasyonunu engellemede etkili oluyor.

HASTALIKLARLA SAVAŞAN ViTAMiN

Cvitamininin dokuların yenilenmesinde ve vücudun enfeksiyonlara karşı savaşında rol oynayan yüzlerce biyokimyasal olayda rol alan çok önemli bir antioksidandır. C vitamini doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollageni de üretmektedir. Demirin vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Sigaranın olumsuz etkilerini azaltır. C vitamini turunçgillerde bol miktarda bulunur. Doğal yollardan taze sebzelerde, maydanozda, soğanda, domateste, yeşil yapraklı sebzelerde ve biberde bulunur.

Hücre sağlığı için: BETA KAROTEN

Beta karoten A vitamininin öncül maddesidir. (Provitamin) karaciğerde depolanır ve ihtiyaç duyulduğu zaman A vitaminine dönüşür. Sebze ve meyvelerden elde edilen beta karoten, havuç, kayısı, kavun, böğürtlen, şeftali, balkabağı, lahana, bezelye, patateste başta olmak üzere tüm sarı, kırmızı ve yeşil renkli meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta A vitamini etkilerini gösteren ve yağda çözünebilen beta- karoten A vitamininin etkilerinin yanında antioksidan etki göstererek; serbest radikalleri etkisiz hale getirirmekte, yaşlanmayı geciktirmekte, cildi ultraviyoleye karşı koruyup, hücrelerdeki sağlıksız değişiklikleri önler.

SELENYUM YAŞLANMAYI KISA SÜREDE YAVAŞLATIR

Selenyumun antioksidan özelliği üzerine son yıllarda çalışmalar başlamış ve giderek artmıştır. Selenyum E vitamini ile birlikte bağışıklık sistemi elemanları olan antikorların yapımını da artırır.

KANSERDEN KORUR

Ayrıca kansere karşı koruyucu etkisi olduğu kabul edilmektedir. Selenyumun bir diğer yararı ise günümüzde çevre kirliliğnden dolayı maruz kaldığımız ağır metaller, civa ve sigara dumanının zararlı etkileri karşısında koruyucu etkiye sahip olmasıdır. Selenyum eksikliğinde, yaşlanma sürecinin daha hızlı olduğu, ağır metallerin vücuda zararlı etkilerine daha fazla maruz kalındığı biliniyor.

Topraklarda selenyum miktarı az ise bu yörede yaşayan insanlarda meme ve akciğer gibi bazı tür kanserlerin daha yaygın olduğu görülmüştür. Selenyum toprak su gibi başlıca doğal ortamlarda bulunduğundan özellikle selenyum açısından zengin topraklarda yetişen sebzeler, tahıl, et, karaciğer ve deniz ürünleri selenyum açısından zengin kaynaklardır. Ayrıca vücudun temel yapı taşları olan proteinlerin oluşumunda faydaları vardır. Eksikliğinde vücudun ektoderm tabakasından kaynaklanan deri ve tırnaklarda bozukluklar görülür. Diş çürümeleri, kaslarda zayıflık, ağız kokusu oluşmaktadır.

Selenyum dikkatli alınmalıdır fazlası karaciğerde bazı organlarda arazlara yol açabilir. Bu sebeple doğal yollardan selenyum alınması daha uygundur. Hazır tabletlerle alınacaksa alınacak miktarlar yaşa göre değişebileceğinden hekime danışılmalıdır. Tiroidin yavaş çalışması durumunda selenyum faydalı olabilmektedir.

Bu bitkinin tedavi etmediği hastalık yok!

Bu bitkinin tedavi etmediği hastalık yok!
İşte hastalarda iyileşmeyi hızlandıran şifa kaynağı!
 
 

Yüzyıllar önce Kızılderililer tarafından enfeksiyon, böcek ve yılan sokmaları ile boğaz ve diş ağrılarının tedavisinde kullanılan, günümüzde ise bağışıklık sistemini güçlendirici, soğuk algınlığı ve gribe karşı koruyucu olarak önerilen ''Ekinezya'' bitkisinin, Türkiye'de yetiştirilmesi için Bursa'nın da aralarında bulunduğu 7 ilde çalışma başlatıldı.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü araştırma görevlisi Dr. Oya Kaçar, dünyada son zamanlarda tıbbi ve aromatik bitkilerin endüstriyel kullanımının hızla arttığını belirtti.

Kaçar, bu bitkilerin sadece bitkisel ilaç sanayinde değil, aynı zamanda diğer endüstriyel sektörlerde de kullanım alanı bulduklarını belirterek, Türkiye'de bitkisel ilaç pazarının büyük bölümünün ithal ürünlerden meydana geldiğini, bu ürünler arasında da ekinazya preparatlarının önemli bir yeri bulunduğunu ifade etti. 

Ekinazyanın genel anlamda bağışıklık sistemini güçlendirici, soğuk algınlığı ve gribe karşı koruyucu, iyileşmeyi hızlandırıcı olarak kullanıldığını anlatan Kaçar, şunları kaydetti:

''Bu amaçla tablet, kapsül, soft jel, gliserin ve alkol extraktı (özütü), tinktür, merhem, toz ve sprey halinde pazarlanmaktadır. Ekinazya bitki türleri Amerika yerlileri tarafından yüzyıllardan beri diş ağrısı, boğaz ağrısı, soğuk algınlığı, kuduz, yılan sokması, yara ve yanıklara karşı kullanılmıştır. Ekinazyanın en fazla üretiminin yapıldığı yer Kuzey Amerika olup Kuzeybatı Pasifik, Orta ve Batı Kanada yeni üretim yerleri olarak önem taşımaktadır.''

Kaçar, bitkinin tıbbi bitki olarak değerlendirilen kısmının kökleri olduğuna dikkati çekerek, köklerdeki bazı bileşenlerin aynı zamanda az da olsa yaprak, gövde ve çiçekte de bulunduğunun yapılan kalite çalışmalarıyla belirlendiğini ve bitkinin toprak üstü aksamının bitkisel çay olarak kullanıldığını vurguladı.

Ekinazyadan elde edilen ürünlerin sadece kapsül, tablet, extrakt ve çay olarak değil, aynı zamanda gıda bütünleyici veya fonksiyonel gıda olarak da tüketildiğini belirten Kaçar, bu özellikleriyle birlikte ekinazya türlerinin gösterişli ve büyük çiçekleri olması nedeniyle süs bitkisi olarak da kullanıldığına işaret etti.

-7 İLDE ÇALIŞMA YAPILIYOR-

Kaçar, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Yüksel Kan rehberliğinde yürütülen bir Devlet Pilanlama Teşkilatı (DPT) Projesi kapsamında, ekinazyanın hem yetiştiriciliği hem de endüstriyel kullanımı ile ilgili çalışma başlatıldığını ve bu çalışmanın bir ayağının UÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde yapıldığını kaydederek, şöyle devam etti:

''Bu projeyle bitkinin yetiştirme teknikleri, tarımında izlenecek yollar, yapılması gerekli kültürel uygulamalar ve zamanları belirlenecektir. Bursa'yla birlikte 7 ilde daha yürütülen projede, bu bitkinin farklı ekolojilere sahip illerde yetiştiriciliği yapılmakta, böylelikle ekinazyanın Türkiye'de kültürünün yaygınlaştırılması ve ilaç sanayinde değerlendirilmesi sağlanarak ekonomimize kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu projeyle ülkemizin tarımına yeni bir alternatif ürün daha girmiş olacak ve daha da önemlisi bir sanayi ham maddesi bitkisinin kültürü yapılmaya başlanacaktır.''(AA)

Vücudu güçlendiren 10 vitamin deposu

Vücudu güçlendiren 10 vitamin deposu
Bu gıdalarla dinçleşirken hastalıklara da karşı koyun.
 
 
  • Haber Tarihi
    22 Eylül 2008
  • Kategori
    Sağlık
  • Yorum Sayısı
    0
  • Okunma Sayısı
    6395
Haber Puan
4,1
PORTAKAL:

B ve C vitamini, potasyum, Kalsiyum, selenyum vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.

Kavun: Magnezyum, potasyum ve kalsiyum vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.

Kefir: Asit laktik, Asit laktik bakterileri Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.

Bezelye: Bitkisel protein, Magnezyum Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.

Marul: uykuszluğa çarpıntıya ve gerginliğin giderilmesine faydalı.

Brokli: İçeriğinde bolca, güçlü bir kanser savaşçısı olan beta karoten bulunduğundan brokoli, yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden biri olma özelliği taşır.

ROMATiZMAYA (Limon)

Limon suyundan yararlanmak için limonun suyunu iyice verebilmesi gerekir bunun için ısıtılıp yumuşatılması lazımdır. Fazla ısıtılması halinde etkisini kaybeder. Bu şekilde haırlanmış limon suyu romatizmaya ve vücuttaki toksit maddeleri etkisiz hale getirmeye faydalıdır.Sindirim güçlüğü çekenler yemekten sonra biraz içine tuz atıp içebilirler.Bu aynı zamanda kalbe ve mideye fayda sağlar.Bağırskları çalıştırır.

PATLICANA, C ve B vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir mineralleri bulunur.Bileşiminde az miktarda albümin ve karbonat vardır.

Kalp damar hastalıkları,karaciğer,böbrek hastalıkları ve şeker hastalıklarında önerilir.Lifi az olduğu için mide ve bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. Sinirleri yatıştırır ve tansiyonu düşürür. Kalp çarpıntısını giderir. Kandaki kolesterol seviyesini düşürür ve damar tıkanıklığına iyi gelir. Kansızlığı giderir. Karaciğerin ve pankreasın çalışmasını düzenler. Böbrek ağrılarını ve yanmasını azaltır. Kilo vermeye yardımcı olur.

GÖĞÜS KANSERİNE KARŞI KARNABAHAR

Karnabaharda Fosfat ve potasyum bulunur.

Karnabahar aynı zamanda kadınları göğüs kanserine karşı koruyan 'indol-3 karbonal' içerir Biberde bulunan bol beta karoten ve C, P, K vitaminleri mideyi kuvvetlendiriyor. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor.

Karbonhidrat, protein ve yağ içeren tek meyve

Karbonhidrat, protein ve yağ içeren tek meyve
Kalp damar hastalıklarına ve kansere karşı koruyucu
 
 


Araştırmalar, hurmanın kalp damar hastalıklarından ve kanserden korunmada etkin rol oynadığını gösteriyor. Peki, hurmanın faydalarını biliyor musunuz?

Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, hurmanın lif, mineral ve fenol açısından çok zengin olduğunu ayrıca sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, fosfat gibi mineralleri de barındırdığını söylüyor. Hurmanın birçok faydası bulunduğunu belirten Mutlu; düzenli olarak tüketildiğinde kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşıdığını belirtiyor.

SADECE RAMAZAN'DA YEMEYİN

Hayrettin Mutlu Ramazan sofralarının meyvesi olarak bilinen hurmanın, her zaman tüketilmesi gereken bir yiyecek olduğunu vurguluyor. Hurmanın şeker oranı yüksek olmasına rağmen kilo aldırmayan bir yapıya sahip olduğunu belirten Mutlu, "Özellikle suda çözünebilir lif içeriği yüksek olması, hurmanın sindirim sistemi rahatsızlıklarını (kabızlık, gaz vb) önlemeye ve gidermeye yardımcı olur. Günlük hayatın getirdiği stres ve yoğun temponun verdiği yorgunluktan kurtulmak için her gün hurma yemenizde fayda var" diyor.

NELER YOK Kİ

Protein içerir.

Protein, yağ ve karbonhidrat (üçünü bir arada) içeren tek meyvedir.

Vücudun yaşlanma belirtilerini azaltır.

Saf hurma cildi besler, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder.

İçerdiği demir sayesinde, kansızlığa iyi gelir.

B1, B2 vitaminlerinin bir arada bulunmasından dolayı karaciğeri kuvvetlendirir.

Boğaz ağrısına, öksürüğe iyi gelir.

Kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

İçerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır.

Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği de içerdiği şeker oranı sayesinde hemen gidermektedir.

Cilt sorunu yaşamamak için birebir

Cilt sorunu yaşamamak için birebir
Bu ürünü ne kadar erken tüketirseniz o kadar yararlı.
 
 


İlk dokuz aylık dönemde balık yedirilen bebeklerde egzama görülme olasılığının daha az olduğu bildirildi.

İngiliz Independent gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre, İsveçli bilim adamlarının yaptığı araştırma, balığın bebeklerde egzama olasılığını yüzde 24 oranında azalttığını ortaya koydu. Bu oran, yağlı veya yağsız balık türlerine göre değişiklik göstermedi.

Sonuçları Archives of Disease in Childhood dergisinde yayımlanan araştırma ayrıca, evde kuş beslenmesinin de bebeklerde egzama görülme olasılığını yüzde 65 oranında azalttığını gösterdi. Evde beslenen kuşlarla ilgili daha önce yapılan araştırmalar, kuş tüyünün alerjileri önleyebileceğini göstermişti.

Araştırma çerçevesinde, çocukları yeni doğan 5 bin aileyle, çocuklar bir yaşına gelinceye kadar görüşüldü. Bir yaşına gelmeden her 5 bebekten birinde görülen egzamaya yol açan en önemli etkenin kalıtım olduğu biliniyor.

Peygamber yiyeceği hurma her derde deva

Araştırmalara göre kalbin dostu hurma diş çürümelerini önleyip, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yine bağırsak sistemini düzenleyen hurma ayrıca kansere karşı da vücudu koruyor.
Peygamber yiyeceği hurma her derde deva
İSTANBUL
Peygamber Efendimiz'in sofrasından eksik olmayan hurma Ramazan ayının gelmesiyle birlikte bizim de en çok tükettiğimiz yiyicekler arasında yer aldı. Özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden hurma sağlık açısından da son derece önemli bir meyve. Potasyum ve mineral bakımından oldukça zengin.Şeker, protein, lif ve yağın dışında 15 farklı mineral ve C, B1, B2, niasin ve A Vitaminleri içeriyorlar. Dişlerin çürümesini önleyen flor ve bağışıklı sistemini güçlendirerek kanser önleyici işlevi olan Selenyum gibi minerallerde hurmalarda bulunuyor.

YAŞLANMAYI ÖNLÜYOR

Yapılan bir araştırma hurmaların meyvesi ve çekirdeklerinden elde edilen özün, bir antibiyotiğin (gentamicin) neden olduğu böbrek hasarını azaltmada etkisi olduğu ortaya çıkardı. Bilim adamları hurmalardaki antioksidan (E Vitamini, askorbik asit ve melatonin) bileşiklerin bu korumayı sağladığını öne sürüyor.

Yine bir başka araştırma hurma palmiyesi özünün kırışıklık giderici yani yaşlandırma etkilerini geciktirici etkileri olduğunu ortaya koydu. Bunun nedeniyse hurma palmiyesi özündeki bitki hormonları. Araştırmaya göre içeriğinde yüzde 5 hurma palmiyesi özü bulunan kremi kullanan kadınların göz çevrelerindeki kırışıklık yüzeyi ve derinliği azaldı.

MİDE ÜLSERİNE İYİ GELİYOR

Bazı ülkelerde halk arasında mide ülserlerinin tedavisinde hurma kullanılmaktadır. Bir dergide yayınlanan araştırmaya göre, hurma farelerde mide ülseri şiddetini azaltıyor.Mide astarında hurmanın koruyucu bir görev yaptığı ve insanlarda da uygun olabileceği sonucuna varılmıştır.Potansiyel sağlık faydaları ve zengin hayati besinleri barındırması hurmaları hemen hemen ideal bir gıda haline getiriyor.Klasik tıp uygulamalarında hurmalar afrodizyak olarak da kullanılır. Hurma palmiyesi poleni bazı ülkelerde iktidarsızlık için kullanılır. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalara göre hurma özleri sperm sayısı ve hareketliliğini artıyor.

Araştırmalar göstermiştir ki farelerin mide ve bağırsak sistemi hurma verildiğinde hızlanmıştır. Bilim adamları lifli yiyeceklerin müshil etkisi olduğunu düşünüyorlardı. Hurmalardaki şeker ve melatonin içeriğinin bağırsak sisteminin hızlandırmasına da etki edebileceği düşünülüyor.

 

 

Hurmalı çörek

 

İÇİNDEKİLER:

3 kase un n 6 çay kaşığı kabartma tozu

1/2 çay kaşığı tuz n 75g tereyağı n 1,5 kase süt n 1 kase hurma

Hazırlanışı:

Bir kaseye unu eleyip, kabartma tozunu ve tuzu koyun. İçine doğranmış yağı ekleyinr yoğurun. Doğranmış hurmaları ekleyin ve tekrar yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar hızlıca karıştırın. Hamuru 12 eşit parçaya ayırın. Üzerlerine bir fırçayla süt sürün. 220 derecede 10 dakika ya da üzerleri kızarana kadar pişirin.

 

 

Hurmalı Cevizli Kek

 

İÇİNDEKİLER:

Çekirdekleri çıkarılmış 9 hurma ve 1 orta boy ezilmiş muz n 3/4 kase süt n 1/2 kase yağ

1/3 kase şeker n 2 kase kepekli buğday unu n 1 çay kaşığı zeytinyağı n 1 çay kaşığı karbonat n yarım kase ceviz parçası

Hazırlanışı:

Hurmaları ılık sütte ıslatın sonra blenderdan geçirin. Eğer muz kullanıyorsanız onu da ekleyin. Şekeri ve yağı katın karıştırın. Zeytinyağını ekleyin karıştırın. Un ve karbonatı eleyin ve hurma karışımına ekleyip karıştırın. Fırını 180 dereceye getirin ve kalıbı yağlayın. İçine dökün ve 35-40 dakika içine kürdan batırıldığında temiz çıkana kadar pişirin.

Migren en çok kimi etkiler?

Migren en çok kimi etkiler?
Migren en çok kimi etkiler?
Doç. Dr. İsmail Apak, migren hastalığının sosyo ekonomik durumları yüksek kişilerde daha sık görüldüğünü söyledi.

 

 

Diyarbakır Nöron Tıp Dal Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İsmail Apak migrenin zaman zaman kafanın bir yarısında meydana gelen ve 4 ile 24 saat arasında süren şiddetli baş ağrısı olduğunu belirterek, hastaların zamanzaman migreni oluşan diğer baş ağrılarıyla karıştırdığını bildirdi.

 

Beyindeki damarların genişleyip daralması olan migrenin 8 yaşında dabaşlayabileceğini ve 45-50 yaşına kadar sürebileceğini bildiren Doç. Dr. Apak,migren hastalığının kadınlarda görülme oranın erkeklerden daha fazla olduğunukaydetti.Hastalığın kişide bunaltıya neden olduğu ve ışık ile gürültüden kaçmaisteği yarattığını ifade eden Doç. Dr. Apak, şöyle dedi:"Migren genetik özelliği de olan bir baş ağrısı şeklidir. Kesin tedavisiolmayan rahatsızlığı, kriz döneminde hafif veya ağrıyı atlatmak ya da krizin sıksık gelmemesi için tedavi veriliyor. Kadınlarda migren menopozun ardından sonaeriyor. Stres, migrenin tetikleyici unsurudur. Yoğun stres altında kalankişilerde migren sık görülüyor. Kadınlarda adet dönemlerinde ortaya çıkabiliyor.Migrenin sosyo ekonomik durumu yüksek kişilerde görülme oranı çok daha fazla.Çünkü bu kişiler iş yaşamı nedeniyle daha çok stres yaşıyor. Bir kadının hem işhayatında çalışması hem de evde ev işleriyle uğraşmasını örnek verebiliriz.Yoksul kişilerde daha az görülüyor. Çünkü yoksul kişiler, iş hayatında yaşananstresten uzak kalıyor. Bu nedenle migren rahatsızlığı olan kişilerin stresin dahaaz olduğu ortamlarda bulunmalarında büyük yarar var."Doç. Dr. İsmail Apak, açlık ve uykusuzluğun migreni çok şiddetlitetiklediğini bu nedenle hastanın aç ve uykusuz kalmamaya özen göstermesiniisteyerek, "Migreni olan kişiler kırmızı şarap, soslu gıdalar, çikolata, sigara,çay, kahve, çerez ile yağlı gıdalardan uzak durmalıdır. Migren bazı hastalardageçici felç ve görme kayıplarına da yol açabiliyor" diye konuştu.

 

 

YOKSULDA "GERİLİM TİPİ" BAŞ AĞRISI OLUŞUYOR

Doç. Dr. Apak, kendilerine baş ağrısı şikayetiyle gelen hastaların yüzde80'nin de "gerilim tipi" baş ağrısı olduğunu bildirerek, sözlerini şöylesürdürdü:"Bu baş ağrılarının nedeni ekonomik sıkıntı nedeniyle bulunduklarıortamdan kaynaklanıyor. Kişinin yaşadığı günlük sıkıntılar baş ağrısına nedenoluyor. Maddi yetersizliğin yol açtığı aile içi geçimsizlikler, gerilim tipi başağrılarının oluşumunu sağlıyor. Bu ağrıların oluşmaması için kişinin yaşadığısıkıntılardan kurtulması lazım. Ancak bu da kolay bir durum olmadığı için kişibaş ağrılarını yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle tedavi sadece hekim ile ilgilikalmıyor. Hekimi aşan bir durum da ortaya çıkıyor."

Sağlıklı Yaşam İçin,Kadın sağlığı,Cinsellik, Güzellik, Kız, Genç, Aile, Diyet, Cilt, Moda, Kariyer, Ev, Yemek, Rejim,Sağlıklı yaşam , sigaranın zararları, adım ölçer, sağlı bilgileri, sağlık ve yaşam,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Şifalı Bitkiler,Sağlıklı Yaşam için Hareket Gerekli sağlık bilgisi,Sağlıklı Yaşam, Estetik ve Güzellik Merkezi,alkolsüz ve sigarasız sağlıklı yaşam hakkında bilgiler,ağlıklı yaşam, kadın sağlığı, sağlıklı beslenme, kadın siteleri,Sağlıklı Yaşam ,temizlik, bakım, genel sağlık,oruc tutmak ,Oruçluyken çektiğiniz baş ağrıları, nefes egzersizleriyle giderilebilir,Sağlıklı Yaşam İçin,Cinsellik, Sağlık, Kilo Verme, Kadın ve erkek saglıgı,Kadın hastalıkları, Kadın doğum, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık,